Yazar: Alıntı

Şadiye Dönümcü: Yaşamaya değer bir hayat yaşlıların da hakkı

Yaşlı nüfusun özellikle sağlık hizmetlerine olan talebi azalmayıp artacağından ülkeler yarın yaşayacakları ekonomik ve sosyal sıkıntılar için gereken önlemleri bugünden almak durumunda. “Bir Japon toplumu geliştirmek zorundayız”… Yaşlıların ikigai, ‘yaşamaya değer hayat’ ile “Narayama Türküsü” filminin geçtiği ülkenin, Japonya’nın başbakan yardımcısı ve Maliye Bakanı Taro Aso; nüfus küçülüp yaşam beklentisi büyürken demografik krizle nasıl mücadele edileceğine ilişkin tartışma sırasında buyurmuş: “Ülkede yaşlıların tıbbi bakımı için harcanan paralar devlete yük. Sayılı günü kalan kişilerin hayatlarının uzatılmasının bedelini Japonya hükümeti ödüyor. Yaşlılar, yaşamaya zorlanmamalı. Vergi mükelleflerinin yükünü hafifletmek için yaşlılar ölmekte acele etmeli. Devlete yük olmaktan nefret ettiğin ve keşke ölmek...

Devamı…

Özge Mumcu: Belleğimde mezar taşları

Bu yıl babam öldürüleli 20 yıl oluyor. Önceki gün, arkadaşım Önder ile, evin önündeki sinevizyonu hazırlarken bir yandan düşmemeye bir yandan da düşünmemeye çalışıyordum. Bugün yazıyı yazarken, düşünüyorum… 1987 Dikili konuşmasında, ağabeyim geçirdiği bisiklet kazası yüzünden dikişleriyle Burhaniye’de doktor olan Lemi Eniştemin yanındayken, ben altı yaşında oradaki çay bahçesinin uzak bir köşesinde bisikletten korkup annemle otururken, aslında o şunları söylüyor: “Şimdi, barış, demokrasi… İnsandan şüphelenmemek lazım önce. Memleketin yazarı, çizeri, aydını niçin bu memleketi bir kıyama süreklesin? Niçin? Ha siz, sizin kafanızda bir takım problemler varsa, siz ülkeyi bir takım ayrıcalıklarla dayanarak yönetmek istiyorsanız, aydınlar buna karşı çıkıyorsa, sorun...

Devamı…

Çorbaların Kardeşliği devam ediyor

Bianet’in “Çorbaların Kardeşliği” dizisi devam ediyor. Bu haftanın çorbası Xenia Nassar’dan Rum mutfağının gözdelerinden gerdan çorbası.  Anacığım Maria’dan öğrendiğim Gerdan çorbası genelde kış akşamlarında veya bir vefat arkasında evde verilen yemekte olmazsa olmaz bir çorbadır. Annem Maria’nın anısına… Malzemeler: 500 gr gerdan Yarım demet maydanoz 1 adet kuru soğan 1 adet havuç 6 su bardağı su 1 Fincan arpa şehriye 3 diş sarımsak 5 yemek kaşığı margarin 3 yemek kaşığı un 2 adet yumurta sarısı Yarım limon 1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber, tuz, karabiber Yapılışı: Soğan ve sarımsaklar soyulur. Soğanlar dörde bölünür. Havuçları soyup büyük parçalar halinde keselim.....

Devamı…

Doğuran mı anadır, büyüten mi?

Bir çocuğun biyolojik annesiyle, evlat edinen ailenin arasında gidip gelişiyle ilgili Yargıtay kararını gazetelerden okudum. Peki doğuran mı yoksa büyüten midir anne? Çocuk hakları aktivisti ve avukat Türkay Asma Çelen, Bianet için sosyal hizmet uzmanı Şadiye Dönümcü’nün sorularını cevapladı… Gazetelerden okudum Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin kararını: “Evlatlığın kendi ailesiyle soy bağı ilişkisi evlat edinmeyle ortadan kalkmaz. Ana-babasından ayrılmasına karar verilmiş çocuğun, kendi yüksek yararına aykırı olmadıkça ana-babasıyla düzenli biçimde kişisel ilişki kurma hakkı vardır. Ana-baba da çocuklarıyla düzenli şekilde kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir. Küçüğün evlat edinilmiş olması, gerçek ana-babanın çocuklarıyla kişisel ilişkisini keser ise de; gerçek ailesi ile...

Devamı…

Özgür Öztürk: Psikiyatrik açıdan cinsel saldırganlık ve tecavüz

Hindistan’ın Delhi şehrinde yaşanan ve 23 yaşında genç bir kızın ölümüyle sonuçlanan toplu tecavüz olayı, tecavüz ve cinsel saldırganlık meselesini tekrar dünya gündemine taşıdı. Olayın detayları hakikaten korkunç ve insanlığın, sınırları olmayan bir saldırganlıktan muzdarip olduğunu bize hatırlatacak cinsten… Kendimizi dünya üzerindeki uygarlığın kurucusu, en gelişmiş biyolojik varlık olarak düşünüp, sonsuz felsefi tartışmalar yapabiliyorken, CERN’de evrenin ortaya çıkışıyla ilgili karmaşık deneyler tasarlayabiliyorken, zavallı bir genç kızın sevgilisinin yanında, bir çete tarafından dövülerek tecavüz edilmesi, iç organlarının parçalanması ve bunların şehrin en kalabalık caddesinde bir otobüsün içinde gerçekleşmiş olması büyük bir tezat oluşturuyor gibi gözükse de tecavüz ve cinsel saldırganlığın...

Devamı…

Gebelere kış desteği

Gebelikte annenin doğru beslenmesi, bebeğin zihinsel, fiziksel ve bünyesel sağlığını, aynı zamanda da gebeliğin seyrini etkiler. Bu dönemde daha sağlıklı olmak için beslenmeyle ilgili ipuçlarını Diyetisyen Cansu Büyükbaş anlatıyor. Gebeliğin ilk aylarında folik asit ve B12 vitamin takviyesi çok önemlidir. Çünkü bu vitaminler bebekte oluşabilecek nöral tüp defektine karşı koruyucudur. Bu vitaminlerin en zengin kaynağı olan yiyeceklere baktığımızda; ıspanak ve diğer koyu yeşil yapraklı sebzeler, lahanagiller, kepekli tahıllar, tam buğday, somon balığı ve süttür. Özellikle kış aylarına denk gelen gebeliklerde bağışıklık sistemini düşürmemek çok önemlidir. Çünkü havaların soğuması bakterilerin ve virüslerin vücutta enfeksiyon yapmasını kolaylaştırır. Enfeksiyonlara karşı anne adayının...

Devamı…

Hasan Aksay: Berfo Ana ve Devlet Baba

Onun ilk kez ne zaman ağladığını tarih bile unuttu neredeyse. Ta 1908’de döktü ilk gözyaşlarını. Çünkü hayatın kuralıydı bu; doğarken ağlanması şarta bağlanmıştı. Ama ebesinden başka kimse duymadı onun ilk çığlığını. Zaten acı dolu karışık bir yıldı. İttihat ve Terakkiciler’in baskılarına dayanamayan II. Abdülhamit İkinci Meşrutiyet’i ilan ederken, Balkanlar isyanlarla sarsılırken, Avrupa’da yanardağlar patlarken ve Sibirya’ya göktaşları yağarken kimin umurundaydı kara kuru bir kızın doğması. Ve elbette hiç kimse, bu bebeğin öyküsünün kendilerini gömüp 105 yıl sonrasına, 2013’e kadar uzanacağını bilmiyordu. O zaman Ruslar’ın egemenliği altındaki Kars’a bağlı olan Göle ilçesinin (sonradan Ardahan’a bağlandı) Muzarat köyünde (şimdiki adı Çakırüzüm)...

Devamı…

Müge İplikçi anlatıyor: Zor konuları edebiyatla paylaşmak

Günışığı Kitaplığı, 15 Aralık 2012 tarihinde Irmak Okulları’nda “Eğitimde Edebiyat” başlıklı bir seminer düzenledi. Prof. Dr. Selahattin Dilidüzgün, Behiç Ak ve Müge İplikçi‘nin konuşmacı olarak yer aldığı seminerde edebiyatın bir çocuğun hayata hazırlanmasında nasıl bir rolü olabileceği konuşuldu. Günışığı Kitaplığı’nın da izniyle seminerde konuşulanları ilginize sunuyoruz. Üçüncü ve son metnimiz Müge İplikçi tarafından hazırlanan “Zor Konuları Edebiyatla Paylaşmak” başlıklı sunum. Pink Floyd’un The Wall albümü ve özellikle Another Brick In The Wall (Duvarda Bir Tuğla Daha) parçası, benim kuşağımın başkaldırı arketiplerinden biriydi. Özellikle, eğitimdeki tek tipliğin işlendiği sözler ve görüntülerin yer aldığı asıl video klibe, bir fırsatınız olursa bakmanızı...

Devamı…

Behiç Ak anlatıyor: Çocuklarda yazınsal ve görsel okuma

Günışığı Kitaplığı, 15 Aralık 2012 tarihinde Irmak Okulları’nda “Eğitimde Edebiyat” başlıklı bir seminer düzenledi. Prof. Dr. Selahattin Dilidüzgün, Behiç Ak ve Müge İplikçi‘nin konuşmacı olarak yer aldığı seminerde edebiyatın bir çocuğun hayata hazırlanmasında nasıl bir rolü olabileceği konuşuldu. Günışığı Kitaplığı’nın da izniyle seminerde konuşulanları ilginize sunuyoruz. İkinci metnimiz Behiç Ak tarafından hazırlanan “Yazınsal ve Görsel Okuma” başlıklı sunum.  Biz çocuk kitaplarını eğitim amacıyla yazmıyoruz. Fakat yıllar içinde eğitimciler bu konulara ilgi göstermeye başladıkça, çocuk kitapları da önemli olmaya başladılar. Yani, onların önemini artıran, fark edilmelerini sağlayan kişiler, eğitimciler oldu. Çocukların kitaplara ulaşması oldukça zor olsa da, eğitimciler bir bağ oluşturdular...

Devamı…

Prof. Selahattin Dilidüzgün anlatıyor: Edebiyat eğitiminden ne anlamalı?

Günışığı Kitaplığı, 15 Aralık 2012 tarihinde Irmak Okulları’nda “Eğitimde Edebiyat” başlıklı bir seminer düzenledi. Prof. Dr. Selahattin Dilidüzgün‘le birlikte gençlik edebiyatının değerli yazarları Behiç Ak ve Müge İplikçi‘nin de katıldığı seminerde edebiyatın bir çocuğun hayata hazırlanmasında nasıl bir rolü olabileceği konuşuldu. Günışığı Kitaplığı’nın da izniyle seminerde konuşulanları ilginize sunuyoruz. İlk metnimiz Prof. Dr. Selahattin Dilidüzgün’ün “Edebiyat Okurluğu: Farklı Türler, Farklı Okumalar” başlıklı sunumu. Yarın ve sonraki gün ise Behiç Ak ve Müge İplikçi’nin metinlerini paylaşacağız… Bu sene TÜYAP Kitap Fuarı’na gittiğimizde bir umut doğdu içimizde; çok kalabalıktı, önceki senelere göre gerçekten çok kalabalıktı… “Edebiyat okurluğu, farklı türler farklı okumalar”...

Devamı…

Uzunçorap'a e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.