Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), girişindeki küçük nilüfer havuzu, botanik ve heykel bahçesini andıran çevre düzenlemesi ve her zaman sanat tarihinin önemli isim, grup, tema ya da dönemlerine yer veren sergileriyle çocuklarla gezmek için eşsiz bir kültür mekanı.

Anish Kapoor İstanbul’da sergisi özelinde, sanatçının büyük boyutlu, renkli, malzeme ve teknik ayrıntı zenginliği içeren çalışmaları, çocukları farklı noktalardan yakalayabiliyor. Bahçede ilk karşılaştıkları aynalardaki yansımalardan, boşluk-doluluk, karanlık ve sonsuzluk yanılsamalarına değin serginin her durağı bir keşif alanına dönüşüyor.

Genellikle sergileri bizi yönlendiren basın bültenleri ya da sergi metinlerinden anladıklarımız üzerinden gezeriz. Çocuklar için ise durum biraz farklıdır. Atölye ya da sergi turlarına önceden rezervasyon yaptırarak gezenler dışındakiler -Anish Kapoor gibi doğası gereği sergi metni içermeyen sergilerde- bizlerin vereceği bilgilere ihtiyaç duyabilirler. Bu nedenle; sergi mekanı, serginin adı ve sanatçısı, kapsamı ve malzeme kullanımı gibi başlıkların altını doldurmak gerekebilir. Bu metin bir ‘Çocuklarla Anish Kapoor Sergisi Nasıl Gezilebilir?’ denemesidir.

Unutmayalım, çocuklar didaktik bilgiden hoşlanmıyor, bilgileri onlarla sohbet ederek aktarmak gerekiyor. Bilgilendirme yaparken çocuğun yaş grubuna uygun olanları seçerek vermek esas olmalı. Bilgilerin hangilerini ve ne kadarını vereceğimizi biz belirlemeliyiz. Üç yaşındaki bir çocuk Anish Kapoor ile ilgili bilgileri duymak istemeyebilir ama yapıtlarıyla iletişim kurabilir. Yedi yaşındaki bir çocuk ise, bazı yapıtlardaki ‘sonsuza gitme yanılsaması’yla çok ilgilenebilir.

Sergiye gitmeden önce SSM ve Anish Kapoor’a ait bilgileri şu linklerden ya da farklı kaynaklardan okuyabilirsiniz

http://muze.sabanciuniv.edu/tr/sayfa/muze-tarihi

http://www.anishkapooristanbulda.com

ANISH KAPOOR İSTANBUL’DA SERGİSİ

Bazı mekanlar, büyülü halleriyle daha baştan bizi içine alıverirler. Müzenin ilk durağı beyaz nilüferler, turuncu balıklar, kurbağalar ile kaplumbağaların birlikte yaşadığı küçük havuz.

“Nilüferi seven ressam hangisiydi, hatırlıyor musun?” sorusunun cevabı hemen “Monet!” oluyor. Peki ya turuncu balıkları kim resimlemişti? “Matisse, Matisse!” sesleri yükseliyor! Kaplumbağa Terbiyecisi’ni hatırlıyor musun? Hani Pera Müzesi’nde gördüğümüz Osman Hamdi Bey’in resimlediği kocaman tablo. (Sergiye gitmeden birkaç gün önce çocuklarımızla bu yapıtlarla ilgili küçük okumalar yapabiliriz).

Sanat tarihine burada böyle bir giriş yaptıktan sonra, müzenin kıvrımlı yolunda ağaçları ve heykelleri keşfediyoruz. Oğlum 3-4 yaşlarındayken ‘fıskiyeli müzeye gidiyoruz’ diyordum. Onun için o yıllarda burada sergilenen en inanılmaz yapıt, bitkileri döne döne sulayan fıskiyelerdi. Şimdi 5 yaşında, hala gözleri o fıskiyeleri arıyor, ama bir yandan da çalıların arasında büyük bir labirentin içinde olduğunu hayal ederek hoplaya zıplaya oynuyor.

Sergide Ön Plana Çıkarılabilecek Başlıklar:

Malzeme ve renk tutkusu (taş, ayna ve karışık malzeme),

Form merakı,

Optik illüzyonlar, içbükey/dışbükey kavramları

Sergileme zorlukları/mekanın farklı kullanımı

Kapoor’un karşımıza çıkan ilk işleri çocuklar tarafından ilgiyle izlenen bahçedeki AYNALAR. Çocuklar bu eserlerin etrafında dolanırken, kendi görüntüleri ile birlikte çevredeki her şeyin nasıl değiştiğini gözlemleyebiliyorlar. Sanatçı, içbükey ve dışbükey aynalar kullanarak tasarladığı bu yapıtlarında, dünyayı hem yansıtıyor, hem dönüştürüyor. Görüneni/gördüğümüzü farklılaştırıyor. Baktığımız görüntü aslında biz ve yapıt arasında sadece o ana ait bir biriciklik taşıyor, benzeri yok! Ve böyle sonsuz sayıda biricik görüntü elde edilebiliyor. Bunu heykelin etrafında dolanarak bir oyun haline getirebilirsiniz.

SSM’de yer alan yapıtlarında Kapoor en çok malzeme olarak TAŞ (mermer, granit, oniks, kaymaktaşı) kullanmış. Her taşı; formuyla, rengiyle, dokusuyla, damarlarıyla incelemek olanaklı. Taşın değişik katmanları, aslında geçmiş zamanın içine doğru da bizi yolculuğa çıkarıyor. Taşın milyonlarca yıllık oluşum süreci, sanatçının yorumuyla izlenebiliyor. Serginin küratörü Norman Rosenthal, sanatçının “büyülü objeler” olarak nitelediği heykellerinin bütün büyük sanat yapıtları gibi bir geçmişe ve aynı zamanda çağdaş zamana ait’ olduğunu düşünüyor. Yani zamansız ve sonsuz buluyor.

Sonsuzluk kavramı, duvarlar içine yerleştirilen mavi, kırmızı ve sarı içbükey formlu yapıtlarda karşımıza çıkıyor. Burada Kapoor yine bir illüzyon yapıyor, monokrom pigmentlerle renklerdirdiği içbükey formu sonsuza gidiyormuş gibi göstermeyi başarıyor. En iyi etkiyi yakalamak için defalarca denenerek bulunmuş renk ve form uyumu bize yapıtın yapım/atölye aşamasını düşündürüyor. Kapoor, yapıtlarını bir bilim adamı detaycılığıyla tasarladıktan sonra, asistanlarıyla birlikte yapıt ‘kusursuz’ hale gelene değin Londra’daki atölyesinde çalışıyor.

Bu yapıtların karşına geçen küçük büyük hemen herkes sürekli farklı açılardan bakarak eserin o duvara nasıl yerleştirildiği, nereye kadar uzandığı konularına açıklık getirmeye çalışıyor ve kesinlikle karşı konulamaz bir dokunma isteği duyuyor. (Bu nedenle bu yapıtların hemen yanı başında bir güvenlik görevlisi sürekli uyarı yapmak zorunda kalıyor). Eserlerin taşınması ve yerleştirilmesi konusundaki zorluklar bu noktada akla geliyor. Bu kadar büyük boyutlu ve ağır taşların nasıl taşındığını, sergi mekanının duvarlarının içine içbükey yapıtların nasıl yerleştirilebildiğini çocuklarla konuşmak keyifli oluyor. Giriş katta gösterilen belgeselleri izlemek cevapları bulmak açısından faydalı oluyor, ama küçük yaştaki çocukların izlemesi, belgesellerin dili ve süresi açısından pek mümkün görünmüyor.

Bir de duvarların içine yerleştirilen karışık malzeme kullanılarak yapılmış “Arkeoloji ve Biyoloji” gibi yapıtlar var. Bu derin oyuklar bize yine içimizi, yeraltını düşündürüyor. Bu yapıtlarda, sanatçının arkeolojinin katman katman inerek bilgiye ulaşma merakına benzer bir yaklaşım çıkıyor karşımıza. Çocuklarla gördüklerinin neye benzediği ve nasıl yapılmış olabileceği konusunda konuşun lütfen! Bu oyukların taşlardaki ya da aynalardaki diğer oyuklara benzeyip benzemediğini sorun! Böylece yapıtlar arası ilişki kurabilmelerini de sağlamış olursunuz.

Anish Kapoor sergisi 5 Ocak 2014 tarihine kadar devam ediyor. Müzenin çocuk ve gençlere yönelik atölyelerinden rezervasyon yaptırarak yararlanabileceğinizi hatırlatmak isterim.

Nihal Elvan Erturan

Yazı, radikal‘den alınmıştır.