Advertisement

Yazar: Uzunçorap

Levi's zehirliyor

Zara’yı, kimyasallar kullandığı gerekçesiyle deşifre eden Greenpeace, bu sefer de Levi’s için uyardı. Greenpeace tarafından yapılan açıklamaya göre, Levi’s jean ve t-shirtleri de çevreyi zehirleyen zehirli kimyasallar içeriyor. Levi’s ile ilgili test sonuçlarını açıklayan Greenpeace, Levi’s’ın tedarikçilerinin atık suları boşalttığı Meksika nehirlerinde zehirli ve hormon dengesini bozan kimyasallar bulduklarını duyurdu ve 501 bin kişinin Levi’s’ı detoksa ikna etmesi için kampanya başlattı. Yarım milyonun üzerinde kişinin sesini, kimsenin duymamazlık edemeyeceğini belirten Greenpeace, herkesi kampanyaya katılmaya davet ediyor. Greenpeace açıklamasında “Levi’s’ı, Zara’nın verdiğinden daha iyi bir detoks sözü vermeye ikna edelim. Levi’s’ın yarattığı kirlilik, ulaşmak istediğimiz ‘zehirsiz gelecek’ amacının yolunu tıkamamalı....

Devamı…

Adalet çocukları dinlemeyi bilmiyor

Ankara’da gerçekleştirilen Uluslararası Çocuk Adalet Sempozyumu’nda çocukların adli makamlar tarafından sorgulanma süreçlerinde ortaya çıkan sorunlar ele alındı. Sempozyumun, mağdur çocukların soruşturma ve kovuşturma aşamalarında dinlenmesi ile ilgili sunumunda, Ankara 10. Aile Mahkemesi’nden Psikolog Aygül Nalbant yaptığı araştırmayla ilgili bilgi verdi. Araştırmada, 62 sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve pedagogla gerçekleştirilen görüşmelerde, 60 uzman çocukların ifadelerinin adliyede savcının odasında, bir uzman çocuk izleme merkezinde, bir uzman da karakolda alındığını bildirdi. Uzmanların sadece yüzde 38’i çocukları ifadeye hazırlama olanağı bulduğunu, yüzde 39’u çocukların dosyalarını hiç incelemediğini, yüzde 23’ü her zaman, yüzde 23’ü de ara sıra inceleyebildiğini belirtti. Nalbant, çocukların ifadeleri alınırken kalabalık...

Devamı…

Türkiye'de 27 bin kayıp çocuk var

Türkiye’de 2008-2011 yılları arasında kaybolan çocuk sayısı 27 bini geçti. Bunların 16 bin 289’u kız çocuğu… Ülke genelinde yapılan bir araştırma, Türkiye’deki çocuk gerçeğini gözler önüne serdi. 81 ilde yapılan araştırmaya göre, 2008-2011 yılları arasında kaybolan çocuk sayısı 27 bini geçti. Kayıp çocukların 16 bin 289’u kız çocuğu. Aynı yıllar arasında bulunan çocuk sayısı ise 5 bin 974. Araştırmanın bir diğer dikkat çekici sonucu ise kurumlardan kaçan çocuk sayısı. Kurumlardan, son 4 yılda kaçanların sayısı 3 bin 227 iken, bunların bin 620’sini kızlar oluşturuyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ‘Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuklar’ konulu bir rapor hazırladı. Çalışma,...

Devamı…

Marx, Nazım Hikmet ve Tommiks artık özgür

Marx, Lenin, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Said-i Nursi ve Mahir Çayan’ın da aralarında bulunduğu şair ve yazarlara ait 453 kitapla ilgili 63 yıldır süren yasak kaldırıldı. Hakkındaki yasak kararı kaldırılan kitaplar arasında 1961 tarihli Tommiks çizgi romanı da var.  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün “Üçüncü Yargı Paketi” kapsamında yeniden değerlendirilmesi için gönderdiği “Yasaklı Yayınlar Listesi”yle ilgili incelemeyi tamamladı. Basın Cumhuriyet Başsavcısı Kürşat Kayral, 453 kitap, 645 gazete, dergi, broşür ve pankart üzerindeki yasağın kaldırılmasına karar verdi. Savcı Kayral, kararın gerekçesinde 3. Yargı Paketi’nde yer alan düşünce ve ifade özgürlüğü düzenlemelerini gösterdi. “Yasaklamaların kaldırılması, toplumda yeni bir beyaz sayfa...

Devamı…

Berfo Ana: Oğlumun kemiklerini alana kadar ölmeyeceğim!

32 yıldır, oğlu Cemil gelir dışarıda kalır diye kapısını kapatmayan, tanımaz diye evini boyamayan Berfo Ana, artık yataktan çıkamıyor. Tükenen ve ölüme meydan okuyan küçücük bedenine rağmen bilinciyle darbeci Kenan Evren’e meydan okuyor, “oğlumun mezarı bulunmadan, kemikleri verilmeden beni mezara koymayın” diye vasiyet veriyor. 12 Eylül askeri darbesinde gözaltına alınarak kaybedilen Cemil Kırbayır’ın annesi Berfo Kırbayır, 105 yaşında. Mide kanseri teşhisi konulan ve artık yataktan çıkamayan Berfo Ana, “Cemil’in mezarı bulunmadan, kemiklerini almadan ölmeyeceğim” diyor. “Ben başımı taşın üzerine koydum. Çocuğumun cenazesi gelene kadar beni gömmeyecekler. Çocuğumun cenazesi gelecek, ben göreceğim, beraber mezara gideceğim.” ‘Kenan Evren Berfo Kırbayır’ı kim...

Devamı…

Milli Güvenlik Konseyi tutanaklarında zorunlu din dersi

Eğitim elbette her dönemin en önemli problemi oldu. Gelen her iktidar, kendi geleceği için ne türden çocuklar istediğini düşünerek eğitim kurumlarını, dolayısıyla çocukların zihinlerini şekillendirmek istedi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra toplumu oluşturan tüm kurumlar olduğu gibi eğitim de büyük bir darbe aldı. Aşağıdaki tutanaklar, Birikim Dergisi‘nin önce 5 Mart 2008 tarihli sayısında ardından web sitesinde yeniden yayınlandı. Çünkü bu konu nedense bir türlü gündemden düşmüyordu. 12 Eylül 1980 darbesini yapan ve bugün yargılanmakta olan generaller, Milli Güvenlik Konseyi’nde zorunlu din dersinden ne murat ettiklerini konuşuyorlar. Tutanaklarda kaydedilen konuşmaları, güncel tartışmalarda kulağınıza çalınanlarla karşılaştırın. Eğitimi bir “ucuz işgücü” ve...

Devamı…

Evinizi yenidoğana hazırlayın

Eğer bebeğiniz doğmak üzereyse heyecan da dorukta demektir. Hele de ilk bebekse bir yandan tatlı tatlı endişeleniyor da olabilirsiniz. Elbette bunca zamandır kendinizi bu bebeğe hazırlıyorsunuz. Peki evinizi bebeğinize nasıl hazırlayacağınızı biliyor musunuz? İlk altı ay boyunca bebeğiniz sizin yatak odanızı paylaşabilir, özellikle emzirme sürecinde bu büyük bir kolaylık sağlayacaktır. Ancak hem bu odada hem de sonrasında onun için hazırlayacağınız odada birkaç basit düzenleme yapmanız gerekebilir. Fazlalıklardan kurtulun Odanıza şöyle bir bakın. Bebeğinizle ilgilenirken sizi oyalayabilecek, ayağınıza elinize dolaşabilecek, ikide bir toz almanızı, temizlik yapmanızı gerektirecek şeylerden bir süre için kurtulun. Kutulayıp bir yere kaldırabilirsiniz. Kimbilir bir kısmını tümüyle...

Devamı…

Uzakdoğulu ebeveynler neden endişeli?

Tayland’da yapılan bir araştırma, yetişkin çocukları başka şehirlerde yaşayan ebeveynlerin, onlarla aynı şehirde yaşayanlardan daha mutlu olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre bunun sebebi, aynı şehirde yaşamaya devam eden çocukların geleceğinden duyulan endişe. Tayland’daki Mahidol ve Thammasat üniversiteleriyle işbirliği içinde yürütülen araştırmanın yöneticisi Londra King’s College öğretim üyelerinden Dr. Melanie Abas, elde ettikleri sonuçlara ilişkin olarak şunları söyledi: “Yetişkin çocukları yaşadığı şehri, en azından mahalleyi terk eden ebeveynler, çocuklarıyla aynı mahallede yaşayanlara oranla daha mutlu. Tayland’da ve Çin’de yaptığımız araştırmalarda aşağı yukarı benzer sonuçlara ulaştık.” Tayland’da geleneksel olarak yaşlanan ebeveynlerin sorumluluğunu çocukların üstlendiğini kaydeden Abas, “Bu nedenle araştırmaya başladığımızda özellikle...

Devamı…

Doğum, kayıp ve yas hakkında

Küçücük bir kız çocuğuyken bile en çok istediğim şeydi anne olmak. Erişkinlik hayatım boyunca sabırsızlıkla bekledim bu anı. Ve nihayet hamile olduğumu hissettiğimde hayatımın en büyük sürpriziydi. Kocam da ben de habere çok sevindik. 20‘nci haftada çocuğumuzun bir kalp sorunu olduğunu öğrendik. Yıkıldık tek kelimeyle. Doktorlar bunun büyük bir genetik bozukluktan kaynaklandığını söylediler. Bu konuda bir çok insana danıştım, herkes beni gebeliği sonlandırmaya ikna etmeye uğraşıyordu. Böylesi bir şeyi aklıma bile getirmek istemiyordum oysa, içimde yaşayan bir şeyi nasıl alıp bir kenara atacaktım ki… Bebeği doğurmaya karar verdik. Gebelik ilerlemeye devam ediyordu, her şey daha iyi görünüyordu sanki. Doktorlar...

Devamı…

Detoks etkisi yaratan 10 film – I

Çocuğunuz abur cuburu biraz fazla kaçırdığında, bir süre meyve ve sebze ağırlıklı bir beslenmeyle dengeyi tutturmaya çalışırsınız. Peki sinemada abur cubura maruz kaldıklarında ne yapıyorsunuz? Salonda yedikleri patlamış mısırları ve şekerlemeleri kastetmiyorum. Onlara rekabetçiliği, başarı zorunluluğunu, tüketim zevkini, üstün güç merakını pompalayan; ileride mutlu olabilmeleri için uymaları gereken kesin kuralları belirleyen, bir bakıma özgür düşünme becerilerini kısıtlayan ve lunapark eğlencesi düzeyine indirgenmiş filmlerden bahsediyorum. Burada bir cadı avcılığına soyunacak değilim, o filmlerden çok var. Hatta öyleleri var ki, bazılarını çocuk yaştayken görmediğime şükrediyorum, herhalde mutsuzluk ve çaresizlik duygusundan perişan olurdum. Neyse ki çoğunluğun arasından sıyrılan çok iyi filmler de...

Devamı…