Advertisement

Yazar: Uzunçorap

Dünyanın farklı ülkelerinden kadınlar ve doğum çantaları

Doğum çantası, bebek bekleyen kadınların hamilelik sürecinde önemli bir yere sahiptir. Fakat, dünyanın bazı yerlerinde sınırlı imkanları olan hastanelerde doğum yapacak kadınların gazlı bezden eldivene kadar her şeyi yanında getirmesi gerekiyor. WaterAid adlı örgüt, su kıtlığının olduğu bölgelerde doğum yapan kadınların yaşadıkları zorluklara dikkat çekmek için geçtiğimiz günlerde dünyanın farklı yerlerinde yaşayan kadınlardan doğum çantalarını açmasını istedi. Açılan çantalarla birlikte, ülkelerin gelenekleri, batıl inançları ve ekonomik durumları da ortaya çıktı. Cathelijne Geuze (İngiltere) “Bebeğime ve kendime kıyafetler götürüyorum. Biraz abur cubur, e-kitap ve iPod’umu da yanıma aldım ama onları kullanabilecek kadar zamanım olacak mı, bilmiyorum. Su şişesini de unutmadım. İlk...

Devamı…

Uzaylı arkadaş

Bir çocuk varmış. Adı Kaan’mış. Kaan, kahverengi gözlü, sarı saçlı ve çok kötü bir çocukmuş. Hayvanlara işkence eder, yaşlılarla dalga geçer ve daha neler neler yaparmış. Kaan çok iri bir çocukmuş. Herkes ondan çok korkarmış. Bir akşam uyurken bir ses duymuş. Yatağından kalkıp bahçeye göz atmış, kocaman bir şey görmüş. Mekik ya da uzay gemisi diye düşünmüş. Gözlerine inanamamış. Elleriyle gözlerini ovuşturmuş. Mekiğe doğru giderken mekiğin içinden bir şey çıkmış. Kaan ona bakakalmış. Çizgi filmlerde gördüğü uzaylılarla aynıymış bu şey. Sormuş: – Sen de kimsin böyle? – Merhaba! Ben Berkan! – Sen Türkçe biliyor musun? – Ne sandın? –...

Devamı…

Bir trans çocuğun annesi anlatıyor: “Ben de sizin gibiyim”

Bilmenizi istediğim tek şey: Ben de sizin gibiyim. Hikayemizin sizlere tuhaf geldiğinin farkındayım. Akşam yemeğinde, oyun alanında, ofiste yüzlerinizi gördüm. Dört yaşındaki oğlumun kız olduğunu söylediğimi duyduğunuzda suskunlaşıp konuşmanızı kestiniz. Sizi suçlamıyorum. Sadece birkaç yıl önce, kaçımız bir çocuğun transseksüel olabileceğini düşünebilirdi ki? Sormak istediğiniz ve merak ettiğiniz her şeyi ben de sordum. “Bu kadar küçük bir çocuk kendisi hakkında böyle bir şeyi nasıl bilebilir?” “Ya bu sadece bir aşama ise?” Bu soruları enine boyuna düşünürken feminist arkadaşlarım bana şu soruları yöneltti: “Cinsiyet neden bu kadar önemseniyor?” “Neden çocuğun sadece çocuk olmasına izin verilmiyor?” Günlerce bu harika sorulara boşu boşuna...

Devamı…

Gebelik gelişiminde 40. hafta ve doğum

Bebeğin gelişimi hemen hemen tamamlanmış ve doğum için her şey uygundur. Bebeğin ortalama ağırlığı 3400 gramdır ve boyu 52 santimdir. Saçları ve tırnakları uzamaya devam eder. Her iki cinste de meme uçları oluşmuştur. Vücudunu örten verniks azalmıştır, bir miktarı görülebilir. Bebeğin bedeninin % 15’i yağdır. Yağ tabakları ısısını korumasına yardımcı olur. Ayrıca bebeğin bedeninin % 60-70’i sudan oluşmaktadır. Doğumda ilk ağlama sesi ile bebeğin akciğerleri hava alarak oksijenle dolar. Dış ortama uygun kan dolaşımı akciğerlerden de geçerek temizlenen kanı bütün vücuda yönlendirir. Bebeğin rengi pespembe olur. Doğumdan sonra akciğerleri halen gelişmeye devam eder, sürfaktan üretimi sürer, akciğerdeki hava kesecikleri açık tutulur....

Devamı…

Kumbara

Mart ayının ilk günüydü, bahar yağmurları başlamış, doğa kış uykusundan uyanıyordu. Zeyno ile Kaan bir akşam okuldan eve dönerken Zeyno’nun gözü önlerinden geçtikleri müzik aletleri dükkânın vitrinine takıldı. Vitrinde Zeyno’nun neredeyse boyu uzunluğunda, ahşap parlak yüzeyi ve asil görünüşü ile bir çello adeta Zeyno’ya gülümsüyor ve onun kulağına bir şeyler fısıldıyordu. Zeyno büyülenmiş gibiydi ve birden kardeşinin sesi ile kendine geldi: “Abla hadi geç kalıyoruz ve yeterince ıslandık zaten yağmurda, çabuk ol!” O gece, Zeyno’nun aklından o çello bir türlü çıkmadı, ertesi gün okula gitmek için sabırsızlanıyordu çünkü okula giderken yine çellosunu görecek, belki çello yine kulağına bir şeyler...

Devamı…

Sekiz yaşında bir çocuğun icadı: Petaloso!

Copparo’da bir ilköğretim okulunda okuyan sekiz yaşındaki küçük Matteo, ev ödevi için sıfatlar üzerine çalışmalar yaparken yeni bir kelimenin de yaratıcısı oldu. Ödev kağıdında hiç bilmediği bir kelimeyle karşılaşan Matteo’nun öğretmeni Margherita Aurora, öğrencisinin icat ettiği “petaloso” kelimesini çok beğendi ve Crusca Akademisi’ne gönderdi. Kelime, İtalyan dilinin korunması ve araştırılması amacıyla kurulmuş Floransa merkezli Crusca Akademisi tarafından onaylandı ve bir mektupla küçük çocuğa bildirildi. Bugüne kadar İtalyancada bulunmayan “Petaloso”, dilbilgisel açıdan bakıldığında çiçek yaprağı anlamına gelen “Petalo” kelimesi ve kelimeye “dolu” anlamını katan “-oso” ekinin birleşmesiyle oluşuyor. Daha çok insanın kullanmasıyla yaygınlaşacak kelimenin sözlüklerde yer alması bekleniyor....

Devamı…

Güller Prensesi

“Keşke güller gibi özgür olabilseydim” dedi Güller Prensesi. Muhafızlardan ötürü dışarı çıkmasına izin yoktu. Genç kız içeride kilitli kalmıştı. Babası da kızının güvende olmasını istiyordu. Güller Prensesi pencereden baktı ve baharın gelişiyle canlanan kıpkırmızı gülleri gördü. Günlerdir odasında kilitli kalan prenses artık dışarı çıkabilecekti; çünkü krallıkta şöyle bir kural vardı. Eskiden prenses küçüktü ama artık kural kalktı, çünkü büyümüştü. Arkadaşları Menekşe Hatun ve Ebegümeci Efendisi, Güller Prensesi’ni ziyarete gelmişlerdi. Güller Prensesi, Menekşe Hatununu ve Ebegümeci Efendisini sarayına davet etti. Güller Prensesi’nin odasına girdiler. Menekşe Hatun’un gözüne kitaplıkta bir şey takıldı. Bu büyük ve tozlu bir kitaptı. Güller Prensesi bu...

Devamı…

Parmak emme ile ilgili bilmeniz gereken 10 şey

Bir arkadaşım büyük bir endişeyle “Altı yaşındaki kızım parmak emmekten vazgeçmeyecek.” demişti. Bu kelimelerle daha önce çok karşılaştım. Aslında, destek grubumda, bazı endişeli ebeveynlerce ayda en az bir kez dile getirilen şeylerden sadece biriydi bu konu. Genellikle beni ilk çare olarak görmezlerdi, çoğu zaman kendi araştırmalarını yapmış, doktorlara sorup soruşturmuş ve bazı şeyleri denemiş olurlardı. Ben de genellikle bu tür konuşmaların dışında kalmaya çalışırdım; çünkü asıl cevap, hızlıca verilmiş birkaç cümleden daha fazlasıydı. Daha doğrusu, her ebeveynin parmak emme ile ilgili daha önce hiçbir yerde okumadığı ve bilmesi gereken şeyler olduğunu düşünüyordum. Kendi çocuklarım parmaklarını hiç emmediği için, bu...

Devamı…

Galaksiler arası macera

Duru, elinde en sevdiği kalemiyle bir şeyler karalıyordu. Ne yaptığını sormaya hiç gerek yoktu. Yaptığı şey çok açıktı.  Karalama defterine resim çiziyordu. Aslında resim güzeldi, şimdi neden karalıyordu diyeceksiniz. Sadece uzaydaki zımbırtıları çiziyordu. Göktaşları, yıldızlar, uydular, hepsini karalama gibi çizmişti. O sırada kapı çaldı ama nasıl çaldı: ding dong, ding dong… Bir türlü susmadı. Duru, gelenin Defne olduğunu bir çırpıda anladı. Defne’den başka kapıyı kim böyle çalabilirdi ki? Duru hızlıca koştu ve kapıyı açtı. Tahmin ettiği gibi gelen Defne’ydi, elinde bir oyuncak vardı. Duru, “yaşasın, roket yapacağız” diye bağırdı. Duru ile birlikte Duru’nun odasına koştular. Defne anlatmaya başladı: “Berrin...

Devamı…

Kolaycı annenin otizm günlüğü 02

Kendi İşini Kendi Görmenin Kolaycılığı: Küçük Ev “Sıkıntıdan intikam alıyoruz” Bize “Orada (köyde) sıkılmıyor musunuz?” sorusunu yöneltenlere P. Sollers’in Sabit Tutku‘sundan alıntı yaptık önceleri. Azıcık uzaktan, şehirden köye bakınca zaman uçsuz bucaksız görünüyor değil mi? “Zamanın altınını” bozdurup bozdurup yiyoruz gibi… Evet, bizim gibi işi ve şehri bırakıp, köye yerleşmişseniz parayı zamana çevirmeyi başarmışsınızdır. Şimdi kendi işinizi kendinizin görmenin vakti gelmiştir. Gelirken hesap basitçe şudur: İhtiyacım olanı almak için çalışacağıma, ihtiyacım olanı yaparım. Hiç de fena düşünülmemiştir. Kendi zamanınızın efendisi olmaya hazırsınızdır; zaman ipleri sizin elinize verirse… Bizim kendimize ayırdığımız ilk gerçek mesai barınma konusu ile başladı. Arazimiz bir...

Devamı…