Yazar: Gökçe Altunay

No photo please!

Eskiden (ki çok eski değil) fotoğraf çekmek bir meraktı. Profesyonel olmayan bir sürü insanın gönül verdiği, bütçesi elverdiğince makina alıp, gezilere çıktığı hayatlarının parçası olan bir unsurdu. Artık telefonlarımızda bir sürü kompakt makinadan daha iyi bir kamera var ve sosyal medya ögeleri sayesinde o fotoğrafları çekmekle kalmayıp umumla paylaşabiliyor ve beğeniler, yorumlar alabiliyoruz. Bence buraya kadar durum şahane, çünkü bir şey tekele alınmayınca gelişme ve öğrenmenin parçası oluyor. Niyeti olana tabii. Lakin, çok mühim bazı unsurlar atlanıyor. Madem niyetlendik konuyu kurcalamak, eğitime açık olmak gerek. Fotoğraf nedir, kompozisyon nedir, ışık nedir vb. basit konuları öğrenmek gerekiyor ki her sanal...

Devamı…

Kimsin sen?

Kimsiniz siz? Yani biri size bu soruyu sorsa nasıl cevaplarsınız? Öncelikli sıfatlarınız nedir? Merhaba, ben Ayşe’nin, Rıza’nın annesi, Mehmet’in karısı, Hüseyin ile Fatma’nın kızı gibi birisi üzerinden tanımlıyor musunuz kendinizi? Peki bu, sakat bir durum değil mi sizce? O kişi hayatınızdan bir şekilde çıkıp giderse ne olacak? Hala o kişinin o şeyi olmaya devam edeceksiniz belki, ilişkiler varlığımızı oluşturuyor, şekillendiriyor elbette ama sebebi midir? Anne olan kadınların ciddi bir kısmı çocuktan önceki hayatlarının nasıl olduğunu hatırlamıyorlar. Valla. O kadar sık rastlıyorum ki bu cümleye. İnsan nasıl hatırlamaz ki kendi geçmişini? Ben bu cümle ile karşılaşınca şöyle hissediyorum. Pek yoktun demek...

Devamı…

Gezginbiraile: Berrak, Sefa ve Nefes

Instagram’daki coco_tribe ve gezginbiraile hesaplarının sahibesi, hthayat.com’daki Tarçınlı zencefil köşesinin yazarı Berrak Çiftçi ile normalde aramızda üç kilometre var iken taaa Goa’ya gidince söyleştik. Neden? Çünkü, yavaş hayat kurbanıyız. Pek güzel ve tedirgin ebeveynler için zihin açıcı bir muhabbet oldu. Hep diyoruz, gene deriz. Kendinizi ve çocuklarınızı eve kapatmayın. Ev öldürür. Çok gezen bilir. Sıkıcılık suçtur. Naber Berrak? Nasıl gidiyor Goa’da hayat? Selamlar! Buradakilerin deyimi ile namaste! Goa’da hayat benim için şahane. Burada günlük hayatımız şöyle, şu sıralar yeni öğrendiğim motor kullanmanın keyfini çıkartmaya çalışıyorum. Sabah erken motor turu atıyorum. Misal, bu sabah kocaman inek ve keçi sürülerinin arasından geçmek zorunda kaldım. Burada...

Devamı…

Memleket neresi?

Nerede doğduğumuz ve büyüdüğümüz bizim kim olduğumuzu belirleyen unsurlardan biri. Oranın coğrafyası, dili, kültürü varlığımıza, davranışlarımıza aksediyor; bizi biz yapıyor. Bazen içinden çıkıp kurtulmak istediğimiz bazen sıkı sıkıya tutunup kaybolmasın istediğimiz alışkanlıklar beklentiler. Olumsuz bir sınırlılık arz ediyor bazen, benimsenmiş ve ötesi düşünülemeyen bir akıl tutulmasına sebep oluyor bir yerden olmak. Kendimden şöyle biliyorum. Ana baba tarafından bir köyüm, kasabam yok, bir yerden gelen tarhanam yok, halk oyunu bilmem, geleneksel yemek bilmem… Bunlar benim olmak istediğim yer ve çocuklarımın ait olmasını istediğim yer açısından büyük avantaj.  Dünya benim, bizim. Küçük düşünüp, birilerinin gösterdiği kalıba sığmak zorunda olmamalı. Lakin, bağlara,...

Devamı…

Doğum kilolarından nasıl kurtulursunuz?

1. Emzirerek. Bu konuda bir problem var ise kabullenip devam ederek. 2. Konuyu dert edip kafaya takmayarak. Herkesin şartları ve metabolizması farklı. Kıyaslayıp asabınızı bozmayın. Ayrıca kadın dergilerinde ve sosyal medyada pompalanan muhteşem vücutlar saçmalığına pabuç bırakmayın. Sağlıklı olmanız gerekiyor, 34 beden değil. 3. Acele etmeyerek. Altı aydan sonra gerçek gerileme başlıyor. Üstelik durum sadece dışarıdan göründüğü gibi de değil. Fizyolojik olarak rahim en az 4-5 ay sonra eski haline kavuşuyor. Psikolojik olarak ise lohusalık 40 gün değil en az altı ay ve hatta bir sene sürüyor. 4. Özellikle ilk 3 ay yemeyeceğim diye kasmayarak ama şuursuzluğa da varmayarak. O...

Devamı…

Yeşim Büber anlattı: İki çocuk ile teknede yaşama dair her şey

Aydın’da doğmuş Yeşim. Oyuncu. 1996 yılından beri onu tanıyoruz ve seyrediyoruz. 2004 yılında İnşaat filmindeki rolü ile 9. Sadri Alışık Ödülleri, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazanmış. 2006 yılında Mehmet Aksın’la evlenmişler. Mehmet, 1992 yılında reklam filmlerinde görüntü yönetmenliği yapmaya başlamış. Birçok ödülü olan Mehmet’in adı, mesleğinde en iyiler arasında geçiyor. Biz onlarla Gümüşlük’te beraber oynamaya çalışan çocuklarımız sayesinde tanıştık. Sonra Facebook’ta arkadaş olunca ortak arkadaşlarımız, kesişenlerimiz, dertlerimiz olduğunu daha iyi anladık. Bu arada çocuklarla teknede yaşadıklarını fark edip bu konuda bir konuşalım istedim ama aramızda o sırada 8 km. olmasına rağmen, denk düşemeyip sanal bir söyleşi yaptık....

Devamı…

Yas

Ben çocuklu bir insan olduğumdan beri bakkal, pazar, market, gündüz kahvesi, gece rakısı vb. işler dışında bir yere çocuksuz gitmedim. Bu yüzden, sonbaharda bir haftalığına alayım sırt çantamı İstanbul’a kaçayım, arkadaşlarımda kalayım, sabahlar olmasın oooh… dedim. Evet arkadaşlarımı özledim ve heyecan verici idi ama eee? Yani uzun zamandır yapılmamış bir şey olmasına rağmen aslında pek ilginç de değildi. Daha önceki yıllarda bin tane versiyonu bizatihi yapılmıştı filan. O zaman dedim ki kendime: “kızım kıçının üzerinden aktivistlik yapma, kendi kendine dövünüp kendine daha da kızıp kendini dövme, git bir işe yara” Nereye? Suruç’a, mülteci kampına. “Hem oralı olan hem de...

Devamı…

Nuray Erdemli'ye sorduk: Kültürel normlar ve yarattığı şişkinlik

Google’a “kadınlar gaz” yazarken gelen/çıkan cümlelerden biri “kadınlar gaz çıkarır mı?” Ay yok daha neler! Hiç olur mu? Kaka yapmadığımız gibi asla osurmuyoruz da! Etrafınızda karnının şişkinliğinden, gaz ve kabızlık sıkıntısından dert etmeyen kadın var mı? Bağırsak hareketlerini aktifleştirici ürün reklamlarının da hep kadınlara yönelik olduğunun farkında mısınız? Peki, tam tersi bir durum olan “ay cayır cayır osuruyor yanımda!” şikayet repliği tanıdık mı? The Married Kama Sutra adında matrak ve gerçekçi bir illüstrasyon kitabı var. Bu kitaptaki pozisyonlardan biri de “Normların Değişimi”. Aşağıda yer alan görsel bize konunun kültürle bir ilgisi olduğuna dair bir ipucu veriyor. Ben de bir...

Devamı…

Yenidoğanın neye ihtiyacı yok listesi

1. Kalabalığa, hasta ziyaretçilere, öpücüklere, ilgisiz babalara. 2. “Bırak ağlasın, kucağa alışır” fikrine ve zikrine. 3. Sarılık diye zırt pırt kanının alınmasına. 4. Özel dekore edilmiş, tekstile ve ıvır zıvıra boğulmuş bir odaya. 5. Hamur gibi yoğurulup, çeşitli kılıklarda fotoğrafının çekilmesine. 6. Oyuncağa. 7. Anne sütü dışında bir içeceğe, yiyeceğe, vitamine. (gerekli durumlar hariç elbette) 8. Aşırı soğuk ya da aşırı sıcak ortamlara, eve kapatılmaya, kırk kat giydirilmeye, yorgana, yastığa. 9. Alt açma mobilyası ve arkadaşlarına. Kıpırdamaya başlar başlamaz işe yaramaz oluyor o yüksek eşya. Her yerde alt değiştirme becerisini kısa zamanda kazanacaksınız zaten. 10. Dev bebek eşyası çantasına....

Devamı…

Ev işi kimin işi?

Efendim, bu çocuk kısmının büyüsün de bakkala yollayalım diye yapıldığına dair bir tevatür var. Cevap veriyorum, bakkal da neymiş? Sen aylarca yıllarca taşı, yedir, içir, temizle, uyut, ne o bakkala gidip ekmek alacak ve konu kapanacak. Yok yeaa! Ben bu konuda “Ağaç yaşken eğilir” eğitim yöntemini benimsedim. İlyas (4,5 yaş) ayaklanmaya ve motor kabiliyetleri gelişmeye başladığından beri kendisini ev işlerine ortak ediyorum. Şimdi Samed de ayaklandı ve laftan anlamaya başladı (16 aylık) diye artık ufak ufak ona da iş yaptırıyorum. İşin makarası bir yana bunu elzem gördüğüm için yapıyorum tabii; yardıma ihtiyacım olduğu için değil. Zira yaptıkları bazen destekten...

Devamı…

Uzunçorap'a e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.