Huffingtonpost’un blogger annelerinden Rhiana Maidenberg bir annenin neler ve kimlerle karıştırılabileceğini ve neden karıştırılmaması gerektiğini yazmış…

Benim canım patavatsız çocuklarım,

Yaklaşık beş buçuk yıldır, benim iş tanımıma ilişkin çarpık bir anlayış geliştirdiğiniz. “Anne” olarak hayat boyu sürecek bir kariyere başlamak üzere imza attığımda, özgeçmişime yeni bir takım beceriler eklemek zorunda kalabileceğimi bilmiyordum, hele bu beceriler arasında uzman burun silicilik ve güvenilir çöp imha edici gibi maddeler olacağını hayal bile edemezdim.

Kafa karışıklığınızı anlayabiliyorum. Bir dönem için bu işlere kendim gönüllü oldum. Ama artık anlamanızın vakti geldi: İmzaladığım o sözleşmede bütün bu işleri sonsuza kadar yapacağım yazmıyordu.

Sizi kanımın her damlası kadar seviyor olmakla birlikte, bazı davranışlarınızın bedensel kapasitemi aştığını belirtmek zorundayım. Özellikle kimi bedensel sıvılarınız ve “hemen şimdi” ile başlayan ya da biten talepleriniz bazen dayanılmaz olabiliyor. Bazı görevlerimden istifa ettiğimi belirten istifa mektubumu kabul etmenizi saygılarımla arz ederim:

1. Temizlik bezi: Gömleğim beyaz olabilir, ama gördüğünüz gibi kağıt mendilden yapılmış değil. Bir dahaki sefere mendile ihtiyaç duyduğunuzda, sizi en yakın mendil kutusuna yönlendirmekten mutluluk duyacağım.

2. Fincan tutucu: Herhangi bir zaman diliminde ellerim boş olsa bile bu size hizmete hazır olduğum anlamına gelmez. Müsaadenizle sizi masa kavramıyla tanıştırmak istiyorum.

3. Diş kaşıyıcı: Küçük bir bebekken, dişleriniz çıkmaya başladığında verdikleri acıya aldırmıyor, hatta sevinçle karşılıyordum. Ama artık yeter. Bundan böyle beni ısırmanıza müsaade edemem.

4. Şoför: Sizi her gün okula, jimnastik salonuna ya da yüzmeye götürüyor olabilirim. Siz arka koltukta şişenizden suyunuzu okuyup, kitabınızı okur ya da oyuncaklarınızla oynarken bana hiçbir şey ödemek zorunda da değilsiniz. İşte bu yüzden, “Anne arkadaşımın evine gitmek istiyorum şimdi” deme hakkına da sahip değilsiniz.

5. Özel uşak: Yalnızca en yüksek düzey aristokratların özel uşakları olduğunu hatırlayın. Siz canlarım, kont ya da kontes değilsiniz ve ben de hizmetçiniz değilim. Çoraplarınızı kendiniz çıkartabilirsiniz.

6. Olimpiyat hakemi: Oturma odasından mutfağa kimin daha önce koşabileceğiyle gerçekten ilgilenmiyorum, ayrıca kimin su altında daha çok kalabildiği yarışmasında hakemlik yapmak da istemiyorum. Eğer her türden kardeşlik ilişkisini yarışa dönüştürmek niyetindeyseniz, vaktimi öbür odada geçirmeyi tercih ederim.

7. Armut koltuk: Koltuğumda oturuyorum. Süper enerjik çocuklarımla geçirdiğim günün yorgunluğunu atmaya çalışıyorum. Bu pozisyonu almam, aranızdan birinin hem de en hazırlıksız olduğum anda midemin üzerine oturması için davetiye çıkarmak anlamına gelmiyor. Lütfen bedenimde sizden geriye kalan canım göbeğimi üzerinde hoplayıp zıplayabileceğiniz bir aletle karıştırmayın.

8. Devletlu yemek tadıcısı: Kimse sizi haşlanmış ıspanakla zehirlemeye kalkışmaz. Lezzeti fena değildir. Yiyin yeter.

9. Tuval: İskoçyalı genlerim cildimin bir tuval kadar beyaz olmasına neden olmuş olabilir. Ama o benim cildim. Mümkünse yağlı boyayla boyanmamayı tercih ederim. Benim yerime bir parça kağıt kullanabilirsiniz.

10. Şipşak aşçı: Pekki bu akşam yaptığım yemek o kadar da eğlenceli değildi. Ben de bezlerinizde bana verdiğiniz hediyelerden memnun değildim. Ne olur bir akşam da yaptığım yemekle yetinseniz.

11. Makyaj modeli: Bir zamanlar yüzüme canınızın istediği resimleri yapmanıza izin veriyordum. Tabii zihnime de. Ama artık yeter. Kendi makyajımı kendim yapmak istiyorum.

12. Çöp kutusu: Anlıyorum, küçücük mideleriniz çocuk menülerindeki onca şeyi yemeyebiliyor. Karnınızı doyurduktan sonra kalanları “annem de ister” diyerek bana yedirmek istiyorsunuz. Fakat canlarım ne yazık ki canlarım, bluzumdaki yemek artıklarına bakıp aslında bir çöp kutusu olduğumu düşünerek yanılıyorsunuz.

Şimdi, umuyorum ki aramızdaki yanlış anlamalara bir son vermeyi başarabiliriz. Artık izninizle gidip babanızın çamaşırlarını katlayacağım. Ayrıca en kısa zamanda ona da bir mektup yazacağım.

Daima sizin,

Anneniz