Sonuçta iş hayatı bu, ne bekliyordun?”, “Sen de her şeye itiraz etme”, “Koca işyerinde niye tek sana yapılıyor”… Yakınmaya başlayınca böyle cümleler duymuş çoğu. Sonra “Neden ben?” başlamış. Neden işyerinde kasıtlı ve sistematik biçimde birini başarısız, savunmasız, aciz pozisyona düşürmek için bir yıpratma operasyonu hayata geçirilir?

Mobbing ya da işyerinde psikolojik taciz için Türk Dil Kurumu’nun önerisi ‘bezdiri’. Günlük dile oturacak mı göreceğiz. İnsan denen canlıya, kapitalizm denen sisteme dair çok şey anlatan bir süreç aslında mobbing. Dikey işleyişini tarif etmek daha kolay; yöneticinin bir çalışanını işten atmak yerine, istifa etmesini sağlamak için şirket maliyesinden ego cimnastiğine uzanan türlü sebebi olabilir. Size becerinizin altında ya da fiziksel gücünüzün çok üzerinde vazifeler verilir, şartsız memnuniyetsizlik ve aşağılama vardır, hak eksilterek cezalandırılmak istenirsiniz.

Linç psikolojisi
Bir de yatay mobbing var. Kriter sayılabilecek mevki, maaş, tecrübe açısından eşit konumdaki mesai arkadaşlarından birinin diğerini bezdirme gayreti bu. Kimi zaman kariyerizm, mevki sahibi olma hırsı, çevrede rakip görülen kişiyi sinsi usullerle oradan ‘sürme’ arzusu doğurabiliyor.

Ama illa böyle bir hesap kitap da şart değil. Başlatan bir kişiyken uygulamada destekçi birden artabiliyor. Hakkınızda çıkarılan dedikodunun yaygınlaşması için de dışlanmanın, yalnızlaştırmanın hayata geçebilmesi için de insana ihtiyaç var çünkü. Ve birileri bunu bazen yöneticisine hoş görünmek için tercih ediyor, bazen sadece kötücüllüğünden. Bir tür linç psikolojisi. Zayıf olanı biz de ezelim. O yüzden biraz organize bir suç gibi geliyor bana. Zaten bazen sadece etnik, dinsel, cinsiyet kimliği temelli ayrımcılık olabiliyor mobbing’in sebebi.

Mağdurların çoğu kadın ve üniversite mezunu. Mobbing’i kanıtlama ve hukuki süreç zor olduğundan, bununla üniversite mezunları uğraşıyor demek daha doğru. Yoksa çalışma koşullarının esnek ve güvencesiz olduğu kimi küçük işletmelerde, taşeron şirketlerde bezdirmenin hası günlük kaide neredeyse. Fakat oralarda çalışanlar için itiraz daha güç tahmin edersiniz ki…

Mobbing hapı
Müjde, Borçlar Kanunu’na eklenen 417. madde bugün yürürlükte! Ne diyor: “İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak, saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür.”

Fakat “…kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir” şeklinde bitmesine rağmen doğrudan yaptırım içermiyor.

www.mobbingeson.org üzerinden şekillenen, partiler ve örgütler üstü yeni bir kampanya var. Mobbing TCK’de tanımlansın, kamuda ve özel sektörde önlemler alınsın istiyorlar. En mühimi de mağdurlar yalnız hissetmesin; psikolojik ve hukuki destek alabilsin. Geçen cumartesi ‘Mobbing’e Son Konferansı’nda mücadele yöntemleri konuşulurken ağlamadan hikâyesini bitiren azdı. Mobbing’i kanıtlamak kolay değil. En az haftada bir sıklığında ve altı ay süreli olmalı gibi evrensel kıstasları mevcut. Mağduriyet de (şu an için) İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın psikiyatriyle ortak verdiği raporla kanıtlanabiliyor. Açılacak davanın nasıl sonuçlanacağı belli değil yine de.

Adli Tıp’ta her başvuranı en az iki saat dinleyen uzman hekim Cüneyt Cenger anlattıkça anlıyorsunuz ki onlarınki de zor mesai. Bir, ‘performans kriterleri’ geçerli olan sistemde bu tür hekimliğin bezdiriciliğinden söz ediyor. İki, sadece ‘Müdür bana şunu dedi’ diyerek gelenlerden biraz yakınıyor.

Raporun ederi iki yıl önce 40 TL’yken şu anda 805 TL bu arada. Tamam, ilk görüşmede hikâyenizde mobbing olma ihtimali yoksa bu parayı vermiyorsunuz ama neticede sistem çalışıyor. Kapitalizm, mobbing hapı, mobbing terapisi, mobbing savunma sanatları kursu falan da geliştirir yakında.

Pınar Öğünç / Radikal