İsmini vermek istemeyen bir Uluslararası Af Örgütü araştırmacısı anlatıyor…

Tanklar, bombalar, silahlar nadiren görülür çocukların resimlerinde, kanlı bir yüze ise neredeyse hiç rastlamazsınız. Fakat Suriyeli mültecilerin kaldıkları bir köydeki çocuklara verdiğim kağıtlara çizilen resimler hiç de sıradan çocuk çizimleri gibi değildi.

Suriye-Lübnan sınırındaki Arsal Camii’nde 50 Suriyeli aile kalıyor. Bir yandan kaçışın verdiği şokla başetmeye çalışırken, bir yandan da kaldıkları caminin bu kadar büyük bir kalabalığa ev sahipliği yapmaya uygun olmamasından kaynaklanan sorunlarla başetmeye uğraşıyorlar.

Najib, Humus yakınlarındaki Al-Qusayr köyünden bir tarım işçisi. Anlatacağım hikayeyi ben de ondan dinledim:

“Suriye ordusu al-Qusayr’a saldırdığında bizim mahalleyi de vurdular. Sokaklarımızda ellerindeki silahlarla insanlara ateş eden askerleri gördük. Çocukları alıp kaçtık. Nereye gideceğimizi bilmiyorduk, silah seslerini duydukça korkumuz artıyor ve yalnızca koşuyorduk. Şehrin dışındaki boş arazilere ulaştık ve bulabildiğimiz ağaçların altına sığındık. Bu şekilde 10 gün geçirdik. Olup bitenleri düşündükçe dehşete kapılıyorum.”

Najib’in ailesi sınırı geçip Arsal’a ulaştıklarında kalabilecekleri bir yer yoktu. Bir hafta boyunca sokakta yattılar, nihayet caminin bodrum katına inen merdivenlerin altında kalabilecekleri söylendi onlara.

Najib devam ediyor anlatmaya:

“Hastayım, böbreklerim iyi değil. İş bulsam çalışır para kazanırım, ama iş yok. Allah’a şükür diğer Suriyeli ailelerle birbirimizi tanıyoruz ve birbirimize yardım etmeye çalışıyoruz. Eşim hamile, altıncı ayı. Sezeryan olması gerekiyor. Bu da 800 bin Lübnan Lirası demek. Bu kadar param yok. Bir buçuk yıldır çocuklarım okula gitmiyor. Ne zaman okula dönebileceklerini de bilmiyorum. Kimi kuruluşlar varmış yardımcı olan, ama burada kimseye rastlamadım.”

Suriye’ye kaçan ailelerden kimileri yaz boyunca okul binalarında kaldılar. Ama nihayet sömestr başladı ve buralardan çıkarıldılar. Onlar yüzünden kiraların arttığını söyleyen Lübnanlılar, Suriyelileri bir an önce şehirlerinden göndermek istiyorlar. Ancak onlar da nereye gitseler aynı sorunla karşılaşacaklarını biliyorlar.

Bu koşullar altında mülteci çocuklara verilmesi gereken destekten söz etmek bile hem uluslararası kuruluşlar hem de yerel kurumlar nezdinde lüks gibi görünüyor. Oysa yaşadıkları travmayı atlatmak için bir an önce okula dönmeleri ve psikolojik destek almaları gerekiyor.

İşte bütün bu koşullar altında ellerine geçen birkaç kağıt parçasına çizebildikleri tek şey savaş.

Kaynak: Amnesty.org