Advertisement

Yazar: Uzunçorap

Bir iktidar projesi: Prangalı kadınlar*

Son haftalarda kadın ve aile üzerine AKP orijinli üst üste gündeme gelen haberler hem “kurum” olarak ailenin toplumsal mühendislik projelerinin ne denli gözde bir alanı olduğunu hem de tahakküm ve iktidar ilişkilerinin nasıl “yuva” ve “aile saadeti” romantizmi arkasına sığınarak doğallaştırıldığını ifşa ediyor. Başbakan malum epey uzun zamandır yeni evlenen çiftlere üç çocuk tavsiyesinde bulunuyor. Totaliter sistemlerin iki savaş arasında tavizsiz uyguladığı pro-natalist (doğumu teşvik eden) nüfus politikalarını çağrıştıran bir eda ve üslupla kimi zaman “tavsiye”nin de ötesine geçiyor; üç ve üzeri çocuk sahibi olmayı vatanseverlik göstergesi ve siyasal ikbal için bir nevi liyakat kriteri haline getiriyor. Bu durumun...

Devamı…

“Roboskî Müzesi” kuruluyor!

Türk Hava Kuvvetleri’ne ait F-16 savaş uçaklarının hava saldırısı ile Şırnak’ın Uludere İlçesi Roboski Köyü’nde 19’u çocuk yaşta 34 insanın öldürüldüğü Roboski Katliamı’nın ikinci yıldönümü yaklaşıyor. “Adalet, adaletsizliğin olduğu yerden yükselir” sloganıyla bir araya gelen bir grup aktivist, acıları dinmeyen Roboski’de bir müze kurmak için girişimde bulunuyor. Şimdilik “Roboski Müzesi” olarak adlandırılan projenin tanıtıldığı ilk basın toplantısı Ankara’da Mülkiyeliler Birliği’nde gerçekleştirildi. Roboskî Müzesi Girişimi adına açıklama yapan Çağrı Çakır, Roboskî’de 19′u çocuk 34 kişinin katledilmesiyle ilgili hala sorumluların yargılanmadığını belirtti. Çakır, “Bombalama emrini kimin verdiği hala açıklanmadı, kimse hakkında dava açılmadı” dedi. Aileler başta olmak üzere halkın adalet beklentisine...

Devamı…

İkiz çocukları olan kadın ve adamlara karından sorulan sorular

İkiz bebeklerle şenlenen evlerden bizim ev. Fikri güzeldi, zamanında “asla!” demiş olmama rağmen, sonradan umarsızca sanki hep çok istemiş hissine büründüm. Akabinde bile isteye bekledik pavuryaları. 38 hafta boyunca yüzlerini merak ederek yaşadım ben. Her şey yolunda gitsin diye çok diledim. Zamanı geldi, öyle ya da böyle bedenimdeki misafirlikleri bitti ve halaylarla geldiler evimize, bize ve hayatımıza. Aralarında bir santimetre ve 10 gram fark vardı pavuryaların. Bade 45 cm. ve 2580 gr. Barış 46 cm. ve 2590 gr. Günler geçti, aralarındaki boy ve kilo, duygusal ve motor beceri farkları da değişkenlik gösterdi. Giderek dört kişilik ailemizi idrak etmeye başladım....

Devamı…

Yıldız Ramazanoğlu: Ali’nin Özgül Ağırlığı

Başka’nın belirişi diyebileceğimiz yeni yüze, canımdan bir parça olmasının ötesinde, insanın ilk dakikalarına şahit olmak heyecan vericiydi. O hem torunumdu hem de idrak manasında ilk insandı benim için. Ey yedi yaş / ey yola çıkmanın şaşılası anı / senden sonra ne varsa / çılgınlıklar bilgisizlikler yığınında geçip gitti Furuğ Ferruhzad Torunumun yüzünü gördüğüm anda yaşamın bambaşka bir evresine geçtiğimi anladım. Doğar doğmaz insanı bir daha bırakmayacak olan açlık duygusunu açığa vurmuş, incecik ağıtıyla bitkin kızımın kollarına bırakılmıştı. Dünyaya gelmenin şevki, şaşkınlığı, kırgınlığı bütün bedenini kaplamıştı ama benim ilgimi çeken yüzdü. Başka’nın belirişi diyebileceğimiz yeni yüze, canımdan bir parça olmasının ötesinde, insanın ilk dakikalarına şahit olmak heyecan vericiydi. O hem torunumdu hem de idrak manasında ilk insandı benim için. Kendi çocuklarımı narkozdan ayılana kadar görememiştim, bu onları ancak dünya kıyafetlerine bürünmüş ve yatışmış olarak görebilmem demekti. Yüzün tezahürü ‘ilk söylem’ gerçekten de Emmanuel Levinas’ın Başka’nın İzi yazısında anlattığı gibi. Ali’nin yüzü hiçbir kültürel süsleme barındırmayan bir sadelikle tamamiyle mutlak bir alandan kopup gelmişti. Tümüyle yabancı diye tanımlanan geldiği yer, onu hiç yoktan var eden Tanrının katıydı elbette. Kendi çocuklarımda iş güç ve telaşelerden gözlemleyemediğim birçok şeye, Ali’nin tezahür alanında varoluşunu inşa edişine mesela, yakînen muttali oldum. Hayatta kalmak, yürümek, konuşmak, müdahil olmak, inisiyatif almak için verdiği nice sonsuz mücadeleler. Burada sadece annesinin bir yurt dışı seyahati sırasında benimle birkaç gün kalan Ali’nin, üç yaşına merdiven dayamış bir küçük prensin hassasiyetlerinden,...

Devamı…

TÜRVAK çocuklar için "Mutlu Yıllar- Çılgın Kartpostallar" atölyesi düzenliyor!

TÜRVAK Sinema-Tiyatro Müzesi “Çocuklar için kuşağı”nda Aralık ayına özel “Mutlu Yıllar-Çılgın Kartpostallar” atölyesi düzenliyor. Katılım için rezervasyon yapılması gerekiyor. Yaş grubu: 5- 10 yaş Atölye süresi: (2 saat Müze gezisi ve atölye) 28 Aralık 2013 Cumartesi, 12.30 ve pazartesi hariç hafta içi her gün okul grupları, en az beş kişilik özel gruplar Atölye katılım bedeli: 25 TL Detaylı bilgi ve rezervasyon: Aslı Canan Yılmazsoy Türvak Sinema- Tiyatro Müzesi Yeniçarşı Caddesi, No: 24 Beyoğlu 0212 245 80 92...

Devamı…

Bir bebek, bir köpek ve sıradışı bir dostluk…

Her şey geçtiğimiz yılbaşında blog yazarı anne Jessica Shyba’nın büyük çocukları Jack ve Zoe’nin New York’ta bir Noel Baba’dan köpek dilemesiyle başladı. Shyba ailesi birkaç hafta sonra yerel hayvan barınaklarını araştırdı ve bir köpek yavrusunu sahiplendi. İki aylık yavru köpek Theo yeni ailesiyle birlikteliğinin üçüncü gününde ailenin en küçük ferdi olan Beau’ya uykularında eşlik etmeye başladı ve ikili arasında etkileyici bir dostluk oluştu. Anne Shyba, bu ilginç dostluğu instagram hesabında çektiği fotoğraflarla paylaşmaya devam...

Devamı…

Hamileliği boyunca her gün dans eden kadın: Mary Helen Bowers

Balerin Mary Helen Bowers hamileliğinin son günlerine kadar her gün inanılmaz bir kıvraklıkla ve nefes kesici bir zarafetle dans etti. Hamileliği boyunca dans etmenin ona dengesini sağlama konusunda yardımcı olduğunu ve gebeliğin oluşturduğu sırt ağrılarını da önlediğini söyleyen Bowers kendi instagram hesabında yayımladığı bir fotoğraf serisi ile de gebeliğinin aşamalarını gözler önüne serdi. 33 yaşındaki Bowers “Dans ettiğim zaman bebeğimin de benimle dans ettiğini bilmek beni mutlu ediyor. Yaptığınız her şeyi küçük bir canlının sizinle paylaşması harika bir duygu.” diyor. Doktorlarının onayı ile gebeliğinin dokuz ayı boyunca dans eden ve çalışmalarını aynı hızla sürdüren Bowers gelecek hafta ilk çocuğunu dünyaya...

Devamı…

Çocuklar hem yazacak hem çekecek

Mersin Sinema Derneği (MERSİNEMA) çocuklara yönelik düzenleyeceği hikaye yarışmasını çocukların çekeceği filmlere dönüştürerek bir belgeselde toplayacak. “Kardeşimin Filmi” isimli proje 8-13 yaşları arasındaki çocukların katılacağı “Yaz Filmini” başlıklı öykü yarışmasıyla başlayacak. Bu yarışma sonucunda dereceye giren 10 çocuk kendi filmini yapmaya hak kazanacak. Projenin son ayağını ise bu filmlerin toplanacağı “Kardeşimin filmi” belgeseli oluşturacak. Farklı kültürlerdeki çocukların kardeşlik duygularını görünür kılmayı amaçlayan projenin ilk ayağı için başvurular 1 Ocak 2014’e kadar devam edecek, yarışmanın sonuçları da 10 Ocak’ta açıklanacak. Proje kapsamında Mersin’de 300 bin çocuğa ulaşmayı hedeflediklerini anlatan Korkmaz, çocukların gözünden yeni bir bakış açısı ortaya çıkarmayı amaçladıklarını ve...

Devamı…