Advertisement

Yazar: Uzunçorap

Sevan Nişanyan: Çocuk yemeği ve oyuncağı çocuğu eblehleştirir

Yale Üniversitesi ve Columbia Üniversitesi’nde tarih, felsefe ve Güney Amerika Siyasal Tarihi üzerine eğitim gördü. Bir süre çalıştı, sıkıldı ve dünyanın birçok farklı bölgesini gezerek seyahat kitapları kaleme alma yolunu seçti. 1998 yılında Küçük Oteller Kitabı‘nı ilk kez yayınladı. Bu kitapla Türkiye için yayınladığı seyahat kitapları serisi başlamış oldu. Sonrasında İzmir’in Selçuk ilçesinin Şirince köyüne yerleşerek, otelcilik yapmaya başladı. Şirince’nin tanıtımı için çalışmalar yürüttü, eski ev restorasyonunda uzmanlaştı. Şirince’de yıkılmakta olan evleri, yapı ve iskan ruhsatı olmadan restore ettiği gerekçesiyle 2002 yılında 10 ay hapis yattı. Bu dönemde Türkçenin etimolojisi üzerine, “Sözcüklerin Soyağacı: Çağdaş Türkçenin Etimolojik Sözlüğü” ve “Elif’in...

Devamı…

Bir hayvanım olsa, hayatıma renk katsa…

Gizemli yazarımız Ada Haliloğlu’na ulaşmak epeyce bir uğraş gerektirdi. Ama sonunda kendisini bulmayı başardık. Ada kendisini daha yakından tanımak isteyenler için bizimle bir kaç fotoğrafını ve hayatının kısa bir öyküsünü paylaştı. Devamında ise Ada’nın Uzun Çorap için yazdığı son yazısı var. Keyifli okumalar… “10 yaşındayım.15 Haziran 2002 tarihinde doğdum. Tek çocuğum. Annemin adı Esmeray babamın adı Teoman. Boşandılar. Annem ekonomist ama şu anda ev kadını. Babamsa elektrik elektronik mühendisliği okumasına karşın Marport’ta bilgisayarlarla ilgilenen bölümün müdürü. İstanbul’da yaşıyorum. ENKA Okulları’nda 4.Sınıfım. Yazı yazmak ve kitap okumak çok hoşuma gidiyor. BİLSEM’e yani İstanbul Bilim ve Sanat Merkezi’ne gidiyorum. Buranın geçen...

Devamı…

Pek faideli tıbbi bilgiler!

Necip Türk milleti TV’ye çıkıp da “O otu yeyin, bu meretin suyunu için…” deyu ünleyen ve de (hatta) bazısı pirefüsür felan da olan zevatı pek sever, onları bağrına basar, menşur eder ve de hatta zengin ede der… Bizim halkımız (‘L’ Leman derken ki gibi inceltilip söylenecek) da anneannelerinden, babaannelerinden nakledilen bilgiler ışığında, hastalıklara karşı savunma mekanizmaları geliştirmiştir: Mesela, dünyanın hiçbir yerinde “Taşa oturursan amel olursun” gibi bir öğreti yoktur! Ya da efendime söööliyim, “Terli terli su içilmez boğazın şişer” gibi fevkalade akademik bir bilgi, sadece Türklerin dağarcığında vardır. Bir çocuğa astım tanısı koyduğunuzda, ailenin yaptığı 4 şey vardır: 1....

Devamı…

Ensefalit (Beyin iltihabı) nedir? Doç. Dr. İhsan Kafadar cevapladı.

Ensefalit yani beyin iltihabı, beyin dokusunun ani olarak ortaya çıkan iltihaplı bir hastalığıdır. Çoğunlukla beyin zarları iltihabı yani menenjit ile birlikte görülür ve meningoensefalit adını alır. Bazen omurilik de olaya katılır ve meningoensefalomiyelit adını alır. Birincil ensefalit olarak adlandırılan beyin iltihapları virüsün girdiği yerde çoğalması ile karakterize ensefalitlerdir. Postenfeksiyöz ( enfeksiyon sonrası) ve postvaksinel (aşı sonrası) ensefalitler olarak adlandırılan diğer grubu ise bir nedene ikincil olarak gelişmiş ensefalitler oluşturur. Ensefalit etyolojisinde en sık herpes grubu virüsler...

Devamı…

Ve Necdet isyan etti: "Ben olsam kat'iyyen kadınları mebus yapmam. Sonra Millet Meclisi kadınlar hamamına döner"

1930 yılı, 25 Nisan tarihli Cumhuriyet gazetesi. Haber 23 Nisan etkinlikleriyle ilgili. Onca fukaralığın arasında gürbüz çocuklar elbette örnek olarak gösteriliyor. Şimdiki gibi obezite denen bir problem yok. Ve 1 haftalığına Türk Ocağı Başkanı olan küçük Necdet B. ülkenin gidişatı hakkındaki sorulara yanıt veriyor. En çarpıcı açıklaması ise şu: “Ben olsam kat’iyyen kadınları mebus yapmam. Sonra millet meclisi kadınlar hamamına döner”. Açıklamanın devamında kendisi gibi 1 haftalığına yetki alan “devlet adamları”nın icraatlarını eleştiriyor. Necdet sonrasında nasıl bir hayat yaşadı, ne işler yaptı bilmiyoruz ama büyüdüğünde fikirleri hala değişmemişse parlak bir siyasi kariyer sahibi olmuş olabilir. Kim...

Devamı…

Alparslan Akkuş: "Babalık, dünyanın mutluluk veren tek endişesi"

Alparslan Akkuş, 1974 Ankara’sında, toplumsal olayların ortasına doğdu. Liseyi Samsun, üniversiteyi İstanbul’da bitirip, Kanal E ve NTV’de editör olarak çalıştı. ATV ve Show TV’de haber müdürlüğü yaptı. Şimdi CNN Türk’te editör. Özge’nin eşi, Ela’nın babası. Çubuklu sevdalısı. Daha önce İletişim Yayınları’ndan çıkan, “Dünya Kupası” ve “Samsunspor” kitaplarında yazıları yer aldı. Popüler Tarih, Radikal Futbol ve Takvim’de yazarlık yaptı. Fotoğraftan da anlaşılacağı üzere koyu Fenerbahçeli. Bir de üstüne roman yazarı: Hayy Kitap’tan çıkan, “Kaderle Zar Atılmaz” romanı kısa sürede ikinci baskıyı yaptı. Kaç yaşında baba oldunuz? Planlı mıydı? 36 yaşında. Evet planlıydı. Öğrendiğinizde ne hissettiniz, yakınlarınıza ne zaman, nasıl söylediniz? Çok sevindim,...

Devamı…

Deniz'in karnabaharla imtihanı

Bebek denen türün yaygın alışkanlıkları arasında sebze yememek var sanırım. Ya da bana o sürüm denk geldi. Dolayısıyla Deniz’e sebze yedirmek için gösterdiğim gayreti bilime gösterseydim Madam Curie olurdum(!) Sıradaki level karnabahar yedirme level’ı. Kızartma yememeye, yedirmemeye gayret ediyorum. Deniz’le beraber ek gıdaya geçtiğim için ondan ne kalırsa silip süpürüyorum! Hem o sağlıklı beslensin hem ben süpürürken kilolarca yağ yutmayayım istiyorum. Düşünüp taşınıp şöyle bir tarif uydurdum. Karnabaharları haşladım, korkunç kokusu gitsin diye sudan geçirdim. Kıymayı; soğan, yeşil biber, kırmızı biber, domates ve baharatlarla kavurdum. Domatesi bol olmalı, kuru olmamalı. Üçüncü olarak beşamel sos yaptım. 1 yemek kaşığı tereyağı,...

Devamı…

Süt çocuğunda aşı uygulamaları

Aşı uygulamaları, aşı olanın minimum dozla en kısa sürede maksimum koruyuculuk kazanacağı bilimsel olarak bilinen takvimlere uygun olarak yapılır. Aşıların çoğunluğu enjeksiyon şeklinde, az bir kısmı ağız yolu ile yapılır. Burun yolu ile ve yiyecekler ile aşılama çalışmaları yapılmaktadır. Her ülke kendi risklerine göre aşı takviminde bazı düzenlemeler yapmaktadır. Bu düzenlemeler o ülke için öncelikli olan ve olmayan hastalıklara göre belirlenir. Bu düzenlemelere göre bazı aşılar hiç uygulanmazken, diğer ülkelerde uygulanmayan bazı aşılar yapılır veya aşı uygulama dozları risklere göre değişebilir. Örneğin; bazı ülkelerde verem aşısı rutin aşılama takviminde yer almazken, bazı ülkelerde rutin olarak uygulanmaktadır. Bu konudaki örneklerden bazıları Hepatit A aşısı,  Meningokok C aşısı, Tifo aşısı, Japon ensefaliti aşısı, kene-kaynaklı ensefalit aşısıdır. Bazı aşılar, hastalığın bulunduğu ülkelerde yaşamamasına rağmen o bölgeleri ziyaret edeceklere de önerilir. Bir grup aşı, anneden geçen koruyucu proteinler nedeniyle bebekte yeterli koruyuculuk sağlayamadıklarından belli yaştan sonra uygulanır. Bir yaş altında uygulanan aşıların tamamı büyük çoğunluğu tek doz ile koruyuculuk vermezken, bazı aşılar hangi yaşta uygulanırsa uygulansın, birkaç doz uygulandığında istenen düzeyde koruyuculuk ancak elde edilir. Bir yaş sonrasında uygulanan bazı aşılarda tek doz uygulama yeterli iken,  bazı aşıların yeterli koruyuculuğu devam ettirebilmek için her 5-10 senede bir tekrarlanması gerekir. Genel itibarı ile gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yeni doğan bebekler, doğumu takip eden birkaç gün içinde Hepatit B virüsüne karşı aşılanarak aşı uygulamaları başlamış olur. Bazı ülkelerde verem aşısı da doğumu takip eden...

Devamı…

Kokular, gürültüler, görüntüler ve bizi bizden eden tahammülsüzlüğümüz

Şehirlerarası otobüste bir bebek ağlaması ya da bebekten yükselip ince ince insanın burnuna dokunan naif bir b.k kokusu ya da ortalık yere kusan bir bebecik… Sonra otobüsten gelen “off pufff” sesleri. En nihayeti, “kadın sustursana çocuğunu uyumaya çalışıyoruz” diyen birileri. Anneden gelen başka bir ses: – Napıyım çocuk uyumuyor! – O zaman otobüse binme sen de çocukla! Bir belediye otobüsü, ve otobüse binmiş bir gurup liseli, ergen tip. Borozan gibi çirkin sesler ve bir türlü bitmek bilmeyen kahkahalar… Gürültü dediğin böyle çıkartılır işte! Peşinden yine aynı “off”, “pufff” ve “gençler sessiz olun”… Birkaç gün önce Uzun Çorap’ta 13 yaşındaki...

Devamı…