Sağlık

Çocukluk çağında sık görülen bulaşıcı döküntülü hastalıklar: KIZAMIKÇIK

Etkeni yine bir virüstür. Genellikle hafif seyirli bir hastalıktır. Solunum yoluyla bulaşır. Temastan 15-18 gün sonra hafif, bazen fark edilmeyen ateş, kırgınlık, iştahsızlık, öksürük, ense ve boyundaki lenf bezlerinin şişmesi gibi belirtilerin ardından, yüzden başlayıp vücuda yayılan pembe renkli döküntüler belirir. Döküntüler kızamığa göre daha hafiftir ve daha kısa sürelidir. Döküntü 2-3 gün kadar sürer. Bu hastalık çocuklarda çok hafif seyretmesine rağmen, hamile kadınlara özellikle gebeliğin ilk aylarında bulaştığında doğacak bebekte zeka geriliği, göz sorunları gibi ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle özellikle kız çocuklarının doğurganlık çağından önce aşılanması gerekir. Aşılanmamış hamile kadınların döküntülü hastalık geçiren çocuklarla teması önlenmelidir....

Devamı…

Çocukluk çağında sık görülen bulaşıcı döküntülü hastalıklar: KIZAMIK

Etkeni bir virüstür. Bulaşması hava yoluyla yani ağızdan yayılan damlacıklarla ve hastaların eşyalarıyla olur. İlk 6 ayda anneden geçen antikorlar koruduğu için daha çok 6 aydan büyük çocuklarda görülür. Hastayla temastan yaklaşık 10 gün kadar (kuluçka dönemi) sonra ateş, nezle, öksürük, gözlerde kızarıklık ve çapaklanma gibi bulgular başlar. Daha sonra öksürük şiddetlenir, bu dönemde ağızda yanak içlerinde koplik lekeleri denen beyaz lekeler görülür, bunu takiben yüzden başlayıp gövdeye, kol ve bacaklara yayılan kırmızı döküntüler oluşur. Döküntülerin başlamasından yaklaşık 3 gün sonra ateş düşer ve döküntüler solmaya başlar. Bulaşıcılık; ilk belirtilerin başlangıcından, döküntülerin kaybolduğu döneme kadar 8-10 gün sürer. Kızamık...

Devamı…

Ağrısız doğum (epidural anestezi, spinal anestezi)

Doğum eylemi annenin fazlasıyla ağrı çekmesine ve fizyolojik stresine neden olmaktadır. Son yıllarda doğum ve çıkım için bölgesel anestezi tekniklerinin kullanımı dünyanın pek çok yerinde yaygınlaşmıştır. Güncel lokal teknikler iyi uygulandıkları takdirde anne ve bebekte riski minimale indirip, hızlı ve neredeyse tam bir ağrı kontrolü sağlarlar. Epidural anestezi hem normal hem de sezaryen ile doğumların son derece konforlu ve keyifli geçmesini sağlayan, 30 yıldır yaygın bir şekilde güvenle uygulanan modern bir tıbbi yaklaşımdır. Anestezi uzmanı bir doktor tarafından uygun ilaçların verileceği kateter bel bölgesindeki omurgaların arasından girilerek dura denilen zarın üstüne yerleştirilerek uygulanır. Etki elde edebilmek için 20-30 dakika gereklidir. Doğum ağrısını kontrol altına almanın en etkili yöntemi olmakla birlikte sadece bu amaçla kullanılmaz. Sezaryen başta olmak üzere bel seviyesi altında yapılan pek çok ana cerrahi girişim epidural anestezi eşliğinde yapılabilir. Epidural anestezi normal doğum eyleminde kasılmalar düzenli hale geldikten sonra ya da rahim açıklığı 4 santimetreye ulaştığında yapılabilir. Kasılmalar düzensiz ise ya da erken dönemde uygulanır ise kasılmaların durmasına neden olabilir. Epidural anestezide en önemli faktör işlemi yapan anestezi uzmanının bu alandaki deneyimidir. EPİDURAL ANESTEZİNİN AVANTAJLARI : • Ağrısız doğum mükemmel bir yöntemdir. • Genel anesteziye göre komplikasyon riski daha azdır. • Annenin bilinci açıktır. Sezaryen sırasında bebeğini kucağına alabilir. • Uygun zamanda takıldığında normal doğumun konforunu artırır ve ilerlemesini kolaylaştırır. EPİDURAL ANESTEZİNİN OLASI ZARARLARI: – En sık görülen yan etki ani tansiyon düşmesidir. – Anestezinin olmaması ya...

Devamı…

Kırklı yaşlarda gebelik ve riskleri

Kadınlar bu yaşa kadar neden çocuk sahibi olmuyorlar, kariyer mi ön plana çıkıyor yoksa başka bir neden mi sizce? Son yıllarda kadının toplumdaki yeri ve önemi dramatik şekilde artmıştır. Mesleki ve eğitim ile ilgili hedefleri giderek önem kazanmıştır. Bir yandan güvenli, etkin ve kolay ulaşılabilir doğum kontrol yöntemleri bir yandan da küretajın yasallaşması ile kadınlar üreme fonksiyonlarını kontrol edebilme şansını yakaladılar. 1958 de Uluslararası Kadın Doğum Uzmanları ve Jinekologları Derneği (FİGO) 35 yaştan sonraki gebelikleri yaşlı gebelik olarak tanımlamışken, MESH Index Medicus için bu kavramı kadın sağlığındaki iyileşme ve yaşam beklentisinin uzamasını da göz önüne alarak 40 yaş üzerindeki gebelikler için kullanmıştır. Bütün bu faktörler ile “çağın gereği” de denilebilecek şekilde kadınlar ileri yaşlarda gebeliğe yönlenmektedirler. 40 yaşından sonra hamile kalan kadınlar daha çok normal yollardan mı yoksa tedavi sonucu mu hamile kalıyorlar? Son 30 yılda birçok ülkede ilk doğum yaşı 20’li yıllardan 30’lu yaşlara kaymıştır. 1980’li yıllara kıyasla 2000’li yıllarda 30 yaşın üzerinde ilk doğum oranı üç kat, 35 yaşın üzerinde 6 kat ve 40 yaş üzerinde 15 kat artmıştır. Yaşla birlikte doğal yollar ile gebelik şansı azalmaktadır. 20 yaşında doğum kontrol yöntemi kullanmayan, düzenli ilişkiye giren ve çocuk isteyenlerin yüzde 20’si başarıya ulaşıyor. Bu oran 30 yaşında yüzde 15′e ve 35 yaşında yüzde 10′a iniyor. 40 yaşında ise bu oran yüzde 5′e iniyor. Üremeye yardımcı (tüp bebek gibi) tedaviler ve özellikle yumurta bağışı ile başkasının yumurtası kullanılarak...

Devamı…

Genç ve diş

Gençlerde ağız ve diş sağlığı erişkinlerle aynı şekilde planlanabilir. Günde iki defa, kahvaltı ve akşam yemeği sonrası diş fırçalanması, diş ipi uygulanması ve altı aylık rutin diş hekimi kontrolleri ile hedeflenen sağlık düzeyi idame ettirilebilir. 18-20 yaşlarına doğru 3. büyük azı dişleri (20 yaş dişleri) en arka bölgelerde sürmeye başlayacaktır. Günümüzde 20 yaş dişi ile ilgili problem yaşayan birey sayısı çok fazladır. Genelde kabul gören teoriye göre evrim geçiriyoruz ve çene kemiklerimiz atalarımızınkine göre küçülmeye başlamış durumda. Bu sebepten, 32 adet sürekli diş için çenemizde yeterli yer olamayabiliyor. 20 yaş dişleri normal çıkabildikleri gibi yarı gömük ya da tam gömük şekilde de yer alabiliyorlar. Bu problemler karşısında en çok tercih edilen tedavi diş çekimi oluyor. Gömülü diş operasyonu sırasında rejyonel anestezi yeterli olsa da bazı hastalarda bıraktığı olumsuz anılar ömür boyu kalıcı olabiliyor. Travmatik olabileceği düşünülen vakalarda sedasyon (sedatif ilaçlarla ağır uyku hali sağlanması) yardımıyla çok daha rahat ve ayrıca sedasyonun unutturucu etkisi ile “kötü anısız” bir müdahale...

Devamı…

Çocuk ve diş

Ortalama 2,5-3 yaşlarında tüm süt dişleri tamamlandıktan sonra çocuklar için özel yapılmış küçük başlıklı, yumuşak kıllı fırçalar ile fırçalama alışkanlığının kazandırılması için çocuklara ayna karşısında kendi dişlerini fırçalamaları öğretilir. Hatta ebeveynler de onlara eşlik edip bu işi eğlenceli hale getirebilirler. El becerileri yeterli olmasa da diş fırçalama alışkanlığının bu yaşlarda kazandırılması son derece önemlidir. 1,5-2 yaşlarından itibaren çocukların ağızlarında bir rahatsızlık yokken diş hekimi ile tanışmaları gerekmektedir. Tedavi gerektirecek bir işlem yapılmadan diş hekimiyle tanışmak ve rutin kontrollerle bu ilişkiyi güvenli bir alışkanlık haline getirmek “diş hekimi korkusu” olmayan bir birey yetiştirmek için son derece önemlidir. Süt dişlerinin aralarında...

Devamı…

Bebek ve diş

Süt dişleri genelde bebek altı-sekiz aylıkken sürmeye başlar. Süt dişlerinin 1-2 ay önce veya sonra sürmesi endişelenecek bir durum değildir. Sadece diş hekiminize danışmanız yeterli olacaktır. Süt dişlerinin sürmeye başlamasıyla beraber bir gazlı bezle öğünler sonrası dişlerin temizlenmesi uygun olacaktır. Bazen bebekler dişli doğabilirler. Bu dişin emzirmeye engel olması durumunda doktorunuz uygun bulursa doğumdan itibaren ilk üç gün içinde hiç bir anestezi uygulanmadan dişi ağrısız bir şekilde ağızdan uzaklaştırılabilir. Genelde ilk olarak alt ön dişler ağızda görünür. Süt dişlerinin sürmesi sırasında bebeklerde tükürük salgılanmasında artış, sert besinleri yerken rahatsızlık ve hafif bir keyifsizlik olabilir. Bunlar doğal belirtilerdir ve dişler...

Devamı…

Demir eksikliği anemisi (kansızlığı)

Hemoglobin, kırmızı kan hücrelerine (eritrosit) rengini veren ve oksijenin kanda taşınmasını sağlayan bir proteindir. Demir ise hemoglobinin temel yapısına girer. Doğada bol miktarda bulunur, bu nedenle eksikliği mümkün değildir gibi düşünülebilir. Oysa erişkin ve çocukta kansızlığın en önemli nedeni demir eksikliğidir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre hemoglobin değerlerinin erkeklerde 14 gr/dl, hamile olmayan kadınlarda 12 gr/dl’nin altına düşmesi “anemi” olarak tanımlanır. Çocukluk çağı 1. gün-18. yaşı (hatta şimdilerde bu dönem 21 yaşına dek uzatıldı) içerse de  tüm çocukları aynı grupta değerlendirmek hatalı olur. Bu nedenle yaşa göre kullandığımız hemoglobin alt sınırları içeren tablolar vardır. Ancak gene de WHO  <11g/dL...

Devamı…

Anne ben nasıl görüyorum?

Yeni doğan bir bebekte görme erişkin bir insana göre çok düşüktür. Yaklaşık görme keskinliği %5 civarındadır. Kabaca 30 cm. mesafeden yemek tabağı kadar bir yüzeyi algılar. Üçüncü günde ebeveynlerin yüzlerini seçer, altı haftadan sonra seçtiği yüzleri tanımaya başlar. Görme fonksiyonu zaman içinde öğrenilerek gelişir. Kontrast duyarlılığı, renkler, üç boyutlu görüş ve merkezi görme doğumdan sonraki zaman içinde gelişir. İlk yıl çok hızlı bir gelişme olmasına rağmen yetişkininki ile karşılaştırılabilecek bir görüş, yaklaşık beş yaş civarında oluşur. Bebek beyni dış dünyayı gözlerden gelen görüntü sayesinde tanıyıp öğrenir. Bu yüzden görme fonksiyonunu azaltan bir kusurun erken yaşlarda tespit edilerek düzeltilmesi, görmenin...

Devamı…

Laboratuvar sonuçlarını etkileyen faktörler

Laboratuvar sonuçlarının güvenilirliği sadece analizlerin çalışılması esnasında (analitik faz) her şeyin doğru yapılmasıyla sağlanamaz. Yapılan araştırmalara göre yanlış raporlanan sonuçların %60 sebebi analiz öncesi (preanalitik faz) safhalarda yapılan hatalardan kaynaklanmaktadır. Sonuçların doğru ve güvenilir olabilmesi için örnek alımı öncesi hastanın uygun şekilde hazırlanması, örneğin uygun şartlarda alınması ve saklanması oldukça önemlidir. Analiz sonuçlarını etkileyen faktörler şu şekilde özetlenebilir: A) Değişmeyen faktörler Cinsiyet, Irk, Kalıtım. B) Değişen faktörler Yaş, Beslenme, Alkol, Vücut ağırlığı, Kas kitlesi, Vücut aktivitesi, Alınan ilaçlar, Günlük ritim, Gebelik. Laboratuvar testlerindeki değerleri etkileyen preanalitik faktörlere bazı örnekler: Orta yoğunlukta yapılan egzersiz, kandaki glukoz konsantrasyonunda artışa neden olur,...

Devamı…

Uzunçorap'a e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.