Advertisement

Yazar: Uzunçorap

Ne yediğinizi biliyor musunuz?

Büyük bir şehirde yaşıyor, kocaman bir süper ya da hiper marketten alış veriş ediyor, gıdalarınızı ambalajlarına göre seçiyorsanız bu röportajı okumayın. Çünkü canınız sıkılacak. Yediklerinizin, aslında yediğinizi düşündüğünüz şeyler olmadığını söyleyen, tükettiğiniz her endüstriyel gıda ürünüyle dünyayı yani ortak yaşam alanımızı yok ettiğinizi hatırlatan bir aktivistle yapıldı bu röportaj çünkü. GDO’ya (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalara) Hayır Platformu’ndan Mebruke Bayram, yazdığı kitaba Gıdalar, Ambalajlar, Silahlar ve Açlar adını verdi. Yan yana gelmesi birkaç on yıl önce hepimize saçma gelecek bu kelimeler bugünlerde dilimizden düşmeyen emlak krizinden çok daha büyük bir krize işaret ediyor; ekolojik krize. Bayram kitapta, sıradan tüketicinin parlak, “sağlıklı”,...

Devamı…

Kuyumcu hassaslığı gerektiren bir iş: Doktor seçmek

10 yıl. Bir aksilik çıkmaz ise, doktorlar, bir şey doktoru olabilmek için 10 yıl okuyorlar. 20 yaşında girip hayatlarının yüzde 50’sini daha okulda geçiriyorlar. Misal, ben uyku tulumunda yaşar, o partiden bu partiye koşarken yaşıtım tıp öğrencileri kadavra kesip biçiyorlardı. Bu bana inanılmaz geliyor. 10 yıl. Her gün kenara bir litre su koysalar 3,5 ton suları olur. İlaç kongreleriyle tatil yapıp bol keseden ilaç yazarak herkesi birden memnun eden bir namussuz değilseniz bu eğitim 10 yılda bitmez de. Hep oku, hep takip et. Bu kadar da değil. Doktorlar pek çok alanda insan evladının zor katlanacağı görüntüler, kokular, bağırtılara şahitlik...

Devamı…

Mine Soysal: "Masallar büyükler içindir"

Meselemiz çocukların da okuyabilecekleri kitaplar hakkında konuşmaktı. Hatta devamında çocuklar ve okumak sözcüklerini yan yana getiren bir yazarımız olsun istedik. Derdimiz kitap eleştirisi değildi. Asıl mesele bu alanda olması gerekenler, yanlış bildiklerimiz vs. hakkında bizi bilgilendirecek, tartışmalar hakkında kafa yorarken tecrübesine, ilgisine güvenebileceğimiz birini bulmaktı. Günışığı Kitaplığı’nın kurucusu Mine Soysal’a gittik. İlk aklımıza gelen o oldu, çünkü Günışığı Kitaplığı yayın hayatına başladığı 1994 yılından bu yana çocuklara hitap eden yazınsal metinlerin niteliğinde çok ciddi bir yükselişi hem kendi kitapları hem de bu kitaplarla “sektör”de yarattığı rekabetle adeta tetiklemişti. Bu röportaj biraz da yeni yazarımızı okurlarımızla tanıştırmak için yapıldı. Bu...

Devamı…

Doğayla uyumlu ev yapma kılavuzu

Kolonları meşe direklerinden, duvarları sıkıştırılmış çalılardan, kapısı eski bir konağının hurdasından, sıvası çamurdan… 20 metrekarelik ‘yuva’ başka bir mimarinin mümkün olduğunu anlatıyor. Sekiz yıl önce Antalya ’nın Alakır Vadisi’ne yerleşen Tuğba Günal ve Birhan Erkutlu, İstanbul ’da doğup büyümüş, Birhan’ın deyimiyle ‘rastalı İstiklal çocukları’. Alakır’a yerleştikleri günden beri kendi bahçelerinde yetiştirdiklerini yiyerek, olabildiğince az para harcayarak yaşıyorlar. En yakın köyden 10 kilometre uzaklıkta, cep telefonsuz, internetsiz… Şehirden uzaklaşabilirsin ama HES ’lerden asla! 2009’da HES kâbusu gelip onları bu bakir vadide buluyor. Hem de bir değil, altı HES ! Türkiye ’nin dört bir yanındaki çevrecileri seferber ederek dava açmak için...

Devamı…

Aylin B. Yıldırım Tschoepe: "Şaşkınlıktan dilim tutuldu"

Almanya’da doğdu ve aynı ülkede mimarlık eğitimi aldı. 2003’te mimar olarak çalışmaya başladı. 2007’de İstanbul’daki gecekondu alanlarını kökten yok etmek yerine farklı bir şekilde yenileyerek yaşanabilir hale getirecek bir projeyle yüksek lisans tezini tamamladı. Harvard Üniversitesi’nde Tasarım Doktora’sı yapmaktayken, 2011 yılında yoluna antropolojide devam etmeye karar verdi. 2012’de doktora tezini bitirdi. Gelecek yıl yine aynı üniversitede ders vermeye başlayacak… Geçen yıl aniden anne olma isteğiyle doldu. Hamileliğinin ilk aylarını seyahatlerle geçirdi ama hiç mutsuz görünmüyordu. Bebeği henüz altı haftalık. Kaç yaşında anne oldunuz? Planlı mıydı? 34 yaşında, evet planlıydı. Hamilelik süreci nasıl geçti? Tuhaf aşermeler dışında çok eğlenceliydi. Son...

Devamı…

Bebek, çocuk ve gencin hayatında dijital medya – 1

Televizyon hayatımıza girdiği yıllardan itibaren günlük yaşantımızda yerini pekiştirerek, kapladığı zamanı arttırarak varlığını devam ettirmektedir. Televizyonun etkileri erişkinler üzerinde olduğu kadar çocuklar üzerinde de belirgindir. Erişkinler gibi çocukların çoğu da günün önemli bir kısmını televizyon karşında geçirebilmektedir. 1970 yılında dört yaş üzeri çocuklar günde ortalama 3-4 saat televizyon seyrederken, 1999’da ortalama günlük televizyon izleme süresi 6.5 saate çıkmıştır. Günümüz çocuklarının çoğu ise uyku dışında günün büyük kısmını, günde 8-10 saate varacak kadar, televizyon karşısında geçirmektedir. Bu durum kentli çocukta daha belirgin olmakla beraber köylü çocuk da kendini televizyondan uzak tutamamaktadır. 2007’de yapılan bir çalışmada 2 yaş altı çocukların yüzde...

Devamı…

Şiddet hakkında konuşmalıyız…

Bu yazının başlığını seyretmeye yüreğimin dayanmadığı bir filmden aldım: Kevin Hakkında Konuşmalıyız. Kevin eğitimli, üst-orta sınıf, görünürde herhangi bir sorun yaşamayan bir ailenin büyük erkek çocuğudur. Ve bir gün babası ve kardeşi de dahil olmak üzere onlarca kişiyi katleder. Peki Kevin’in annesi olmak nasıl bir duygudur? Çocuklarını kaybedenler elbette hiç kapanmayacak kocaman bir acı hissederler. Ama eğer kaybettiğiniz çocuk aynı zamanda onlarca kişiyi de öldüren bir katilse nasıl hissetmelisiniz? Kevin’in annesi mağdurların ailelerinin sahip olduğu dayanışma, empati gibi acıyı azaltacak hiçbir toplumsal desteğe sahip değildir. Katliam onu yapayalnız bırakır. Sona eren hayatlarla birlikte, yaşamak zorunda kalan annenin de hayatı...

Devamı…

Ağaçlar kesilmemiş, işkence görmüş

Geçen hafta Taksim Gezi Parkı’nda, daha önceden işaretlenmiş ağaçların kesilmeye başlandığıyla ilgili bir haber yayınladık. Bize değil ama haberi bizimle aynı gün gören Radikal’e bir açıklama gönderdi İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Açıklamada deniyordu ki: “Taksim Gezisi’nde resimde görülen ağaçlarda kesim değil, rüzgar sebebiyle kırılan dalların düzeltilmesi söz konusudur.” Hiç inandırıcı gelmedi bu açıklama. Nedeni ortada: Ortada düzeltilmiş değil, kolu kanadı kökten koparılmış ağaçlar vardı çünkü. Öyle bir budanmıştı ki ağaçlar, çırılçıplak birer kütük olarak kalakalmışlardı parkın içinde. Derken Peyzaj Mimarları Odası (PMO) İstanbul Şubesi bir karşı açıklamayla birlikte belediyeye hangi soruların sorulması gerektiğini hatırlattı kamuoyuna. PMO açıklamasında şunlar ifade ediliyordu:...

Devamı…

İddialarıma örnek anne: Sevilay Yükselir

Sevilay Yükselir, ara ara okuduğum, siyasi görüşlerine katılmadığım ama samimiyetle yazdığını düşündüğüm bir yazar. Mahallenin Sevilay Ablası gibi yazıyor olmasına bir miktar sempati de besliyorum. “’Ben görmedim yavrum görsün’ sahtekârlığı ve kadınlar” başlıklı yazım yayınlandıktan sonra bir eksikliği fark etmiştim. Ne güzel olurdu bir de somut örnek olsaydı. Eksik olmasın Sevilay Yükselir, hemen bugün, farkında olmadan bu ihtiyacı karşılayacak bir yazı yazdı. Müteşekkirim. Benim temel tezim şu idi: “Bana sorarsanız milliyetçilikten saygısızlığa, arsızlıktan kaderciliğe pek çok toplumsal problemimizin altında aynı şey var: Bu ülkede eşşek kadar adamlar hâlâ ana kuzusudur.” Sevilay Yükselir, üniversitelere asla içki sokulmaması gerektiğini (hatta ge-rek-ti-ği-ni)...

Devamı…

Annenin evrimi

Ebeveyn olmak her şeyi değiştirir, doğrudur. Fakat ebeveynliğin kendisi de her çocukta değişir. Burada size bir annenin, ikinci ve üçüncü çocukta nasıl bir evrim geçirebileceğini göstereceğiz. Giysiler Birinci bebek: Pozitif çıkan ilk testten itibaren gebe giysileri edinip üzerinizden çıkartmazsınız. İkinci bebek: Normal kıyafetlerinizi mümkün olduğu kadar uzun süre giyinmeye çalışırsınız. Üçüncü bebek: Gebelik kıyafetleriniz, normal kıyafetleriniz haline gelmiştir. İsim verme Birinci bebek: Bütün isim sözlüklerini alıp iyice incelersiniz. İsmi söyleyerek, yazarak çeşitli denemeler yapar ve sonunda en sevdiğiniz isimlerden bir isim kompozisyonu oluşturursunuz. İkinci bebek: Ailede, büyüklerden birinin adını çocuğa vermek isteyecek birileri mutlaka vardır. Onların tavsiyelerine uyarsınız. Üçüncü...

Devamı…