Facebook Twitter Rss Tp

Bir Anneye / Babaya Sorduk

Yasemin Günaçan Peynirci: “Aklımın ve kalbimin sürekli takılı olduğu bir aşk var”

18 Mayıs 2012 - Yazar: Biz Sorduk - Kategoriler: Anasayfa, Bir Anneye / Babaya Sorduk, Bir Anneye Sorduk, Slider

Yasemin Günaçan Peynirci Almanya- Köln’de doğdu. 16 yaşında kazandığı Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümünden dereceyle mezun oldu. Reklam sektöründe tasarım ve crm konusunda iyi bir kariyer edindi. Kendisi şu anda Grafis Reklam Ajansı’nın başında ve sanat çalışmalarını sadece facebook’taki Queen Hall sayfasında sergiliyor.

Devamı

Mahir Güven: “Sonsuz hayallerim yok artık.”

16 Mayıs 2012 - Yazar: Biz Sorduk - Kategoriler: Anasayfa, Bir Anneye / Babaya Sorduk, Bir Babaya Sorduk

Mahir Güven, 1958’de İstanbul’da, bir bakteriyolog veterinerin oğlu olarak dünyaya geldi. Ortaokuldayken Hikmet Onat’ın öğrencisi oldu. 1976-1981 yılları arasında İDGSA’da, Neşet Günal Atölyesi’nde öğrenim gördü. Yağlıboya tablolarında ekseriyetle insanın sorunları, çelişkileri ve bedeni arkasındaki hikâyeleri anlatan Güven, ressamlığının yanı sıra, Türkiye’ye pek çok resim tutkunu ve genç sanatçı yetiştirmiş, 27 senelik bir eğitmen. Halen aynı aşkla sanat okullarına yüzlerce öğrenciyi hazırlayan Güven, yakında Erenköy’deki atölyesini devredip Bodrum’da çalışmalarını devam ettirmeyi planlıyor.

Devamı

Mehmet Murat Azak: Önce iki kişi birbirini sevecek. Sonra üç kişi… sonra dört kişi…

11 Mayıs 2012 - Yazar: Biz Sorduk - Kategoriler: Anasayfa, Bir Anneye / Babaya Sorduk, Bir Babaya Sorduk

1964 doğumlu ve Galatasaray Lisesi mezunu Mehmet Murat Azak, meslek olarak babasının yolundan gitmiş; Marmara Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi’nde diş hekimliği okumuş; diplomasını bizzat babasının elinden almış. Uzun yıllar babasıyla beraber aynı klinikte çalışan Azak, bu sırada, Türkiye’deki ilk implant operasyonlarını 1972′de yapmış olan babası Osman Azak ile İmplantoloji ve Estetik Diş hekimliği alanında ortak çalışmalarda bulunmuş.
Lise yıllarından madalyalı bir atlet ve voleybolcu olan Mehmet Murat Azak şimdi, işten arta kalan zamanlarında alto saksofon çalan
sıkı bir caz takipçisi.
Eşi Didem’le 1991 yılında evlenen Murat Bey’le 1994′te doğan kızları Özüm hakkında konuştuk. Devamı

Blogcu anne Elif Doğan: “Annelik kalbinin dışarıda atmasıymış.”

8 Mayıs 2012 - Yazar: Biz Sorduk - Kategoriler: Anasayfa, Bir Anneye / Babaya Sorduk, Bir Anneye Sorduk, Genel, Slider

“Annelik her zaman tozpembe değildir” sloganıyla ve samimi içeriğiyle dikkatleri çeken blogcuanne.com’un kurucusu Elif Doğan, Tarsus Amerikan Koleji’nden mezun olmuş, lise aşkıyla evlenip Amerika’ya gitmiş. Orada yaklaşık 10 sene okuyup, yaşayıp, çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüş. 2006 Kasım’ında Deniz’i ve 2010 Mart’ında Derin’i doğurmuş. Çocuklarına bakmak için çalışmaya ara vermiş. Ancak, bir süre sonra bunalmış ve kendisini blog tutarken bulmuş. O zamandan beri de Blogcu Anne olarak biliniyor. Çocuk yetiştirmenin şimdiye kadar yaptığı en karmaşık iş olduğunu düşünen Elif Doğan, blogunda bu konudaki gözlemlerine, yaşadıklarına, tecrübelerine yer veriyor, ama katiyetle uzman görüşü belirtmiyor. “Kendi çocuklarım dışında hiçbir konuda uzman değilim. Aslında kendi çocuklarım üzerine uzman hiç değilim, ki zaten bu blogun çıkış noktası da bu.” diyen Blogcuanne, Deniz ve Derin’den sonraki Elif’i Uzunçorap okurlarına anlattı.

Devamı

Zuhal Focan: “Askerliğini yaptığı karakolun önünde yatmak istiyorum desem…”

3 Mayıs 2012 - Yazar: Biz Sorduk - Kategoriler: Anasayfa, Bir Anneye / Babaya Sorduk, Bir Anneye Sorduk, Genel, Slider

İstanbul doğumlu. İ.Ü. Edebiyat Fakültesi mezunu Zuhal Focan, cazı TRT3 Radyosundan, Erol Pekcan’ın, Hülya Tunçağ ve Teoman Baber’in programlarından dinleyerek sevdi. 27 yıldır caz gitaristi Önder Focan’la evli. Bir çocuğu var. 1991 yılında Caz Derneği’nin kuruluşunda yer aldı. 2 yıl süresince Caz Derneği’nin önce yardımcılığını daha sonra da başkanlığını yaptı. 1996 yılı başında Türkiye’nin ilk ve tek caz, blues ve emprovize müzik dergisi JAZZ’ı çıkardı. Halen JAZZ dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapıyor. Açık Radyo, Yapı Radyo, Radyo 92.3 ve TRT Radyo 3’te Caz Vitrini adlı programı hazırlayıp sundu. 2002 Kasım’ında İstanbul Galata’da Nardis Jazz Club’ı açtı, halen işletmesini yürütmektedir.

Devamı

Ayça Şen ve Kaptan Memo

30 Nisan 2012 - Yazar: Biz Sorduk - Kategoriler: Bir Anneye / Babaya Sorduk, Bir Anneye Sorduk, Genel, Slider

1991′de Üniversitesi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’nde seramik, İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda şan okudu. 1994-97 yılları arası Number One TV‘de program yaptı. 1995 yılı boyunca Aktüel dergisisinde izlenim yazıları ve söyleşi izlenimlerinden oluşan yazılar yazdı. 2001′de yazılarında da sıkça söz ettiği oğlu Memo doğdu. 2001-2002′de Tempo dergisinde yazdı. 2003′te Radikal gazetesi Cumartesi ekinde yazmaya başlayan Ayça Şen, NTV‘de ve Radyo Eksen‘de program yapmayı sürdürdü. 2006′da Saatçi Bayırı isimli romanı yayımlandı. İlk albümü Astronot, 2009 Ocak ayında Rakun Müzik etiketiyle piyasaya çıktı. Ocak 2010′da  Radyo Eksen’de “Ayça Şenbaşkan Tam Pansiyon” adlı programı sunmaya başlayan Şen, Radikal gazetesindeki köşe yazarlığından Eylül 2010′da ayrılıp, Haziran 2009′da Everest yayınlarından Hırs ve Ceza: Bir Başyapıt adlı romanı yayımlandı. 2011′de ise Taraf gazetesi için köşe yazıları yazmaya başladı. Aynı zamanda televizyon reklamlarında rol alan ve pek çok reklama seslendirme yapan Şen, Ocak 2012 itibariyle, yayınlarına hafta içi her gün 16:00-19:00’da Radyo D’de, “Ayça Şen Başkan ile Hakara Makara” adlı programı ile devam etmekte; bir yandan da yeni çıkacak kitabı için geri saymakta… Devamı

Elif Ekin Akşit: “Herkes kendi doğrusunu biliyor, buluyor.”

26 Nisan 2012 - Yazar: Biz Sorduk - Kategoriler: Anasayfa, Bir Anneye / Babaya Sorduk, Bir Anneye Sorduk

Mülkiye Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi’nde doçent olan Elif Ekin Akşit, aynı zamanda KASAUM’un (Ankara Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi) aktif öğretim elemanlarından biri ve İletişim Yayınları’ndan çıkan “Kızların Sessizliği”nin yazarı. Feminist Anneler web sitesinin kurucularından olan Elif, akademisyen bir anne olarak sorularımızı yanıtladı.


Kaç yaşında anne oldunuz? Planlı mıydı?

Otuz üç. “Uygun zaman” gelince kendiliğinden olur sanmıştık. Meğer o kadar kolay değilmiş. Mucize basbayağı. Sonra bir ara vazgeçtiğimiz de oldu. Ama sonunda anne, bebek, baba olduk.

Öğrendiğinizde ne hissettiniz, yakınlarınıza ne zaman, nasıl söylediniz?
Telaş, heyecan. Uzun zaman da geçmedi. Mesajla, yüz yüze, şap diye, erteleye erteleye… Her tür söyledik.

Devamı

Zeynep Sirek: “Annelik hayatın anlamıymış.”

24 Nisan 2012 - Yazar: Biz Sorduk - Kategoriler: Bir Anneye / Babaya Sorduk, Bir Anneye Sorduk, Genel

Yenimoda.com alışveriş sitesinin kurucu ortağı, fikir annesi ve web girişimcisi. 1977 İstanbul doğumlu. 1996 yılında giriş yaptığı internet aleminde, 11 yıl süresince idefix.com’da, sonra Doğan Online’da uzun yıllar yöneticilik yaptı. 2011 senesinde Gittigidiyor.com eski sahipleri ile bir araya gelerek Yenimoda.com alışveriş sitesini kurdu.

Yenimoda.com’dan kalan zamanını kızı Ece Nur’a harcıyor. Yenimoda’yı kızı gibi büyütmeye çalışıyor.

Kaç yaşında anne oldunuz? Planlı mıydı?
26 yaşında anne oldum. Evliliğimizin 2. yılının sonunda çocuğumuz olsun istemiştik. Çok fazla planlamadık ama istediğimiz bir dönemde Ece’yi kucağımıza aldık.

Öğrendiğinizde ne hissettiniz, yakınlarınıza ne zaman, nasıl söylediniz?
En başta annem öğrendi, çünkü evde test yaptığım gün bizdeydi. Anneme söylediğimde inanmadı, “Hadi gidelim bir test daha alalım.” dedi. Hattâ zorla kardeşimi arayıp ondan açık eczane bulup (bayram tatiliydi) test almasını istedi. 2. test de yapıldı, sonuç pozitifti… Çok sevinmiştik. Eşim akşam eve geldiğinde televizyon izlerken sessizce kulağına eğilip söylediğimde, çok sevinip, “inanamıyorum” diye bağırmıştı. Sonra diğer aile fertlerini gördükçe söyledik.

Devamı

Çiçekten Yeşilkaya: “Abartmayın, anne olun yeter.”

19 Nisan 2012 - Yazar: Biz Sorduk - Kategoriler: Anasayfa, Bir Anneye / Babaya Sorduk, Bir Anneye Sorduk, Genel

Çiçekten Yeşilkaya beyin avcıları tarafından Türkiye’nin gözde ve başarılı 10 pazarlama direktörü arasında sayılıyor. Kariyerine Unilever’de başlayan Yeşilkaya’nın 10 yıl boyunca çalıştığı Coca Cola’ya girmesi Muhtar Kent sayesinde olur. 1997 sonunda girdiği Coca Cola’da direktörlüğe kadar yükselir. 2008′de Coca Cola yıllarından tanıdığı Galip Yorgancıoğlu’nun şirketi Mey İçki’ye geçer. Burada satış ve pazarlamaya bütünlük kazandırmak için önemli çalışmalarda bulunur. İletişim dilini gençlere göre tekrar oluşturması; paket fiyat uygulamaları ve ambalaj-fiyat kampanyalarıyla rakı kategorisine ciddi bir ivme kazandırır. Rakı Ansiklopedisi, Biz Rakı İçeriz, İstanbul Meyhaneler Rehberi gibi kitaplara verdiği destekle bir Rakı kütüphanesi oluşmasına vesile olmuştur. “Ben Mey’e başladığımda ağzıma rakı sürmemiştim, tadını dahi bilmiyordum. Ama şimdi çok severek içiyorum.” diyen Yeşilkaya, şu anda muhtelif şirketlere danışmanlık hizmeti veriyor ve Madrid’de yaşıyor.

Biri kız biri erkek iki çocuk annesi Çiçekten Yeşilkaya yaşadığı duyguları Uzunçorap için anlattı…

Kaç yaşında anne oldunuz? Planlı mıydı?

İlk çocuğum Defne’yi 26 yaşında doğurdum. Evliliğimin dördüncü yılına denk geldiği için anne olmaya hazır olduğumu düşünmüştüm. Yanılmışım! Doğum öncesi son derece faal bir iş hayatım olduğu için, doğum sonrası evde kalıp tek düze bir hayata geçmek o yaşımda bana çok zor geldi. Defne’ye 40 gün süt verdikten sonra kendimi işe attım. Evet 6 ay anne sütü kampanyası 1989 senesinde ortada yoktu. Olsaydı bile ne kadar dikkate alırdım bilmiyorum.

2002′de tekrar hamile kaldığımda ise çok farklı bir süreç yaşadım. Planlı bir hamilelik değildi ve eşimle belli bir düşünme sürecinden sonra doğurmaya karar verdim. İlkindeki spontan duygular yerini daha rasyonel seçim ve davranışlara bıraktı. İkinci çocuğum Derin’e de 3 aya yakın süt verebildim. Sonunda karışık duygularla işe başladım.

Öğrendiğinizde ne hissettiniz, yakınlarınıza ne zaman, nasıl söylediniz?

Her anne adayı gibi öğrendiğimde çok sevindim ve her kadın gibi önce eşim sonra annemle paylaştım.

Devamı

Anjelika Akbar: Oğullarım da benim gibi inatçı

17 Nisan 2012 - Yazar: Biz Sorduk - Kategoriler: Anasayfa, Bir Anneye / Babaya Sorduk, Bir Anneye Sorduk, Genel, Slider

400′den fazla bestesi bulunan Anjelika Akbar Kazakistan’da, müzisyen ve felsefeci bir baba ile müzisyen bir annenin kızı olarak dünyaya geldi. 2,5 yaşında nota biliyor ve piyano çalabiliyordu. 4 yaşındayken Mutlak Kulak yeteneği fark edilen Anjelika Akbar, Moskova Çaykovski Devlet Konservatuvarı öğretim üyelerinin dikkatini çekti ve konservatuvar bünyesindeki harika çocukların okuduğu okula kabul edildi. Eğitimine okulun Taşkent şubesinde devam etti (Üstün yetenekli öğrenciler için 11 yıl eğitim veren Uspensky Devlet Müzik Okulu). Okul öğrencilerinden dünyaca ünlü Alexei Sultanav ve Stanislav Yudenich gibi, Anjelika Akbar da en iyi öğrenciler arasında yerini aldı.

1993 yılında Türk Vatandaşlığına geçen Anjelika Akbar’ın 1999 yılında kendi prelüdlerinden oluşan ilk albümü “Su” çıktı. 2002 yılında çıkan Vivaldi’nin “Dört Mevsim” keman konçertolarının dünyada ilk kez solo piyano uyarlaması, Sony Music International etiketiyle çıktı ve Sony Classical kataloguna girerek, bu katalogdaki ilk Türk Klasik Müzik albümü oldu. 2002′de “Bir’den Bir’e” isimli albümünü çıkardı. 2003 yılında çıkan ve Bach’ın eserlerini Doğu enstrümanları ile harmanladığı “Bach A L’Oriantale” albümü için “Bu bir müzik deneyi değil, çağın ihtiyacıdır. İnsanlar birbirileri ile kucaklaşmadan önce müzikle kucaklaşsın istedim…” diyor Anjelika Akbar. “Bir Yudum Su” isimli albümü 2005; “Raindrops by Anjelika” albümü 2009, “İçimdeki Türkiyem” albümü 2010 ve “Likafoni” albümü 2011 yılının şubat ayında, son olarak da “Beni Unutma” filmi için Anjelika Akbar tarafından yapılan “Beni Unutma Orijinal Film Müzikleri” albümü 2011 yılı kasım ayında çıktı.

Anjelika Akbar’ın, besteci ve yorumcu kimliği dışında, yazar kimliğiyle ortaya çıkardığı ve Türkçe olarak kaleme aldığı İçimdeki Türkiyem adlı kitabı 2011 yılında yayımlandı. Anjelika Akbar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan kitabında, Türkiye’de geçirdiği 20 yılını ve “İçindeki Türkiye”yi anlatıyor. Akbar, kitabında ayrıca, aynı adlı albümünün konserlerinde yaşadıklarını da aktarıyor. Devamı