Yazar: Prof. Dr. Haluk Çokuğraş

Astım, bronşiyale ve allerji

Astım çocukların en sık görülen kronik hastalıklarından birisidir ve eski çağlardan beri tanınmaktadır. Astımın sözcük anlamı zorlu solunumdur. Çocukluk çağı astımının önemli bir kısmı allerjik faktörlere dayanır. Allerji normalde reaksiyona neden olmayan bir maddeye karşı duyarlılık gösterilmesidir. Allerjenler, yani akarlar, tüyler, polenler ve mantarlar gibi maddeler değişik yollardan vücuda girerek sadece duyarlı kişilerde reaksiyona neden olurlar. Dünyada çocuk yaş grubunda astım sıklığı % 7-11 arasındadır. Türkiye’de ise yapılan çalışmalarla çocuklarda astım sıklığının % 2,2-9,8 arasında olduğu gösterilmiştir. Uzun süreli bir hastalık olması ve zaman zaman solunum güçlüğü krizleri olması nedeniyle hastalar sık sık hastaneye getirilmekte ve bazen de yatırılarak...

Devamı…

Pek faideli tıbbi bilgiler!

Necip Türk milleti TV’ye çıkıp da “O otu yeyin, bu meretin suyunu için…” deyu ünleyen ve de (hatta) bazısı pirefüsür felan da olan zevatı pek sever, onları bağrına basar, menşur eder ve de hatta zengin ede der… Bizim halkımız (‘L’ Leman derken ki gibi inceltilip söylenecek) da anneannelerinden, babaannelerinden nakledilen bilgiler ışığında, hastalıklara karşı savunma mekanizmaları geliştirmiştir: Mesela, dünyanın hiçbir yerinde “Taşa oturursan amel olursun” gibi bir öğreti yoktur! Ya da efendime söööliyim, “Terli terli su içilmez boğazın şişer” gibi fevkalade akademik bir bilgi, sadece Türklerin dağarcığında vardır. Bir çocuğa astım tanısı koyduğunuzda, ailenin yaptığı 4 şey vardır: 1....

Devamı…

Evlerimizdeki dostlarımız ve çocuğumuz

Evlerde beslenen hayvanların, çocukların psikososyal gelişiminde önemli bir rol oynadığı herkesçe kabul edilen bir gerçektir. Çocuklarımız, çoğu zaman ev hayvanlarını evin, ailenin bir ferdi gibi görmeye başlamakta; iletişim kurmak, sorumluluk almak gibi konularda çektikleri zorlukları daha kolayca aşabilmektedirler. Oyun arkadaşı olan bir ev hayvanı, zamanı gelince bir bakıcı ya da bakıma muhtaç bir kardeş, sorunların veya sevinçlerin paylaşıldığı bir sırdaş olabilmektedir. Ayrıca bir hayvanın sorumluluğu verilen bir çocuk, gün içinde yapacağı şeyleri düzenlemeyi öğrenmekte ve planlı yaşamaya alışmaktadır. Böylece gün içinde yapacağı şeyleri sıraya dizen çocuk, ders çalışmak, odasını toplamak gibi sorumlu olduğu diğer görevlere de gün içinde zaman...

Devamı…

Burun kanaması

Burun kanaması süt çocukluğunda nadir olmasına rağmen, çocukluk çağında oldukça sıktır. Ergenlik çağından sonra ise sıklığı giderek azalır. Burundaki en sık kanama bölgesi, burun kıkırdağının ön kısmıdır. İnce bir cilde sahip olan bu bölge, kuru hava ve tahrişlere daha kolay maruz kalır. Burun deliklerini ayıran kıkırdak yapının ön kısmından en sık kanama sebepleri: Tahriş, yabancı cisim, kuru hava, üst solunum yolu enfeksiyonları, sinüzit ve allerjik rinittir. Üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında ve kuru havaya bağlı çatlak ve kabuklanmalar nedeniyle kış aylarında burun kanaması sıklığı artar. Burun kanaması olan çocukların çoğunun ailesinde de burun kanaması hikâyesi mevcuttur. Allerjik nezleli çocuklar...

Devamı…

Suyla bulaşan hastalıklar

Kirli sularla bulaşan hastalıklardan günlük yaşamda en sık karşılaştıklarımız; sadece kusma, sadece ishal veya kusma ve ishal yakınmalarının birlikte olduğu, ateşin de eşlik edebildiği basit mide-barsak bozukluğu olarak düşünülebilecek, tıp dilinde “gastroenterit” dediğimiz klinik tablolardır. Ayrıca, basilli dizanteri, kolera, tifo, amebiazis, giardiazis gibi hastalıklar da kirli sularla bulaşan, en sık görülen hastalıklardandır. Basilli Dizanteri Şigellalar, basilli dizanteriye yol açan mikroorganizmalardır. Bulaşma, enfekte olmuş el ve eşyalar ile veya bulaşık besinler ve su ile olur. Karasinekler de hastalığın yayılmasında rol oynarlar. Basilli dizanteri sıcak iklimli yörelerde ve yaz aylarında, özellikle 1-4 yaş arasındaki çocuklarda olur. Çok az sayıda mikroorganizma bile...

Devamı…

Çocuklarda diş sağlığı ve bakımı

Dişlerin gelişimi doğum öncesi anne karnında başlar. Olgunlaşmasını tamamlayan dişler, doğumdan sonra belirli bir sıra ile dişetlerini delerek çıkar. Bu ilk çıkan dişlere süt dişleri denir. Ayrıca doğum sırasında bebek ağzında dişle doğabilir, bu anormal bir durum değildir; bu dişler daha sonra kendiliğinden düşer. Dişlerin çıkışı sırasında bazı çocuklarda birkaç gün boyunca uyku bozukluğu, kuru öksürük, huysuzluk, ateş görülebilir. İlk süt dişi ortalama 5-10 aylıkken çıkmasına rağmen bu bazen 14-15 aya kadar uzayabilir. Dişlerin çıkış zamanları bireysel farklılıklar gösterir; kalıtımsal ve hormonal faktörler bu farklılıkları yaratan etkenlerin başında gelir. Süt dişleri 6-7 yaşlarında sırayla düşerek yerlerini kalıcı dişlere bırakırlar....

Devamı…

Boğmaca

Çocukluk çağının ağır seyreden, bulaşıcı bir solunum sistemi hastalığıdır. Tıp dilindeki adı pertusis, zorlu öksürük anlamına gelir. Çincedeki adı yüz gün süren öksürük anlamındadır. Türkçede ise hastalarda görülen boğulur tarzda öksürükten dolayı boğmaca adı verilmiştir. Boğmaca her yaşta görülebilir. Ancak hastaların % 50 si bir yaşında küçük çocuklardır. Bebeklerde hastalık daha ağır seyreder, hattâ ölüme bile sebep olabilir. Yaş ilerledikçe hastalığın ciddiyeti azalır. Boğmaca mikrobu (Bordetella pertusis) hava yolu ile, hasta ile yakın temas sonucu bulaşabilir. Mikrop alındıktan sonra ortalama 10 gün sonra burun akıntısı, hafif ateş, gözlerde sulanma ve öksürük şikayetleri başlar. Bu dönem yaklaşık iki hafta kadar sürer. Daha sonra öksürüğün şiddeti giderek artar, daha çok geceleri nöbetler halinde gelir. Bir gün içerisinde düzinelerce nöbet gelişebilir. Nöbetler boğulurcasına art arda gelen öksürük, morarma, kusma ve derin sesli bir iç çekme tarzındadır. Her nöbette yaklaşık 10-30 kez öksürme gerçekleşir ve nöbetten sonra çocuk bitkinleşir. Solunum sisteminde oluşan yapışkan, güç çıkartılabilen salgının birikmesi kusma ile sonuçlanan öksürük nöbetlerinin sebebidir. Beslenme, ağlama, hava kirliliği, sigara dumanı ve bebeği rahatsız eden durumlar öksürük ataklarını başlatabilir. Eğer tedavi edilmezse bu dönem iki ila altı hafta kadar sürebilir. Daha sonra öksürük giderek azalır, haftalar-aylar sonra iyileşme olur. Hastanın yaşı ne kadar küçükse hastalık o kadar kötü seyreder. Bebeklerde ölüm oranı % 1 civarındadır. Aşılanma, iyi bakım, iyi beslenme ölüm olasılığını azaltır. Özellikle bebeklerde ciddi seyredebilen bu hastalıktan korunmanın en etkili yolu aşılamadır. Sağlık...

Devamı…

Uzunçorap'a e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.