Advertisement

Yazar: Hilmi Hacaloğlu

Aferin kızıma

Babam bir sabah nihayet altımı açmaya niyetlendi. Aslında ona haksızlık yapmayayım. Yaklaşık 40 günlük uzun tarihimde babamı birkaç defa daha başımda beni soyarken hatırlıyorum. Ama her seferinde altımdaki bezi çıkardıktan sonra, haydi aval aval demeyim de şaşkın şaşkın bakarken, annemin ikimizi de kurtardığı bir vakıâ! Neyse biz dönelim, babamın en yeni bezle imtihanına. Gece gazım vardı. Annem dört sularında emzirdikten sonra beni yatağıma koydu. Emzirme süresince kâh anneme şirinlik yapan kâh yatağa dönen, ama sonra içine sinmeyip geri dönerek annemin karşısında ayakta uyuyan (!) babam, benim sancımtrak inlememsilerimi duydu. Geldi. Önce beni yatakta pışpışladı. Tabii uyumak ne kabil! Arada...

Devamı…

Tabi tabi içine

Çığlığıma uyandım. Amanın bir sesim çıkıyor ki ev ahalisinin nasıl uyudukları tam bir muamma. Oda kapkaranlık, gece yarısı olmalı. Ama yok ya, birkaç saat önce kalktığımı hatırlıyorum gene zifiri karanlıktı. Bu ikinci tur. Annem gelecek. Ayak sesleri daha sert. Bu babam olmalı. Beni rahatsız etmemek için yolda terliğini çıkartıyor, ama genelde ya bir yere çarpıyor ya bir şeyi düşürüyor. Tabii bir sonraki sefer, o terlik yine çıkıyor. Biliyorum babam, ama bunu söylemek zorundayım. Kendi duymasın, ama hâlâ öğrenemedi bebek bakmayı. Hep mütereddit hep sakar. Bakalım yeni numarası ne olacak? Kafamda zeballah gibi dikildi. Gözlerini kısık dikkatlice beni süzüyor. Uyanık...

Devamı…