Facebook Twitter Rss Tp

kitap

Yazar, mucit, baba: Roald Dahl’ın öyküsü

12 Aralık 2014 - Yazar: Çeviri - Kategoriler: Anasayfa, Haberler, Slider

Roald Dahl, çocuk kitaplarıyla, şahane romanlarıyla ve kısa öyküleriyle tanınan bir yazar. Dev Şeftali, Matilda ve Charlie’nin Çikolata Fabrikası gibi klasikler, yazdığı onlarca kitaptan sadece birkaçı. Bu gibi neşeli hikayeler ve romanlar yazmış olsa da, Dahl’ın gerçek hayatı hiç de o kadar kolay değildi.

Sadece dört aylıkken, Dahl’ın oğluna New York’ta bir taksi çarptı ve bu olayda beyni ciddi derecede hasar gördü. Oğlunun beyninde ikincil hidrosefali (beyinde su toplanması) gelişti ve beyne bir şant yerleştirildi.

Aile, 1961 yılında tedavi için yeniden İngiltere’ye taşındı ve şant geçici olarak hastalığına yardım etti, fakat şantta meydana gelen sürekli tıkanma sonucu ameliyat gerektiren hidrosefali yeniden oluşuyordu. Dahl, bu sorunu gidermeye kararlıydı.

Stanley Wade adlı bir oyuncak üreticisi ile iletişime geçti ve birlikte bir cihaz üzerinde çalışmaya başladılar. Dahl’ın oğlunun doktoru Till Kenneth, bir gün şantların nasıl kullanıldığını gözlemlemeleri için onları ameliyathaneye davet etti.

Dahl ve Wade ventriküler kateter ve küçük çocuklardaki hidrosefali tedavisinde kullanılan bir kapakçık için özel tasarlanmış bir cihaz icat etti. Till Wade-Dahl-It adıyla 1962 yılında üretimine başlanan bu cihazın o dönemde 2 bin ila 3 bin çocuğa yardım ettiği tahmin ediliyor.

Neyse ki Dahl’ın oğlunun beyninde gelişen ödem babasının icat ettiği bu cihazı kullanmasına gerek kalmadan sonlandı.

Örümcek Ağı’na takılanlar

7 Ekim 2014 - Yazar: Gülçin Kocabuğa - Kategoriler: Yazarlar

“Ölmek istemiyorum!’ diye inledi. ‘Yaşamak istiyorum. Burada, rahat gübre yığınımda bütün arkadaşlarımla birlikte yaşamak istiyorum. Şu güzel havayı solumak istiyorum. Şu güzel güneşin altında yan gelip yatmak istiyorum.”

Amerikalı çocuk kitapları yazarı E. B. White’ın tüm zamanların en iyi çocuk kitapları arasında gösterilen “Charlotte’s Web/ Örümcek Ağı*” kitabının baş karakteri Wilbur’un ağzından dökülüyor bu cümleler…

Wilbur, diğer yavrulardan daha küçük doğduğu için çiftlik sahibi Bay Arable’ın bir an önce kesip yemek istediği bir domuz yavrusu.

Kitapta, Bay Arable’ın küçük kızı Fern’in babasının niyetini öğrenip “Ben çok küçük doğsam beni de öldürecek miydiniz?” isyanıyla çiftlikte bir süre daha büyümeye bırakılan Wilbur’un, ağılda tanışıp arkadaş olduğu örümcek Charlotte tarafından “pastırma” olmaktan nasıl kurtarıldığının öyküsünü okuyoruz.

Wilbur’un hayatını kurtaran ve kitaba da adını veren Charlotte’un örümcek ağı sayesinde, küçük domuz noel ziyafetinin parçası olmaktan kurtuluyor. Charlotte’un gazete küpürlerinden gördüğü ve domuz ağılının üzerindeki ağa işlediği “yaman domuz” “ışıl ışıl” , “alçakgönüllü” gibi kelimeler yetişkinler tarafından “Tanrı’nın bir mucizesi” olarak görülüyor  ve Wilbur’un sıradan bir domuz olmadığına inanılıyor… Örümcek ağına yazılan her kelime, küçük ve sevimli domuz yavrusu Wilbur’un aslında sahip olduğu ama yetişkinlerin göremediği özelliklerini gün yüzüne çıkarıyor. Örümcek Charlotte’un yardımıyla gün be gün çiftlik sakinleri tarafından coşkuyla karşılanan Wilbur, böylece bir anda kasabanın gözdesi oluyor.

Örümcek Ağı’nda, çocukların ve çiftlikteki diğer canlıların dayanışmasıyla bir domuz yavrusunun hayatının kurtarılabileceğini görürken, yetişkinlerin örümcek ağındaki yazıları ilahi bir mesaj olarak görüp, örümceği değil de domuzcuğu kutsallaştırmasındaki ironiyle yetişkinlerin dünyasına dair önemli ipuçları da elde ediyoruz.

Ödüllü çocuk kitapları yazarı E.B. White’ın yazdığı, Garth Williams’ın resimlediği (Türkçe basımın kapak remi Mustafa Delioğlu’na ait) “Örümcek Ağı”, ilk yayınlandığı 1952 yılından itibaren dünya üzerinde 45 milyondan fazla satış rakamına ulaşıyor ve 23 farklı dile çevirisi yapılıyor. Yine White’ın kaleme aldığı “Trumpet of Swan” ve “Stuart Little” ile birlikte tüm zamanların en çok sevilen çocuk kitapları arasında olan Örümcek Ağı, 2006 yılında beyazperdeye uyarlanıyor.

E.B. White yazarlığının yanısıra  hayvanlara olan düşkünlüğü ile biliniyor ve hayatının büyük bir bölümünü çiftliğinde geçiriyor. Ve hayır,vejetaryen değil…

White, 1952 yılında ABD’de piyasaya çıkan Örümcek Ağı’nı,çiftliğindeki beslediği ve noelde yemeyi planladığı bir domuzun hastalanarak ölmesinden etkilenerek yazıyor. 1948′de The Atlantic dergisine yazdığı “Bir Domuzun Ölümü” adlı yazısında şunları dile getiriyor: “Onu toprağa koyduğumuzda çok derinden sarsıldık. Kaybettiğimiz şey domuz eti değildi, bir domuzdu. O an bana çok değerli göründü, açlığı giderecek bir gıdanın temsili olduğu için değil, acı çeken bir dünyada acı çektiği için…”

İşte yayıncısına yazdığı mektupta “Bir domuzun kurtarılabileceğini anlatmak istedim…” diyen E. B. White’ın Örümcek Ağı’nı ve yazılış hikayesini okuduğumuzda aklımıza pek çok şey geliyor.

Geçtiğimiz günlerde “artık” vejetaryen olmadığını açıklayan ve elinde bir hayvanın beyniyle poz verip “bütün bu köfteler kalemimi nasıl etkileyecek?” diye soran bir kadın yazarın fotoğrafı da, birkaç gündür “Kurban Bayramı” münasebetiyle sosyal medya hesaplarımıza düşen akıllara zarar vahşet fotoğrafları da…

Mesela biraz sonra ailesiyle birlikte selfie çekeceği sofraya koyacağı hayvanı sopalarla kovalayan bir insan, biraz sonra yiyeceği kaburgaların arasına bebeğini koyup fotoğraflayan bir insan da aklımıza geliyor…

Ve Adorno’nun şu sözünü anımsıyoruz: “Auschwitz, bir insan bir mezbahaya bakıp ‘ama onlar hayvan’ dediği zaman başlar.”

Belli ki bir yazarın kalemini sofrasındaki değil, vicdanı etkiliyor…

***

Örümcek Ağı

Yazar: E. B. White

Çeviren: Mehmet Küçük

Yapı Kredi Yayınları

Ekin Bilgiç’ten kitap önerileri 1: “Bekçi Amos’un Hastalandığı Gün”

6 Mart 2014 - Yazar: Esra Ercan Bilgiç - Kategoriler: Yazarlar

Ekin Bilgiç, yazarımız Esra Ercan Bilgiç’in kızıdır. 3,5 yaşındadır ve 1,5 yaşındaki Devrim Bilgiç’in ablasıdır. Resimli öykü kitaplarına bayılır.

Henüz okuma- yazma bilmediği için arkadaşlarına önereceği kitapları annesiyle gerçekleştirdikleri sohbetler aracılığıyla aktaracağız. Devamı

Bir masal vardı bu şehre dair…

26 Kasım 2013 - Yazar: Funda Demir - Kategoriler: Slider, Yazarlar

İçinden kargalar, cüceler ve uğurböceği geçen bir darlanma yazısı…

Bu şehre dair bir masal olsa anlatacaklarım…

O zaman bir kadın sade kahvesini içerken gazetesini okuyabilir miydi? Koşabilir miydi bir çocuk uçurtmasının ardından? Yavrusuna sarılabilir miydi bir baba? Okulu bitirip öğretmen olur muydu bir genç? Cigarasını yakıp uzun bir yolu yürür müydü diğeri? Oğlunun sevdiği yemeği yapıp nerede kaldın diye arar mıydı bir anne? Bir masal olsa…

Sadece okuduklarımız mı ağlatırdı bizi?

Devamı

Bakın “Bulutların Arasında” dolaşıyor çocuklar…

30 Ekim 2013 - Yazar: Funda Demir - Kategoriler: Slider, Yazarlar

Gencecik bir adam, çocuğunun yanağına öpücük kondurup çıktı evinden, “akşam” dedi. “Geleceğim!”

Aynı saatlerde başka bir genç adamın kalbi -ki varsa eğer- saatli bomba gibi atıyor olmalıydı. “Öldür” demişlerdi. “Sigarayı söndür” der gibi sakindi ses tonları. Saat hayatı son geçtiğinde bir kez bile düşünmedi iki adam. Birinci adam oradaydı; çünkü çocuğuna sunacağı bundan daha güzel, daha onurlu, insana yakışan bir hayat vardı. Biliyordu.

İkinci adam, o da oradaydı. “Öldür” demişlerdi. Öldürecekti… Şimdi birinci adam toprak oldu. Yağmur olup yağmak için bulutlara çıktı. Rengarenk çiçekler açıyor bulutlarla bezenmiş göğsünde… Koparamıyor kimse. Devamı

7. Beyoğlu Sahaf Festivali’ne Giriş: İşte bunlar hep yaşanmışlık…

27 Eylül 2013 - Yazar: Gülçin Kocabuğa - Kategoriler: Slider, Yazarlar

Bu yıl yedincisi düzenlenecek olan Beyoğlu Sahaf Festivali yaklaşırken, ucuz, eski ve mis kokulu kitaplara kavuşma hayali ile yanıp tutuşan okurlar için de heyecanlı bekleyiş sürüyor. Devamı

Yapı Kredi Yayınları’ndan çocuklar için iki sıradışı kitap

24 Eylül 2013 - Yazar: Editör - Kategoriler: Anasayfa, Haberler

Yapı Kredi Yayınları’ndan çocuklara yönelik olarak çıkartılan iki yeni kitap olağan çocuk kitaplarından ayrılıyor. Alain Serres’in “Çocuk Olmaya Hakkım Var”  kitabı ile Halil Altındere ve Süreyyya Evren kaleme aldığı “Çocuklar için Türkiye Güncel Sanatı” çocukların haklarını ve çocukların sanat eğitimini ele alan kitaplar. Devamı

Başka bir orman bu, tenekeden

18 Eylül 2013 - Yazar: Funda Demir - Kategoriler: Slider, Yazarlar

Bir ormanı var eden nedir?

Ucu bucağı görünmeyen, gündüzleri bulutlara geceleri yıldızlara değen ağaçlar, kuşlar, sincaplar, tavşanlar, domuzlar, kaplumbağalar, rengarenk çiçekler, şifalı bitkiler, nefis meyveler… Her mevsimi ayrı güzellikte yansıtan renkler, içimize çekmeye doyamadığımız çam kokusu. Dokundukça iyileştiren toprak. Rüzgârın dinginleştiren uğultusu… Bir ormanı var eden nedir, derseniz bana: şimdi, şu anda bunların hepsi bir yana hayal gücü derim sanırım. Çünkü yakın zamanda yolum Teneke Orman’dan geçti. Oranın havasını soludum, suyunu içtim ve kendimi çok iyi hissettim. Devamı

Elif Çağlı: “İktidarın gözünden yeni nesil: “Çocuk”tan daha fazlası”

8 Eylül 2013 - Yazar: Konuk Yazar - Kategoriler: Çorap Örenler

Son dönemde çocukların kaç yaşında okula gitmeye başlayacakları, hangi sınavla nereye girecekleri, kıyafet özgürlüğüne sahip olup olmayacakları, seçmeli ve zorunlu derslerinin kapsamı, anadillerinde eğitim alıp almayacakları politik iktidarın yasalarla yönetmeliklerle düzenlemeye çalışırken kamuoyu tarafından da tartışılan konular arasında yer aldı. Hal böyle olunca özellikle eğitim sistemi üzerinden çocukluğun nasıl politikanın biricik nesnesi haline geldiğini ve iktidarın hegemonyası dahilinde şekillendiğini görmek oldukça mümkünse de geçmişe doğru gitmek içselleştirdiğimiz değerleri sorgulamayı gerekli kılıyor ve mesele sanıldığından karmaşık hale geliyor. Devamı

“Percy Jackson ve Olimposlular- Şimşek Hırsızı” üzerine

27 Ağustos 2013 - Yazar: Deniz Coşkun - Kategoriler: Slider, Yazarlar

Merhaba, adım Deniz.

Bu, benim bu siteye yazdığım ilk yazı. Bundan sonra da yazmaya devam etmeye çalışacağım. Dilerim ki yazdığım yazıları beğenirsiniz. Neyse eğlenceli bölüme geçelim…

Percy Jackson’ı bizim eve Elif abla getirdi. Percy Jackson altı kitaplık serinin baş kahramanı. Bu altı kitaplık macerayı bir çırpıda okudum. İlk kitap olan Şimşek Hırsızı’nda, Percy kendisinin melez olduğunu öğreniyor. Melez ne demek biliyor musunuz? Melezler, Tanrılar ile ölümlülerin çocukları. Melez deyince herkesin aklına “Herkül” gelir. Ancak bu kitap serisinde günümüz melezleri ve onların maceraları anlatılıyor. İlk kitapta, Percy, Hades’in muhafızıyla ve bir minotorla karşı karşıya kalıyor. Percy, arkadaşları Athena’nın kızı Annabeth Chase ve satir Kıvırcık Çalıdibi ile Zeus’un çalınan ilk şimşeğini bulmaya çalışıyorlar.

Fantastik romanları sevmeyenler bu kitabından önünden öylece geçip gider; ancak ben bu kitabı herkese öneriyorum. Antik Yunan tanrıları, mitolojik canavarlarla sürükleyici bir macerayla başladım yaza. Şu anda bu serinin devamı olan serinin yani Olimpos Kahramanları’nın dördüncü kitabı olan Hades’in Evi’ni bekliyorum.(Daha Türkçeye çevrilmedi) Bana yetişeceğinizi umuyorum.

Bu kitap serisini okumadan önce mitolojiye karşı bir ilgim yoktu. Ancak bu kitapları okurken mitolojiyle ilgili bilgi sahibi oldum.(Gerçekten de ilginç, umarım siz de kitabı okuyup aynı yorumu yaparsınız.)

Kitapları okuduğum sırada ailemle birlikte Atina’ya gezmeye gittik. Müzede gördüğümüz kabartmadaki tanrıların hangi tanrılar ve neyin tanrısı olduklarını bildim ve anneme hava attım. (yararı oluyor).

Bu kitapları okurken heyecanlanıyor ve kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Yarınki programınızı unutup gece yarılarına kadar kitap okuyorsunuz. Kitaplar bittiğinde çok üzüldüm, ama ben sevdiğim her kitabı bitirdiğimde üzülürüm zaten.

Maceranın içine öyle bir giriyorum ki kitap bittiğinde içimden “burada mı bitirilir” diyorum. Hani şu sürekli gazetelerden, televizyonlardan duyuyoruz ya bilim insanları şunu icat etti, bilim insanları bunu icat etti. Bu kitabı (Şimşek Hırsızını) bitirdikten sonra da diyorsunuz ki şu bilim insanları kitap uzatma makinesini de icat etseydi ne iyi olurdu.

Bu kitabın yazarı olan Rick Riordan’ın üslubu o kadar iyi ki yazdıklarıyla beni kitabın içine çekti. Kitapta iyi bir şey olunca sevinip kötü bir şey olduğunda üzüldüm.

Size son bir şey söylemek istiyorum. Normalde ben bahçeye çıkmayı çok seven bir çocuğumdur. Ancak bu kitap serisini okurken bahçeye çıkmak yerine evde kitabın içindeki maceralara kaptırdım kendimi. Bu kitapla maceradan maceraya, Türkiye’den Amerika’ya geçtim. Umarım ki kitabın gidişatı sizin de duygularınız etkiler ve umarım ki siz de bu kitabı severek ve heyecanlanarak okursunuz…

Serinin Diğer Kitapları:

1. Şimşek Hırsızı

2. Canavarlar Denizi

3. Titan’ın Laneti

4. Labirent Savaşı

5. Son Olimposlu