Yazar: Soru Cevap

Bronşyolitten korunmak için neler yapılabilir? Dr. Demet Ilıkkan cevapladı.

El temizliği ve hijyen kurallarına uymakta gösterilen hassasiyet nazokomiyal RSV enfeksiyonu olasılığını ve dolayısı ile bronşiyolit riskini azaltır. Sigara dumanından uzak durulması ve bronşiyolit mevsimi boyunca anne sütü ile beslenmeye devam edilmesi tavsiye edilir. Anne sütü RSV enfeksiyonu riskini azaltan koruyucu bir faktördür. Anne sütü içerdiği immünglobülin G, A ve interferon ile RSV enfeksiyonuna karşı bebeği...

Devamı…

Kasık fıtığı nedir? Neden çocuğumda kasık fıtığı oluştu? Dr. Egemen Eroğlu cevapladı.

Gebeliğin son üç ayı süresinde, böbreklere komşu olan testis, normal yeri olan skrotuma inmek için yolculuğuna başlar. Kasıktan skrotuma inmek için gerekli kılavuzlardan birisi peritondur (karın iç yüzeyini sararak barsakları çevreleyen ince doku zarı). Bu yolculuk esnasında peritonun bir kısmı testise yapışır ve onunla beraber skrotum içerisine girerken, karın içerisi ile ilişkili bir kese, poş oluşturur. Benzer olay kızlarda rahim bağlarından bir tanesinin kasık kanalı içerisinden geçip, labialara ulaşması esnasında olur.Her iki durumda da oluşan, uzantı şeklindeki keseye “Processus Vaginalis” denir. Processus vaginalis normalde doğumla beraber kapanır, böylece karın içerisiyle kasık arasında bağlantı kalmaz. Kapanmanın tam olmadığı durumlarda, barsakların,...

Devamı…

Kadınların doğumdan sonra kilo korkusu hamilelik sonrası depresyonu tetikler mi? Prof. Dr. İsmail Çepni cevapladı.

Bütün gebelik ve lohusalık dönemi ile ilgili olarak anne adayları yeterli bilgilendirilmeli, gebelik döneminde oluşan bedensel ve ruhsal değişimin lohusalıkta normale döneceğinin fizyolojik bir süreç olduğu anlatılmalıdır. Özellikle normal seyreden bir gebelik sürecinin yani uygun kilo alınmasının iyi bir lohusalık dönemi ile eşdeğer olduğu bilinmelidir. Anne kendini sevmeli, beğenmelidir, annelik gibi kutsal bir görevde oluşan değişikliklerin geçici olduğunu, bedenindeki şekil değişikliklerinin normale döneceğini bilmelidir. Aksi halde çirkinleştiği, beğenilmediği korkusu ile lohusalık depresyonu tetiklenir. Buna bir de annelik sorumululuğu eklendiğinde problem zor bir döneme girer. Tabii bu süreçte eşinin onu her zaman beğendiğini ve sevdiğini hissettirmesi önemli bir...

Devamı…

"Pilor stenozu" nedir? Neden olur? Dr. Egemen Eroğlu cevapladı

Pilor, midenin hemen çıkışında bulunan, öğütülmüş besinlerin mideden onikiparmak barsağına geçişini kontrol eden kasa verilen isimdir. Stenoz ise latince bir kelimedir ve darlık anlamına gelmektedir. Bu durumda pilor stenozu, midenin hemen çıkışında bir darlık olduğunu belirtmektedir. Pilor kanalını oluşturan kas tabakasının aşırı gelişip, mide çıkışında daralmaya sebeb olmasıyla kendini gösteren bu hastalığın sebebi belli değildir. Ortalama 300-900 canlı doğumda bir görülürken, sıklıkla ilk çocukta gözlendiği ve erkek çocuklarda dört kat daha fazla olduğu...

Devamı…

Hamilelik esnasında yapılabilecek ve yapılmayacak aşılar nelerdir? Prof. Dr. İsmail Çepni cevapladı.

Gebelik sırasında bağışıklık sağlanmasının ayrı bir önemi vardır. Bu durumda karşımızda hastalıktan korumamız gereken anne adayı, bunun yanında hem hastalıktan hem de aşının olası risklerinden korumamız gereken bebek vardır. Gelişim halinde olan bebeğe, annenin aşılanmasının getireceği riskler teoriktir. Inaktif virüs aşıları, bakteri aşıları veya toksoidler ile aşılamanın fetusa ve anne adayına risk yaratmadığı bilinmektedir. Canlı aşıların ise teorik olarak fetusa zarar vereceğine inanılır. Gebelik sırasında anne adayının aşılanması düşünülüyor ise, anne ve yeni doğana aşılamanın getireceği yararın, aşının teorik de olsa yaratacağı ters etkilerden fazla olması gerekir. Genel olarak, canlı virüs aşıları gebelikte yapılmaz. Çünkü teorik olarak aşıdaki canlı virüsün bebeğe geçeceğine inanılır. Eğer canlı virüs aşısı bilinmeden gebe kadına verildi veya kişi aşı olduktan sonraki dört hafta içinde gebe kaldı ise oluşabilecek teorik risklerle ilgili gebeye bilgi vermek gerekir. Ancak bu durumun gebeliğin sonlandırılması için endikasyon teşkil etmediği de unutulmamalıdır. Aşılama ile annenin ve dolayısıyla fetusun saglıgı korunurken geçen pasif antikorlar sayesinde yenidoğanın ilk altı ayında enfeksiyonlardan korunması saglanır. Aşılama kararı alınırken fetusta doğabilecek potansiyel riskler ve faydalanım iyi tartılmalı...

Devamı…

Süt çocuğunda ek-katı gıdalara ne zaman başlanmalı? Dr. Demet Ilıkkan cevapladı.

Yenidoğan ve süt çocukluğunun ilk yılları için anne sütü eşsizken aylar ilerledikçe anne sütü içerik olarak bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelir. Ek gıdalara başlarken önem verilen noktalardan bir kısmı da bebeğin besin ve kalori ihtiyaçlarının giderilmesinin yanında, bebeğin yeni lezzet, kıvam, koku ve pütürlü gıda ile de tanıştırılmasıdır. Bebeğin büyümesi ve anne sütü miktarına göre ilk katı gıdalara 4-6 aylıkken başlanabilir. Ek gıdalara ne zaman başlanacağı kararı bebeğin doktor tarafından değerlendirilmesiyle...

Devamı…

Göbek fıtığı nedir, neden oluşur? Dr. Egemen Eroğlu cevapladı.

Anne karnındayken, göbek halkasının içerisinden geçen damarlar, anne ile çocuk arasındaki bağı oluşturur ve çocuğun büyümesi için gerekli ihtiyaçları karşılarlar. Doğumla beraber bu damarlar, kendilerini saran halkadan daha hızlı büzüşerek kapanırlar. Büzüşmüş damarlar çevresinde, henüz kapanmakta olan göbek halkasının içinde oluşan boşluktan karın içindeki barsakların ya da yağın girip çıkmasıyla göbekte oluşan şişliğe “göbek fıtığı”denir. Göbekteki şişliğin içeri itilip, barsakların tekrar karın içerisine girmesi sağlandığında, parmağınızı saran açık göbek halkasını...

Devamı…

Havale sırasında neler yapılmalıdır? Dr. Sinan Çomu cevapladı.

Sara veya ateşli havalelerde ilk yapılacak olan hastayı yan yatırmak ve ağızdaki salya ve köpüğün gırtlakta birikmesini engellemektir. Hastanın ağzını açmağa çalışmak, dilini çekmek, soğan koklatmak gereksiz ve zararlıdır. Havale sırasında hasta dilini ısırıp kanatabilir ama dil yutma, tamamen koparma gibi inanışlar yanlıştır. Yapay solunum gerekli değildir. Eğer ateş varsa ilaç veya soğuk uygulamayla düşürülmelidir. Havale 5-10 dakikadan uzun sürerse acil bir tıp merkezine...

Devamı…

Keçi sütü anne sütünün yerini tutar mı?

Seda hanım süt ile ilgili en çok merak edilen sorulardan birini sormuş. Uzman doktorumuz Demet Ilıkkan yanıtladı. Merhaba, Kızım 6 aylık ve katı gıdaya geçeceğiz. Keçi sütünün anne sütüne en yakın değerleri olan süt olduğunu duydum. Hazırlayacağım mamalarda inek sütü yerine keçi sütü tercih etmeli miyim? Teşekkürler Seda Yıldırım Kültürel alışkanlıklar, kişisel inançlar sonucunda gelişmiş, besin eksiklikleri teknik olarak bulunmayan ülkelerdeki, sosyal durumlardaki bebekler, çocuklar da yetersiz beslenmeye maruz kalabilirler. Keçi sütü de alerjik reaksiyonlara, ağır elektrolit bozukluklarına, kansızlığa, enfeksiyonlara yol açabilir. Genellikle inek sütü alerjisi olan bebeklerin keçi sütü allerjisi de vardır. Yapılan testlerde inek sütü alerjisi olanlarda keçi sütü ile ilgili parametreler de anlamlı olarak yüksek bulunmaktadır. Keçi sütünde anne sütüne kıyasla sodyum (tuz) ve protein miktarı üç kat daha fazladır. İç organların tüm işlevlerini yerine getirmeyi başarması zaman alır. Böbreklerin vücuttaki fazla sodyumu atma işlevini yerine getirmesi ikinci yaşın sonuna kadar tamamlanmaz. Bebeğin vücuduna düzenli olarak, uzun süre boyunca, günlük besin ihtiyacını giderirken istemeden sokulan fazla sodyum ve protein yıkım ürünleri vücut tarafından uzaklaştırılamayıp birikir. Bu süreç ne kadar uzun sürerse o kadar ikincil sorunlar kalıcı hale gelir. Keçi sütünde anne sütüne kıyasla folik asit miktarı 10 kat daha azdır. Uzun süreli folik asitten eksik beslenmek büyük hücreli (megaloblastik) kansızlığa yol açar. Avrupa’da 1920-30 yıllarında yaygın keçi sütü tüketimi sonrasında sıklıkla ortaya çıkan kansızlığa “Keçi sütü kansızlığı” adı verilmiştir. Keçi sütü ile toksoplaza, brusella enfeksiyonları yanında...

Devamı…

Prof. Barbaros Ilıkkan cevapladı: Göbek kordonu geç kesilmeli mi?

İlk sayı sorumuzu yayın koordinatörümüz Gökçe Altunay sordu. Bu alanda cevaplanmasını istediğiniz sorularınız için [email protected] adresini kullanabilirsiniz. Gökçe gibi uzun uzun sormanıza gerek yok tabii 🙂 “BBC’nin web sitesinde yayınlanan bir haber kafamı karıştırdı. İngiliz Tıp Dergisi’nde yayımlanan bir araştırmaya göre, bebeğin göbek kordonunu biraz bekledikten sonra kesmenin pek bir yan etkisi yokmuş.  Haber, bunun bebeğin demir eksikliği anemisi yaşaması riskini azalttığını öne sürüyordu. Daha sonra epey bir yerde tartışıldı bu Türkiye’de de. Siz ne dersiniz?”       Prof. Barbaros Ilıkkan’ın cevabı: Normal bir doğum sonunda umbilikal kordon içindeki damarlarda dolaşım 40-60.saniyelerde normalin %20’sine düşer ve dakikalar içerisinde kapanır. Doğum anında bebeğin plasentaya göre aşağıda tutulması  kan akımını devam ettirir. Ve bebeğe geçen kan miktarı artar, yukarıda tutulması ise azaltır. Her iki durum da normal kabul edilemez. Bebeğe fazla kan gitmesi nedeniyle dolaşımda eritrosit sayısının artması, akışkanlığı azaltır ve dokularda dolaşım yavaşlar. Bunun sonucu olarak oksijen ulaşımı azalır. Beyin, böbrek, bağırsaklarda yenidoğan döneminde ciddi hasarlara neden olabilir. Tam tersine az kan gitmesi ise erken dönemde kansızlık nedeni olabilir. Yenidoğan dönemi ve yaşamın ilk  ayları vücut kan değerleri açısından farklı dinamikler içerir. Normal koşullarda bebek erişkine göre yüksek hemoglobin düzeyiyle doğar. Yaşamın ilk 2-3 ayında en düşük düzeyine iner. Sonra tekrar yükselerek erişkin düzeyine ulaşır.Bu dönem süt çocuğunun doğal kansızlığı olarak tanımlanır ve normaldir.  Bu süreçte içinde demir içeren kan hücreleri ortalama 80 gün olan yaşam sürelerinin sonunda parçalanarak...

Devamı…

Uzunçorap'a e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.