Yazar: Serdar Erbaş

Derdiniz uzun vadeli iletişimse çocuklarınızı ciddiye alın!

İletişim, iletişimdir. Bir tarafta ebeveyn, diğer tarafta çocuk(lar) olması, arada yaşananın iletişim olduğu gerçeğini değiştirmez. İş yerinde ast ve üstlerimizle, arkadaşlarımız ya da komşularımızla kurduğumuz iletişim ne kadar gerçekse, çocuklarımızla kurduğumuz iletişim de o kadar gerçek. Ama her nedense birçok anne baba, çocuklarıyla kurduğu iletişimde karşısında bir birey olduğunu unutup, çok üstten bakan ve buyurgan bir tavır takınabiliyor. Zaman içinde oluşan dengeler, ilerleyen yaşlarda iletişim kopukluğuna yol açtığında da bu sonucu anlamakta zorluk çekip, bir de kendilerini hızlıca temize çıkartıyorlar: “İyi de doğduğundan beri bir gün olsun ona emir kipinde bile konuşmadım ki, şimdi nasıl oldu da benden böyle...

Devamı…

Ailelerin bakıcıyla imtihanı

Çocuk sahibi kadın ve adamlar için dünyadaki en değerli varlıkları büyük ihtimalle çocuklarıdır. Böyle olmak zorunda değil elbette; tartışmaya açılabilecek bir yargı bu. Cümlenin başına “Bence”” ekleyip, yargının doğru olduğunu varsayıp devam edelim. Çocuk sahibi olmaya karar verdiniz ya da sürpriz yapıp, o çocuk gelmeye karar verdi ve bu durumu kabullendiniz. Annenin hamilelik süreci boyunca türlü badireler atlatıp, internet başında gün gün gelişmeleri takip edip, küçük doktor odalarında bir şeye benzetemediğiniz ultrason görüntüleri karşısında heyecanlandınız. Doğum günü geldi, heyecanla onu karşılamaya gittiniz. İlk kez kucağınıza aldınız, hastaneden çıkıp ilk kez eve gittiniz. İlk kez yalnız kaldınız, ilk kez yıkadınız,...

Devamı…

Veli toplantısından veli portreleri

Eğitim öğretim yılında ilk dönemin ortalarına geldik. Okullarda ilk genel veli toplantıları da başladı. Bilen bilir, bazen çok eğlenceli olabiliyor bu toplantılar. Gelin birlikte şu toplantılara bir göz atalım. Ola ki bu yazıyı okuyorsanız ve bir eksik ya da fazla tespit ettiyseniz lütfen tespitlerinizi bizimle paylaşın. Oturup edit eder, yazıyı birlikte genişletmiş oluruz. Türlü türlü öğretmen, türlü türlü öğrenci profili olur da türlü türlü veli profili olmaz mı? Olur elbette. Hem de nasıl olur! Öğretmenler, tek tek iletişimlerinde bu farklılıkları tespit ediyor olabilir ama tüm bu farklı profillerin bir araya geldiği toplu veli toplantıları kozmik çarpışmaların yaşandığı ve tüm...

Devamı…

Ödev takıntılı annelere mektup

– Arkadaşlar bugünün ödevi ne? – Matematikten sayfa 45-48. – Türkçeden yok mu ödev? – Var. O da sayfa 34-36. Yukarıdaki diyalog kimler arasında yaşanıyor dersiniz? İki ilkokul öğrencisi arasında olduğunu sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Okuduğunuz satırlar, bir veli WhatsApp grubunda geçiyor. “Tüm veli WhatsApp gruplarında” mı demeliydik acaba? Özellikle ilkokul çağında çocuğu olanların aşina olduğu bu tür diyaloglar neredeyse rutine dönmüş durumda. Çocuklar eve döndüklerinde kitaplarını, defterlerini okulda unutmuş olabiliyor. (Benim kızım bu konuda tavan yapıp, çantasını komple okulda bırakıp geldi geçen günlerin birinde.) Tüm kitap ve defterlerini getirmiş olsalar bile en iyi ihtimalle o günkü ödevlerini hatırlamıyorlar. Veli sohbetlerinden...

Devamı…

Güvende hissetmiyorum

Güvende hissetmiyorum. Bak, “mutsuzum”, “huzursuzum” falan demiyorum. Öyleyim ayrı; ama söylediğim şey başka: “Güvende hissetmiyorum.” Kenar mahallede büyüdüm ben. Bursa’da, Sanayi Çarşısı’nda. Duaçınarı’nın az üstü. Bursa Erkek Lisesi’nde okudum. Öyle “concept” doğum günü partileri falan yoktu yani. “Erkek Lisesi” işte. Kavga çıkması an meselesiydi ama bugünkü gibi, böylesi güvensiz hissettiğim hiç olmadı. Çünkü her zaman bazı kurallar vardı. Yanında sevgilin varsa, has düşmanın da olsa bulaşmazdı sana mesela. Sokakta, okulda, okul çıkışında kavga olurdu; ama üç beş kişi bir kişiye girişmezdi. Güçlü, güçsüzü elbette döverdi -okulun bahçesinde kafa yemişliğim vardır misal- ama bacak arasına kimse tekme atmazdı. Bir de...

Devamı…

Unutanın burnu düşsün

Sana nasıl hitap etsem bilemedim… “AKP’li kardeşim” desem, günlük siyasete gönderme gibi algılanacak; daha kötüsü beni CHP’li sanacaksın ki ilkinden büyük risk. “Muhafazakar kardeşim” desem, büyük haksızlık. Ağacından kuşuna, yaylasından denizine ortak değerlerimize sevdalı nice muhafazakar tanıdığım var… Nasıl hitap etsem sana? “Kardeşim” diyeyim izninle… Çok sevişmesek de kardeşiz sonuçta. Meyvemiz farklı ama aynı topraklarda büyüdük. Kardeşim… Karadeniz’in yaylasında, senin abilerinin açmayı istediği, benim abilerimin ablalarımın açılmasın diye kendilerini iş makinelerinin önüne attığı o yola niçin karşı çıktığımızı anlamıyorsun değil mi? Hiç gitmediğim ve belki gitmeyeceğim o yaylalar için canımın yanmasına, buralardan oralara “yeşil yolu” dert edinmeme anlam veremiyorsun…...

Devamı…

Kıvanamayanların ülkesi

Annemin bir lafı vardır… İyi bir şey olduğunda; yeni bir iş, bir doğum, evlilik… “Allah kıvandırsın” der. Yani, o “iyi şey”in olması yeterli değildir bazen… Onunla sevinebilmek, onunla övünebilmek, onun tadını çıkartabilmek tamamlar o mutluluğu. O şartların oluşmasına bağlıdır mutluluk. Bu ülkede hiçbir şeyle “kıvanamıyor” insan. İzin vermiyorlar. İnsan mutluluğundan utanıyor. Çok basit lan! Kar yağdı. Hem de öyle böyle değil. Aklımızın bir yanı sokaklarda, kıyıda köşede yaşayan mülteci ailelerde, evi sokak olan insanlarda ve sokak hayvanlarında olsa da bir an durup yağan karın keyfini yaşamak istiyor insan. Çocuklarını alıp parka çıkmak, gülmek eğlenmek istiyor. Sonra kah anneanneye babaanneye...

Devamı…

Babalar için bilimsel olmayan tavsiyeler – BİBOT 2

Hatırlatma BİBOT’un açılımı, “Babalar İçin Bilimsel Olmayan Tavsiyeler”. Çocuklarının (Bade ve Barış) yetiştirilmesi sırasında bir babanın yaşadığı tecrübelerin aktarımı. Bu babanın tecrübesi 0-3 yaş çocuklarla sınırlı olduğu için şimdilik BİBOT’lar da 0-3 yaş babalara yönelik. (Annelik ayrı bir mevzuu. Kriterleri, kaygıları, duruşları, hormonları, duyguları, yetiştiriliş şekilleri ve hayata bakışları farklı. O yüzden BİBOT’lardan faydalanma özgürlükleri olmakla birlikte, BİBOT’lar, adı üzerinde babalara yönelik.) BİBOT’ların bir özelliği de yine adı üzerinde tam bir “tecrübe paylaşımı” olması; yani uzmanlara danışılarak yazılmış değiller. Bu anlamıyla, iddiasız metinlerdir. Okuduklarınızı değerlendirirken bir adım geride durmanızda fayda var. Tüm yazılarda, “sözü geçen minik insan”a SEMİ dedik....

Devamı…

Babalar Günü’nde A’laşıyorum

Baba-oğul niçin delice çatışır da sonra babanın gidişiyle birlikte oğul babaya benzemeye başlar? Bu ne yaman çelişkidir? Bir formülü var mıdır acaba? Babalar Günü vesilesiyle gelin deneyelim formüle etmeyi. Kimi film, yönetmeninin tercihine göre erkenden ele verir hikâyenin özünü; bazısı son ana kadar gizemini korur ve hatta yönetmeni özellikle finalde izleyiciyi şaşırtmayı sever. Az sonra anlatacağımız film, garip bir şekilde her iki özelliği de bünyesinde taşıyor. Bir yanıyla, sonu daha ilk sahneden belli; diğer yanıyla ise finalinde büyük bir sürpriz barındırıyor. Bu arada, filmin bir döngü içinde hiç bitmiyor oluşu nedeniyle, gerçek bir final de izleyemiyor izleyici; final sandığı...

Devamı…

BİBOT (0-3 YAŞ) Babalar için bilimsel olmayan tavsiyeler

Pek çoğumuzun babası, özünde güzel adamlardı ama dört dörtlük birer ‘klasik’tiler. Dolayısıyla şu hayalini kurduğumuz yeni nesil babalık durumu için rol model bulma konusunda sıkıntımız aşikâr. İzlediğimiz kötü Amerikan filmlerinde verandanın merdivenlerine oturmuş, sohbet eden baba oğul ve kafasını babasının omzuna yaslamış baba kız sahnelerinden feyz almaya kalksak, güdük kalacağı da kesin… Sonuçta verandada oturmuşlar, biz de otururuz o kolay da ne konuşuyorlar tam olarak hiç bilemedik ki… Üstelik Beşiktaş’ın ortasında verandayı nereden bulacaksın? BİBOT, bu açmazlar içinde klasik anlamda baba tanımının ötesine geçip de ne yapması gerektiğini tam olarak bilemeyenlere sunulan, kesinlikle bilimsel olmayan bir tecrübe paylaşımı. Kendi...

Devamı…

Uzunçorap'a e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.