Yazar: Prof. Dr. İsmail Çepni

Gebelik gelişiminde 1. ve 2. hafta

Gebelik haftasının hesaplanması “Son Adet Tarihi (SAT)”i başlangıç günü alınarak yapılır. Son Adet Tarihi, Son adetin ilk gününü ifade etmektedir. Üreme çağında adet gecikmesinin en sık nedeni gebeliktir ya da bir başka deyişle, gebeliğin en önemli bulgusu adet gecikmesidir. Ancak, her adet gecikmesi gebelik anlamına gelmez.Yaşam tarzında değişiklikler, çeşitli sistemik hastalıklar, diyet,stres ve kullanılan bazı ilaçlar gibi pek çok etmen adet gecikmesine yol açabilir. Anne olmak için en uygun yaş dilimi yirmili yaşlardır. Gebelik en sağlıklı dönemde yerine getirilmesi gerekli çok olağanüstü bir süreç ve görevdir. Yaşınız ya da statünüz ne olursa olsun, gebe kalmak istediğinizde ve gebelik esnasında...

Devamı…

Her myom ameliyat gerektirmez, her myom için rahim alınmaz

Myom hangi sorunlara neden oluyor? • İdrar torbasına, bağırsaklara, idrar yollarına baskı yapıyor. O zaman sık idrara çıkma, kabızlık ortaya çıkıyor. • Çok büyüdüğünde milyonda bir de olsa kötücül tümör (sarkom) çıkabiliyor. • Yerleşim yerine göre kanama olabiliyor. Myomdan mı rahim içinden mi olduğunu ayırt etmek gerekiyor. • Rahimdeki kas dokusuna yerleşirse, adalenin kasılması etken oluyor. Kadınların adet dönemleri uzun olabiliyor, 3-4 ped kullanırken kanama şekli değişiyor. 2-7 gün adet görürken, bir haftayı aşarsa araştırmak lazım. • Kansızlık yapıyor, tüm sistemi etkiliyor. • Myom rahim duvarının dışındaysa, büyük değilse, bası yapmıyorsa sorun değil. Bazen saplı myomlar olur,  sapıyla rahme bağlıdır, kendi etrafında döner, müdahale gerekir. • 10 santimetre civarında  myomlar olabiliyor. Büyük oldukları için alınmaları gerekli. • Eğer myom 5-6 santimetreyse ve kanama yapıyorsa alınması gerekiyor. Ayrıca kendi içinde kanayabilir. Myomda ölü hücreler oluşuyor, ağrıya yol açıyor. • Yakınma oluşturuyorsa alınmasında büyüklüğü çok etken değil ama belirti vermeyen ve 3-4 santimetrelik olanı da almak gerekmez. • Eğer yakınma varsa 6-7 santimetreden sonra almak lazım. • Myomu alırken kişiye özgü karar vermek önemli. Kadın ilerde çocuk planlıyorsa, 30 yaşlarındaysa, rahmin yapısını bozmamak için sadece myomu almak gerekebilir. Myom uğruna rahim alınmamalı! Myom rahim dokusunda bulunduğu yerden çıkarılmasına karşın aynı yerde yine çıkabilir. Düz kas hücresinden kontrolsüz bir büyüme oluşabiliyor. Duvara tuğlaları üst üste değil yan yana koyuyor. Östrojen hormonu büyütebiliyor. 16-17 yaşında bile ameliyat edilen hastalar olabiliyor. Problem sadece myom...

Devamı…

Dış gebelik

Dış gebelik, gebelik materyalinin endometriyal kavite dışında herhangi bir bölgeye yerleşmesi olarak tanımlanmaktadır. Gebelik materyali abdominal kavite içine, Fallop tüplerine, uterus kornularına, servikse veya overlere yerleşebilir. Dış gebelik sıklığı son yüzyılda giderek artmıştır ve günümüzde yaklaşık % 1-2 civarında belirtilmektedir (1,2). Ardışık β-hCG ölçümleri ve transvajinal ultrasonografi kullanımı sayesinde eskiye göre daha erken ve daha isabetli tanı konulmaktadır. Dış gebelik kaynaklı anne ölümleri, ilk trimesterdeki kayıpların dörtte üçünü ve gebeliğin tümünde ortaya çıkan anne mortalitesinin % 9-13’ünü meydana getirmektedir (3). Gelişmiş ülkelerde dış gebeliğe bağlı ölümler 100 binde 3’e kadar düşmüşken, gelişmekte olan ülkelerde 100 binde 300’e çıkabilmektedir (4)....

Devamı…

Endometriyal polip nedir?

Endometrial polip diğer adı ile rahim içi polip, rahim içi tabakanın bir yerde kalınlaşması ve normalden fazla büyümesiyle meydana gelen, rahim içindeki bir “et parçası” olarak tarif edilebilir. Kadınlarda hemen hemen her yaşta görülebilebilir. Genellikle menopoz öncesi ve menopoz döneminde daha da sık görülmektedirler. Bu dokunun bazı bölümleri normalden fazla büyüyerek rahim boşluğuna doğru itildiğinde polip ortaya çıkar. İtilmiş olan bu doku endometrium ile bağlantısını kaybetmez. Eğer bu bağlantı çok ince ise buna saplı polip adı verilir. Bazı durumlardaysa endometrium ile polip arasındaki bağlantı daha geniş bir alana yayılır ve geniş tabanlı polipler ortaya çıkar. Saplı polipler zaman içinde...

Devamı…

Aile planlaması ve doğum kontrol yöntemleri

Aile planlaması; ailenin sosyo-ekonomik durumuna göre istediği kadar, istediği zaman ve istediği aralıklar ile çocuk sahibi olmasının sağlanmasıdır. Her iki yol toplumdaki çiftlerin bakabileceği kadar çocuk sahibi olmak hakkının ailelere sunulmasını amaçlar. Aile planlaması ile; anne ölümleri azalır, düşükler ve düşüğe bağlı anne ölümlerini azalır, bebek ölümleri azalır, doğurganlık oranı azaltılır, sağlıklı doğum yaşı, sağlıklı doğum aralığı sağlanır ve çocuk sağlığına olumlu etki yapar. Türkiye Aile Planlaması Derneği’nin araştırmasına göre Türkiye’de 2003’te yüzde 74 olan doğum kontrol yöntemi kullanma oranı 2007 yılında yüzde 62’ye düştü. Araştırmaya göre 18-45 yaş grubundaki her iki kadından sadece birisi modern doğum kontrol yöntemini...

Devamı…

Hamilelik döneminde dikkat edilmesi gerekenler

Anne adayları kimi zaman gözle görülebilen kimi zaman yalnızca uzmanların fark edebildiği değişikler yaşıyor. Bu değişimlerin pek çoğu aslında gebeliğe uyum sürecini hızlandırıyor. Bu yüzden “anne bedeninin gebeliğe uyumu” olarak tanımlanıyor. 

Ancak hamilelik boyunca öyle değişimler var ki, hiç zaman kaybetmeden doktora başvurmayı gerektiriyor.  İlk 3 ayda gebelerin yüzde 25’inde vajinal kanama olur Vajinal kanamalar, gebeliğin hangi haftasında olursa olsun süresi ve miktarına, birlikte ağrı ve diğer belirtilerin varlığına bakılmaksızın en önemli tehlike belirtisi olarak algılanarak en yakın hastaneye başvurulmasını gerektirir. Vajinal kanamalar, hamilelerin yüzde 20-25’inde ilk üç aylık dönemde görülebiliyor. 

Bu dönemdeki kanama nedenleri arasında şunlar sayılabilir: –...

Devamı…

Rahim içi araçlar ve iğne şeklinde doğum kontrol ilaçları

Rahim içi araç nedir? Rahim içi araçlar (RIA) rahim içine yerleştirilen, genellikle bakır ya da hormon içeren, küçük plastik  cisimlerdir. Rahim içi araçlar geri dönüşlü, uzun süre etkili doğum kontrol yöntemlerindendir. Kimler RIA kullanabilir? Saglıklı her yaştaki kadın ilk adetten menopoza dek istedigi sürece RIA kullanabilir. Ancak yöntemi kullanmaya başlanmadan önce mutlaka “aile planlaması danışmanlık egitimi almış” olan bir sağlık personelinden, yönteme uygunluk açısından danışmanlık hizmeti alınmalı, deneyimli ve sertifikalı sağlık personeline uygulama yaptırılmalıdır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar için yüksek risk altinda olan kadınlara mutlaka ikili yöntem kullanmaları hatırlatılmalıdır (kendisinin birden fazla cinsel eşi olan ve/veya cinsel eşinin birden...

Devamı…

Yaz aylarında gebelik: Hiç sorun değil…

Gebeliği yaz aylarına rastlayan anne adaylarında güneş ve hava sıcaklığına bağlı olarak bir takım sorunlar ortaya çıkabilir. Bu yüzden yaz aylarında gebelikle ilgili özellikle gebeliğin dönemine göre bazı öneriler sunulmalı ve gebenin yazı rahat geçirmesi sağlanmalıdır. Yazın en başta sıcak ve nemin etkisi ile tansiyon oynamaları, el ve ayaklarda şişlikler, halsizlik, uykusuzluk, nefes darlığı, sıcak basmaları, avuç içi ve ayak tabanlarında yanmalar, alerjik problemler, bulantı ve kusmalardaki artış, besin zehirlenmeleri gibi şikâyetler ortaya çıkabilir. Gebeliğin ilk üç ayı yaza gelen anne adaylarında bu dönemde görülen kokulara karşı hassasiyetin artması, yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, bulantı ve kusma yakınmaları aşırı sıcaklara bağlı...

Devamı…

Suda doğum

Hidroterapi yani su ile tedavi uzun yıllardır kas gevşetici ve rahatlatıcı etkileri nedeni ile kullanılan bir alternatif tedavi yaklaşımıdır. Bu etkinin normal doğumlarda da kullanılabileceği fikri de oldukça eskilere dayanır. İlk su altı doğumu 1803 yılında Fransa’da plansız bir şekilde yaşanmıştır. Doğumu uzun süren ve biraz rahatlamak için sıcak su dolu küvete giren bir kadının doğumu bu esnada gerçekleşmiş ve bu tesadüf sonucu suda doğum yapan ilk kadın olarak tarihe geçmiştir. 1960′lı yıllarda ilk kez eski Sovyetler Birliği’nde Igor Charkovshy suda doğum konusunda denemelere başlamıştır. Daha sonra 1978-1985 yılları arasında Fransa’da Dr. Michel Odent su altında birçok doğumun gerçekleşmesine yardımcı olmuştur. Suda doğum uygulamaları bazı ülkelerde...

Devamı…

Gebelikte aşılar

Vücudumuzun bağışıklık sistemi hastalıklara karşı bizi korur. Vücuda giren mikroplar çoğalarak hastalığa neden olur. Bağışıklık sistemi ilk defa karşılaştığında bu mikroplar ile tanışır ve antikor adı verilen ve bu mikroba karşı koruyucu görev yapan proteinler üretmeye başlar. Ancak antikor üretimi belli bir süre alacağı için bu arada hastalık başlar. Aşılarla vücuda, hastalığa neden olan mikrobun inaktive (ölü) veya canlı ancak hastalık yapamayacak kadar zayıflatılmış hali verilir. Bağışıklık sistemimiz aşılarla verdiğimiz mikroplara karşı da aynen doğal mikropla ile karşılaştığı zaman geliştirdiği cevabı verir. Sonuçta aynen hastalığı geçirdiğimizde elde ettiğimiz gibi uzun süreli hatta bazen ömür boyu koruma elde ederiz. Sonuçta...

Devamı…

Uzunçorap'a e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.