Yazar: Emel Tunalı

Sivrice: Sanki bir cennet

Sırf Deniz oğlum mis havasını solusun ve soluyalım diye, sırf pırıl suyunda yüzsün ve yüzelim diye bile her yaz defalarca gidip-geliyoruz Sivrice’ye. Muthiş hava, müthiş deniz. Üç yaz önce, Deno henüz karnımda tepişirken bir arkadaşımızın tavsiyesiyle keşfettik Sivrice’yi. “Sen bu çocuğu burada suda doğurursun” diyordu herkes, orada suda doğurmadım ama en bebe haliyle bile götürdük Deno Bey’i oralara. Tatili, gezmeyi tozmayı severiz ama insanlara özellikle otel, mekân vs önerirken çekinirim, herkesin tatil anlayışı, zevki, beklentisi farklı. Bizim beğendiğimizi başkası beğenmeyebilir. Ama bu kez önereceğim, o civarda 2 ayrı otel var gittiğimiz, ikisinin de reklamını yapacağım seve seve. O civarda...

Devamı…

Çocuklu bir doğa yürüyüşü

Evden çıkıp, bizim köye varmamız bir-bir buçuk saat. Kar-kış fırtına, erken-geç, gündüz- gece, hafta içi- hafta sonu fark etmez, daraldıkça binaların karanlığından atarız kendimizi, küçük Karadeniz dediğimiz Bahçecik’e. Kışın başka yazın başka güzeldir oralar. Baharda ise tanından yenmez. Minik bir evimiz, kocaman bir bahçemiz var orada, 150 tane henüz genç ağacımız, sabah bizi uyandıran kuşlarımız, elimizde büyüyen kedilerimiz ile kaçıp sığındığımız bizim köy işte. Deniz bey oğlumuz ile ağaçlar birlikte büyüyorlar. Deniz doğduğundan beri sık sık Bahçecik’e gidiyoruz. Orada toprağın, ağaçların, böceklerin içinde büyümesini çok istiyoruz. Ben adada, babası da dedesinin çiftliğinde büyüdük. Oğlumuz şehirde büyüyen, hayvanattan korkan, topraktan...

Devamı…

Çocukla Büyükada kılavuzu

Bostancı-Büyükada arası 25-30 dakika, Kabataş-Büyükada arası biraz daha uzun ama vapur sefası yaparken, martılar peşinizden gelirken zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız. Bebeler ise vapur yolculuğu uzun sürünce genelde huysuzlanıp anne-baba kucağında vapur turu atarak yolculuklarını tamamlar. Vapurda neyse de Bostancı-Büyükada arası çalışan motorlardan küçük bir tanesine denk gelirseniz o zaman işiniz biraz daha zor. Gezecek alan dar olunca ne yapsın yavrucaklar. En iyisi, kısa da sürse, onları oyalamak için yanınızda mutlaka oyuncak veya atıştırmalık bir şeyler olsun. Belki martılar ile yeterince eğlenmeyebilirler. Bizim küçük beyimiz genelde Ada’ya giderken -özellikle dönerken- uyur. Uyumazsa motorda deli dana gibi dolanır. Ben yorulsam babası...

Devamı…

Bebe Arabasıyla Cinnet Geçirmeden…

Yavrulayana kadar bebek arabası kullanmanın ciddiyetini bilmezdim, oysa kız kardeşimin oğlunun arabasını kullanmışlığım vardı. Pardon o arabayı ben hep ada’da (Büyükada) kullanmıştım. Cümlemi değiştiriyorum. Yavrulamadan önce İstanbul’da bebek arabası kullanmanın ciddiyetini bilmezdim. Biz İstanbul’da arabayla bebek  gezdirmek için çok müsait bir sitede oturuyoruz. Yani al bebeni, çık dolan dolanabildiğin kadar. Ama sonuçta hayatımız tamamen sitede geçmiyor. Mesela, bazen alıp oğluşumu site dışına çıkmam gerekiyor. Ve başlıyor o zaman bir yarışma, bir stres, bir gerginlik. Nasıl mı? Şöyle; Siteden çıkıyoruz ve iki üç adım sonra trafik olan bir anayol başlıyor. O yolun kenarından kenarından ilerleyip kaldırıma ulaşınca ilk tam puanımızı...

Devamı…

Uzunçorap'a e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.