Yazar: Ergün Diken

Yedek babalık Vol. 3

Bildiğiniz gibi (Çaresizce ilk iki yazıyı okuduğunuzu varsayıyorum) Brendon ile adeta uyanmak istemediğimiz bir rüya gibi başlayan ilişkimiz, ağzımdan çıkan “Don’t” kelimesi yüzünden adeta kabusa döndü. Bırakın gece yarısı yatağıma gelip ben ile uyumayı, yanıma bile yaklaşmadı bir hafta kadar. Ülkemizin de en çok etkilenlendiği nazara geldiğimizi düşündüm bir süre. Nazar? Boşluğa düşünce oluyor öyle. Ağzım lâl olaydı da demeyeyeydim o lanet olasıca dört harfli tek kelimeyi. Düzelteyim diye uğraşayım dedim ama nafile. Benden daha alıngan ve daha inatçı çıktı bu çocuk. Brendon’dan umudu kesince Lily’e uzattım bulaşık yıkamaktan bir ton açılan ellerimi. Önce biraz nazlandı, zamanla yaklaştı ve...

Devamı…

Yedek babalık vol. 2

Brendon beni seçti. 4 yıl önce her gece birlikte olduğumuz için mi beni seçti, yoksa başka bir nedenden mi bilmiyorum. Nedeni ne olursa olsun çok mutlu oldum. Ertesi gün yine beni seçti. Ve o gece Brendon ile aramızda uyku öncesi kısık sesle kısa ama ömürlük diyalog geçti: – Brendon İzzet + Ergin dayı – I love you Brendon + I love you Ergin Brendon bu diyaloğun olduğu gece ve ertesi gece uykusundan uyanıp yatağıma geldi. Normalde direkt ebeveynlerinin odasına gidermiş ya da ağlarmış. Yani benim yanıma gelmesi o kadar güzel bir duygu ki anlatması gerçekten güç. Şunu hissettirdi bana,...

Devamı…

Yedek babalık

“Yedek babalık” yazı dizisi fikrini Gökçe hanımefendiyle paylaştığımda henüz 33 yaşına tam olarak basmamıştım. Hâlâ da basmış değilim. Çok eskiye dayanmıyor yani. Yedek babalık deneyimim bundan tam 4 yıl önceye dayanıyor. Bu görevi şu an beş, o zaman da haliyle bir yaşında olan Brendon İzzet Modra ile yerine getirmiştim. Neydi bu görevler? * Gece yarısı karnı acıktığında annesi (Songül ablam) sütünü ısıtıp benim yatağıma getirirdi. Ben ise gözlerimi ve gönlümü açar, onunla birlikte uyur, ona güven ve huzur verirdim. Eli hep yüzümdeydi. Geri çekildiğimde gözlerini açmadan elleriyle yüzüme dokunana kadar yoklamaya devam ederdi. Zor bir görev değil elbette ama...

Devamı…

Hayat devam etmiyor!

Başımız sağ olsun. Kalanlara sabır versin. Hayat devam ediyor. Etmiyor. Hayat devam etmiyor. Babamı 15 yıl önce kanserden kaybettim. İlk hastalandığı zaman gittiğimizde sinüzit teşhisi koyup eve gönderdiler diye içimde yara kaldı. Acaba daha önce fark edilse ya da özel bir hastaneye gitsek iyileşir miydi diye kafamdan o soruyu atamıyorum. Sonra gelip bana başın sağ olsun, ailene sen sahip çıkacaksın diyen yakınlarımı, okul arkadaşlarımı ve hiç tanımadığım insanları düşünüyorum. Hiçbir tesellisi hiçbir etkisi olmayan sözlerdi onlar. İnsanın en acılı anında insanı hissizleştiren sesler. İnsanın utanması olmasa inanın o sözleri duyduğu anda “s.ktirin gidin lan, tek söz dahi söylemeyin!” der....

Devamı…

Anne, ben aşık oldum ya!

Geçtiğimiz sene anneler gününde annem başka bir kıtadaydı. Hediye almaktan yırtmıştım. Bu sene aynı kıta, hattâ aynı evdeyiz ve ben bir yolunu bulup hediyeden yırtmayı planlıyorum. Elbet bir yolunu bulurum, hiç olmadı “Kapitalist düzenin bir oyunu bu işler anne” derim çok sıkışırsam. Aklınla bin yaşa denilen örnek bir insanım neticede. Benim annem kalem gibi dolma saramaz, çayı benden iyi demleyemez, soğan-sarımsak yemez, evde kolay kolay yedirmez, yenince surat asar, efendime söyleyeyim ütü yapmaz, yaparsa da üstünden bir daha geçmek zorunda kalırsın. Anneme “Anne, ben aşık oldum ya” dediğim zaman “Senin aşklarının önü sonu bitmiyor” der, öyle filmlerdeki gibi bir...

Devamı…

Uzunçorap'a e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.