Yazar: Deniz Coşkun

TEOG belası

Nisan ayı geldi çattı ve gene tüm sekizinci sınıflar stresle ikinci TEOG sınavını bekliyorlar. O kadar streslenmenize gerek yok arkadaşlar. Ben tüm geçen sene boyunca TEOG denen o sınava çalıştım. Sadece ben değil, benimle birlikte o senenin tüm sekizinci sınıfları (eski orta son) çalıştık. Ne kadar sınava hazırlanmak için gecemi gündüzüme katıp çalışmış olsam da eğlenceli bir sene oldu. O sene yaşadığım bazı ilginç (ve komik) şeyleri sizlerle paylaşmadan önce şu TEOG’un ne olduğundan bahsedeyim. TEOG (Temel Eğitimden Orta öğretime Geçiş Sistemi), muhtemelen tahmin ettiğiniz gibi, liseye geçiş sınavı. Bu sınavlar arka arkaya iki gün yapılıyor. Bu günler, hafta...

Devamı…

Karanlık şehir Helsinki

Büyük gün. Haftalardır beklediğim yılbaşı Finlandiya gezisinin zamanı geldi. Sabah zorla altıya on kala kalktım. Sekiz kırkta olan uçağımıza yetişmemiz lazımdı. Yarı uyanık, yarı uykuda bir şekilde hazırlandım. Arabaya bindiğimde hala çok uykum vardı. Atatürk Havaalanı’na yolculuğumuzun ilk çeyreğinde uyanıktım; ancak çalan müziğin de etkisiyle göz kapaklarım ağırlaştı. Gözlerimi annemin ve babamın itiştirmeleriyle ancak açabildim. Havaalanına girip bir dolu uzun ve sıkıcı kontrolden geçmemize rağmen uçağımıza bir saat vardı ve benim karnım guruldamaya başlamıştı. Annem ve babam bize havaalanının feci pahalı bir dükkanından bir sandviç aldı kardeşimle benim midelerimiz bastırılsın diye. Son pasaport kontrolünden de geçip bizi uçağa götürecek...

Devamı…

Metro 2033

İlk olarak Elif ablamı ne kadar çok sevdiğimle başlayacağım. Bu kitabı da bana o getirdi. Sevgili Elif ablama… Yıl 2033. Dünya nükleer savaş sonucu insan yaşamına elverişli değil. O koca Moskova metrosu insanlığın tek kalesi. Dünya çeşit çeşit mutant tarafından istila edilmiş. Bunlardan bir tür ise kara derililer. Bu mutant türü bir kapıdan metroya sızmakta. Metrodaki insanlar için en büyük tehlike bu. Mutantları öldürmenin tek yolu ise metronun kalbi sayılan, bilimin teknolojinin ve sanatın yaşatıldığı tek yer Polis’e gitmekten geçiyor. Bu görev için seçilen Artyom’un sürükleyici, korkunç ve okuyan için eğlenceli macerasını Dmitry Glukhovsky bize çok iyi bir anlatımla...

Devamı…

Dan Brown: Cehennem

Tatildeydim. Akşam yemeğini anneannemin odasında beklerken gözüme raflardan bir başlık ilişti: Dan Brown, “Cehennem” Çok uzun zamandır okumak istediğim bu kitabı orada görmek beni çok sevindirdi. Hemen elime alıp okumaya başladım ve çok sevdim. O andan sonra da kitabın akışına kendimi kaptırıp kitabı elimden bırakamadım. Profesör Langdon bir sabah Floransa’da uyanır. Oysa aslında Langdon, Amerika’da öğretmenlik yapmaktadır. Elinde birkaç halüsinasyon ve sayıklamadan başka hiçbir şey yoktur. Bu sayıklamalar ve rüyalar onu gittikçe daha korkunç bir yola doğru götürmektedir. Bu sırada ise, arkasında dünyanın en gözü pek seri katili vardır… Kitap içerik açısından güzel ve sürükleyici. Fakat fazla genel kültür...

Devamı…

Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği

Bilbo Baggins’in yüz on birinci yaş günüydü. Bu kadar güzel ve eğlenceli bir günde Bilbo’nun esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolacağı kimsenin aklının ucundan bile geçmezdi. Aslında Shire’da bunu anlatsanız bütün hobbitler bu kişilikten her şeyi beklediklerini söylerlerdi. Çünkü Bilbo bir elli yıl kadar önce esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmuş ve sonra ortaya çıkmıştı. Ancak bu olayın sonunda sonu gelmeyen bir servete kavuşmuştu. Ayrıca garip bir şekilde yaşına rağmen çok genç gösteriyordu. Herkes böyle söylüyordu ancak Bilbo genç falan göstermiyordu, bildiğiniz yaşlanmıyordu. Bilbo’nun yeğeni Frodo’yu ise sonu gelmeyecek olan bir serüven bekliyordu… Annem kitabı ilk eve getirdiğinde paketin içindeydi. Üç...

Devamı…

Ben bir ceviz ağacıyım Gezi Parkı'nda…

Ben bir ceviz ağacıyım Gezi Parkı’nda. Evet, sen bunun farkındasın ama polis değil… Başta söylediğim gibi ben uğruna milyonların sokaklara döküldüğü o ağaçlardan biriyim ve bunu her düşündüğümde üzülüyorum, duygulanıyorum ve seviniyorum yani anlayacağınız gibi garip bir duygu işte. Neyse konuya gelelim. Güzel bir bahar sabahıydı. Kuş cıvıltıları ile uyanmayı bekliyordum; ancak o sabah duyduğum şey, kocaman iş makinelerinin sesiydi. Onların önünde ise onları engelleyen bir adam vardı. Yaşlı ağaçlar onun bir milletvekili olduğunu söylediler. İş makineleri çalışmayı durdurdu. İkinci gün ise bu olayların olduğu yerde yine o milletvekili ve on beş yirmi tane genç vardı. Çadır kurdular ve...

Devamı…

Kalenin sırrı

Kim sever ki yazın ödev yapmayı? Her zamanki gibi bize çok ödev verdiler. Ve her zamanki gibi ben bir kısmını son güne bıraktım. Sona bıraktım ama çok da uğraştım. İşte bu şekilde Türkçe yaz ödevim için yazdığım masalı sizlerle paylaşmak istedim. Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde pireler berber iken, develer tellal iken ninesinin beşiğini tıngır mıngır sallayan bir delikanlı yaşarmış. Bu delikanlının ailesi o kadar fakir o kadar fakirmiş ki çatısı yedi gün yedi gece zangır zangır sallanan, çatır çatır çatırdayan derme çatma bir evde yaşarlarmış. Bu aile fakir olmasına fakirmiş ancak mutluymuş. Aile...

Devamı…

Dokuz gün, dokuz ülke

Saat dört buçukta annemlerin zoruyla yataktan kalkıp arabada uyumaya devam ettim. Yunanistan ile başlayan upuzun bir yolculuk bizi bekliyordu. Yolun ilk kısmında ben uyudum. Araba birden durduğunda uyandım. Yunanistan gümrük kapısının önünde tam otuz kilometrelik bir sıra vardı. Babam da sırayı bekleyemeyeceğimizi, açlıktan öleceğimizi düşünüp İpsala Köyü’ne doğru döndü. 30 Ağustos törenleri yapılıyordu. Her yerde askerler vardı. Karnımız çok acıkmıştı. Bir çay bahçesinde oturup sıranın uzunluğu hakkında konuşmaya başladık. Bu arada çayları getiren abi konuşmamızı duyup “Gümrükte üç gündür sıra var. İnsanlar günlerdir bekliyor. Size bir kestirme yol söyleyeceğim, oradan gidin. Sizi gümrük kapısın üç kilometre önüne çıkartacaktır.” dedi...

Devamı…

"Percy Jackson ve Olimposlular- Şimşek Hırsızı" üzerine

Merhaba, adım Deniz. Bu, benim bu siteye yazdığım ilk yazı. Bundan sonra da yazmaya devam etmeye çalışacağım. Dilerim ki yazdığım yazıları beğenirsiniz. Neyse eğlenceli bölüme geçelim… Percy Jackson’ı bizim eve Elif abla getirdi. Percy Jackson altı kitaplık serinin baş kahramanı. Bu altı kitaplık macerayı bir çırpıda okudum. İlk kitap olan Şimşek Hırsızı’nda, Percy kendisinin melez olduğunu öğreniyor. Melez ne demek biliyor musunuz? Melezler, Tanrılar ile ölümlülerin çocukları. Melez deyince herkesin aklına “Herkül” gelir. Ancak bu kitap serisinde günümüz melezleri ve onların maceraları anlatılıyor. İlk kitapta, Percy, Hades’in muhafızıyla ve bir minotorla karşı karşıya kalıyor. Percy, arkadaşları Athena’nın kızı Annabeth...

Devamı…

Uzunçorap'a e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.