Yazar: Dr. Akil Tepecik

Karaciğer fonksiyonu ve laboratuvar

Karaciğer, yaşam için gerekli birçok farklı fonksiyona sahiptir. Aminoasitleri, karbonhidratları, lipitleri, vitaminleri ve mineralleri alır, işler ve depolar. Ayrıca pıhtılaşma faktörleri ve transport proteinleri dahil olmak üzere bir çok plazma proteini karaciğer tarafından sentezlenmektedir. Karaciğer, ilaçlar ve toksinler gibi eksojen bileşiklerin detoksifikasyonunda primer organdır. Karaciğer, kolesterol metabolizmasının düzenlenmesi ve diyetsel yağların absorpsiyonunun kolaylaştırılmasından da sorumludur. Tiroit, steroid ve diğer hormonların başlıca katabolizma yeridir. Bu hepatik fonksiyonların çoğu laboratuar yöntemleriyle değerlendirilmektedir. Karaciğer vücuttaki en büyük organdır ve ağırlığı 1,2-1,5 kg civarındadır ve kaburga kemikleri tarafından korunmaktadır. Sağ ve sol olmak üzere iki anatomik loba ayrılmıştır. Karaciğer iki kan dolaşımına sahiptir...

Devamı…

Beslenme durumunun değerlendirilmesi ve laboratuvar

Beslenme, doğanın elemanlarının sindirilerek 1) büyüme ve gelişme 2) dokuların sağlıklı bir şekilde korunması 3) fizyolojik ve metabolik işlemlerin aracıları, olarak kullanılmasıdır. Yetersiz beslenme sonucu, bağışıklılık sisteminde, yaraların iyileşmesinde, kas ve kemik kuvvetinde ve zihinsel işlemlerde bozukluklar oluşmaktadır. Gastrointestinal sisteme doğrudan verilen enteral beslenme tedavisi ve damar içi (intravenöz) beslenme, total parenteral beslenme (TPB) gibi beslenme yöntemlerindeki gelişmeler, klinik beslenme alanında yeni bir çığır açmıştır. Ancak eksikliği kadar, fazla beslenmenin de hastanın gidişatını olumsuz etkilediği bilinmektedir. Beslenme durumunun en tarafsız ve kantitatif ölçüm yöntemi, biyokimyasal ve direkt fiziki ölçümlerdir. Protein-enerji malnütrisyonu (PEM) gibi beslenme eksiklikleri, henüz biyolojik fonksiyona uzun...

Devamı…

Tiroid fonksiyonu ve laboratuar

Tiroid bezi, yapının kelebek görünümü almasını sağlayan ve isthmus adı verilen ince bir band ile birbirine bağlanmış iki lobdan meydana gelir. Tiroid bezinden sırası ile T4 ve T3 adı ile bilinen tiroksin ve triiyodotironin hormonları salgılanır. T3 biyolojik sistemlerde T4’e göre dört ile beş kat daha etkilidir. Enerji tüketiminin kontrolü tiroid hormonlarının primer işlevidir. Ayrıca memelilerde büyüme, gelişme ve cinsel olgunlaşma için vazgeçilmez özelliktedirler. Diğer etkileri arasında kalp atım hızı ve kasılmanın uyarılması, protein sentezi ile karbonhidrat metabolizmasının hızlandırılması, kolesterol ve trigliserit sentez ve yıkılmasının uyarılması bulunur. Hipofizer tiroit uyarıcı hormon (TSH), tiroid hormonlarının sentezini düzenler. Ayrıca TSH, tiroidal foliküler hücrelerin büyüklüğünün ve sayısının artmasını uyarır. Uzun süreli TSH uyarılması, vaskülarite artışına ve sonunda tiroid bezinin hipertrofik büyümesi olan guatr hastalığına  neden olur. Dolaşımda T3 ve T4, taşıyıcı proteinlere geri dönüşümlü ve tamamen bağlı olarak bulunur. Biyolojik aktivite için bu hormonların çok küçük miktarları serbest ve bağlı olmayan şekilde bulunur. Tiroid hormon eksikliği veya fazlalığının klinik semptom ve belirtileri genellikle spesifik değildir. Hipotiroidizm ve hipertiroidizmden kuşkulanıldığında laboratuar testleri ile doğrulama mutlaka gerekir. Bununla beraber tiroid testlerinin normal olması tiroid hastalıklarını dışlamadığı gibi, anormal tiroid testleri de tiroid hastalığını göstermez. Ötiroidi olan kişilerde diffüz veya nodüler tiroid büyümesi görülebilir. Tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesinde, ayakta kişilerde duyarlı TSH ölçümü başlangıç tarama testi olarak kabul edilir. Hipotiroidizmde TSH düzeyleri yüksek, hipertiroidizmde ise düşüktür. TSH düzeyi anormal yüksek veya düşük olduğu zaman freeT4 ölçülmelidir. TSH salgılanması...

Devamı…

Kardiyak fonksiyonlar ve laboratuvar

Kalp, yapısı kas olan bir organ olup, damarlar aracılığı ile tüm vücuda kanın pompalanmasından sorumludur. Kalbin sağ tarafı ritmik kasılmalar ile deoksijenize kanı akciğerlere pompalar. Sol taraf oksijenlenmiş kanı akciğerlerden alır ve vücudun tüm kısımlarına pompalar. Etkili ve dayanıklı bir pompadır. Örneğin 75 yıllık bir insan yaşamında kalp ortalama 3 milyar defa kasılır. Tipik bir kalp döngüsü ( yani bir kalp atımı ) sistol ve diastol adı verilen 2 ana dönemden oluşur. Diastol sırasında oksijenlenmiş kan akciğerlerden sol atrium’a dönerken, aynı zamanda deoksijenize kan vücudun diğer kısımlarından sağ atrium’a dolar. Sistol sırasında ventriküller kasılır, AV kapakcıklar kapanır ve kan pulmoner ve aortik kapakcıklar aracılığı ile sırasıyla pulmoner arter ve aort’a pompalanır. Elektrokardiyogram (EKG) kalpte izlenen anatomik, metabolik, iyonik ve hemodinamik değişiklikleri tanımlayan çok yararlı bir testtir. Bazı durumlarda patolojik sürecin tek belirtecidir. EKG kalbin elektriksel aktivitesinin görünür kaydını sunar. Koroner arter hastalıklarının (KAH) esas nedeni aterosklerozdur. Bu hastalık sürecinde orta ve büyük çaplı arterlerde plak oluşumu izlenir. Plak tarafından darlaştırılan arter lümeninde arteryel kan akımı azalır. Bazı olgularda hafif bir egzersiz ile göğüs ağrısı ve nefes daralması izlenebilir. Bu oluşuma stabil angina denir. Günlük alkol tüketiminin 50gr’a kadar olması KAH için koruyucu iken, daha yüksek miktarlarda tüketimi ise hiperlipidemiye yol açmaktadır. Akut miyokard infarktüsü ( AMİ ) kalbin belirli bölgesine ilişkin kan dolaşımının engellendiği ve nekrozun (yaygın hücre ölümü) oluştuğu durumlarda karşımıza çıkar. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından resmileştirildiği şekliyle AMİ’nin tanısı aşağıdaki kriterlerden en az ikisinin varlığını gerektirmektedir. Göğüs...

Devamı…

Renal fonksiyon ve laboratuvar

Böbrekler insan vücudunun homeostatik mekanizmalarında temel rol oynar. Bu organlar (1) kanı filtre ederler (2) hücre dışı sıvıda bulunan hidrojen, sodyum, potasyum, fosfat ve diğer iyonların konsantrasyonlarını düzenler ve (3)metabolizmanın son ürünlerini idrar formunda dışarı atar. İdrar, böbrekler tarafından salgılanan, üreterlerden geçen, mesanede depolanan ve üretra yoluyla dışarı atılan bir sıvıdır. Sağlıklı bireylerde steril ve berraktır; amber renginde, hafif asit pH’sı ve karakteristik kokusu vardır. Böbreğin işlevsel ünitesi Nefron dur. Her böbrek 400.000 – 800.000 arasında nefron içerir. Yetişkin bir kişide böbrekler kardiyak çıktının yaklaşık %24’ünü alır. Glomerül filtrasyon hızı(GFR) kreatinin ve üre gibi maddelerin böbrek glomerüllerinden dakikada mililitre cinsinden filtre edilme...

Devamı…

Referans değerlerinin belirlenmesi ve kullanılması

Tıbbi anamnezlerden, klinik muayenelerden ve destek incelemelerden elde edilenveriler referans bilgilere göre değerlendirilir. Bir hastanın durumu tipik bir hastalık durumuna benziyorsa, klinisyen gözlemlerine dayanarak tanı koyabilir (pozitif tanı). Gözlenen semptomlar ve bulgular öngörülen hastalığa uymuyorsa, o zaman bu bilgilere göre öngörülen hastalığın ekarte edilmesi / dışlanması yoluyla da tanı konabilir (ekarte ederek tanı koyma). Tıbbi laboratuvar verilerinin yorumlanması karşılaştırma yapılarak karar almaya tipik bir örnektir. Bu karar sürecinde, klinik laboratuvar testlerine göre karar verebilmek için sadece sağlıklı popülasyon değerleri değil, aynı zamanda ilişkili hastaların laboratuvar sonuçları da referans alınabilir. Geçmişte kullanılan normal değerler teriminin, normal sözcüğünün çeşitli anlamları olmasından...

Devamı…

Laboratuvar sonuçlarını etkileyen faktörler

Laboratuvar sonuçlarının güvenilirliği sadece analizlerin çalışılması esnasında (analitik faz) her şeyin doğru yapılmasıyla sağlanamaz. Yapılan araştırmalara göre yanlış raporlanan sonuçların %60 sebebi analiz öncesi (preanalitik faz) safhalarda yapılan hatalardan kaynaklanmaktadır. Sonuçların doğru ve güvenilir olabilmesi için örnek alımı öncesi hastanın uygun şekilde hazırlanması, örneğin uygun şartlarda alınması ve saklanması oldukça önemlidir. Analiz sonuçlarını etkileyen faktörler şu şekilde özetlenebilir: A) Değişmeyen faktörler Cinsiyet, Irk, Kalıtım. B) Değişen faktörler Yaş, Beslenme, Alkol, Vücut ağırlığı, Kas kitlesi, Vücut aktivitesi, Alınan ilaçlar, Günlük ritim, Gebelik. Laboratuvar testlerindeki değerleri etkileyen preanalitik faktörlere bazı örnekler: Orta yoğunlukta yapılan egzersiz, kandaki glukoz konsantrasyonunda artışa neden olur,...

Devamı…

Uzunçorap'a e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.