Advertisement

Yazar: Ece Temelkuran

Ece Temelkuran: Siz niye hep bizim çocukları öldürüyorsunuz?

Biz sizin çocuklarınızı hiç öldürüyor muyuz? Sizin çocuklarınıza bir şey olsa, hangi çocuğa bir şey olsa bizim içimiz yanıyor. Peki o zaman siz bizim çocukları niye öldürüyorsunuz? Şunda anlaşalım evvela: Bu işi siz başlattınız. Bu “siz-biz” işi sizin icadınız. İlla sizin gibi olacağımızı söylediniz. Sizin gibi olmayan çocukların büyüyemeyeceğini, onlara bu memlekette ekmek olmadığını, seslerinin duyulmayacağını siz “açıklıkla ifade ettiniz”. Siz bizim çocuklar öldüğünde -yani duvara “Ne oldu lan… Büyük adam olamadıysak hayallerimizi satmadık ya!” yazan çocuklar bunlar- “Bakıyoruz o işe” dediniz. Siz bizim çocuklar öldüğünde biz ağlarken üzerimize gaz bile sıktınız. Biz öfkeden ve kahırdan delirdik, siz “Aman...

Devamı…

Bir küçücük aslancık… Daha nereye kadar!

Yeğenim Max Ali eğer büyürken kendini manasızca dertli, mesnetsiz bir biçimde kederli hissederse nedenini öğrenmek için terapiye gitmesine gerek yok. Buraya yazıyorum işte: Muhtemelen bebekken onu uyutmak için söylediğim saçma şarkılar ruhuna bu toprakların sebepsiz kahrını akıtmıştır. Belki yıllar sonra favorisinin “Neden saçların beyazlanmış arkadaş / Sana da benim gibi çektiren mi var” olduğunu bilmek ister diye de buraya yazıyorum. “Sürünüyorum”un Gülden Karaböcek yorumuna da bayılırdı, kan çekiyor nihayet! Kendisi ailemizin zaten sınırlı olan çocuk şarkıları repertuarını, kucakta yürütülerek ve şarkı söylenerek uyumaya alıştığı için tükettiğinden bu konuda beni suçlayamaz. Zira babası da olayların bir safhasında, beyefendi uyusun diye...

Devamı…