<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Uzunçorap</title>
	<atom:link href="http://uzuncorap.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://uzuncorap.com</link>
	<description>Uzunçorap</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 May 2012 13:26:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Karın ağrısı ve çocuk</title>
		<link>http://uzuncorap.com/2012/05/18/karin-agrisi-ve-cocuk/</link>
		<comments>http://uzuncorap.com/2012/05/18/karin-agrisi-ve-cocuk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 13:00:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Prof. Dr. Barbaros Ilıkkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[Hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Mide- barsak- karaciğer hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[karın ağrısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uzuncorap.com/?p=10291</guid>
		<description><![CDATA[Çocukluk döneminde karın ağrısı sık rastlanılan bir yakınmadır. Çok sayıda hastalık karın ağrısı nedeni olabildiği gibi, çocuklarda çoğunlukla kendiliğinden geçer ve önemli bir hastalık nedeni olmaz. Bu nedenle tanıda zor olan öncelikle ağrılığın bir hastalık nedeni olduğuna karar verebilmektir. Bu konuda anne-babanın dikkatli gözlemi ve bunu doktora anlatabilmedeki başarısı, doktorun öyküyü değerlendirmesi, doğru yönlenme ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk döneminde karın ağrısı sık rastlanılan bir yakınmadır. Çok sayıda hastalık karın ağrısı nedeni olabildiği gibi, çocuklarda çoğunlukla kendiliğinden geçer ve önemli bir hastalık nedeni olmaz. Bu nedenle tanıda zor olan öncelikle ağrılığın bir hastalık nedeni olduğuna karar verebilmektir. Bu konuda anne-babanın dikkatli gözlemi ve bunu doktora anlatabilmedeki başarısı, doktorun öyküyü değerlendirmesi, doğru yönlenme ve tanı konusunda yol aldırıcı olacaktır. Hasta muayenesi ve laboratuvar tetkiklerinin katkısı iyi bir öykü olmadan yararlı olmadığı gibi laboratuvar yöntemleri zaman zaman yanlış yönlendirici de olabilir.<span id="more-10291"></span></p>
<p><a href="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/cocuklarda_karin_agrisi.jpg" rel="shadowbox[sbpost-10291];player=img;"><img class="alignleft size-full wp-image-10292" style="margin: 10px;" title="cocuklarda_karin_agrisi" src="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/cocuklarda_karin_agrisi.jpg" alt="" width="291" height="249" /></a>Çocuğun yaşı karın ağrısının irdelenmesinde önemli bir faktördür. Yaş guruplarına göre karın ağrısı nedenlerinin sıklığı farklılık gösterir. Karın ağrısına eşlik eden diğer yakınmalar hekime nedeni bulma konusunda  kolaylık sağlar. Ancak ağrı tek başına olduğunda kaç gündür sürdüğü, hastanın günlük yaşamını ne kadar etkilediği, devamlı veya gelip geçici olması, uykusundan uyandırması, günün hangi saatlerinde olduğu, bulunduğu ortamdan (okul, yuva) etkilenmesi  konusunda anne baba veya çocuğun verdiği sağlıklı bilgi önemli ayrıntılardır.</p>
<p>Ateş, kusma, ishal, vücutta döküntü, dalgınlık, öksürük, yürürken aksama, baş ağrısı, havale geçirme, solunum sıkıntısı gibi çok sayıda yakınma  karın ağrısına eşlik edebilir. Bu bulgulara eşlik eden karın ağrısı zatürree, ailevi akdeniz ateşi, idrar yolları enfeksiyonu veya diğer böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları, barsak enfeksiyonu, operasyon gerektiren barsak hastalıkları vb. bir klinik tablonun işareti olabilir.</p>
<p>Sağlıklı bir öykü ve iyi bir doktor muayenesi çoğunlukla tanı koymayı sağlayacaktır. Doktorun gereksinimi dahilinde laboratuvar tetkikleri çoğunlukla tanıyı destekleyici sonuçlar verecektir. Ama laboratuvar tetkikleri hastalığın öyküsü ve hekimin görüşünü desteklemediği sürece karar nedeni olmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uzuncorap.com/2012/05/18/karin-agrisi-ve-cocuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kahraman memelerim (Bölüm 2)</title>
		<link>http://uzuncorap.com/2012/05/18/kahraman-memelerim-bolum-2/</link>
		<comments>http://uzuncorap.com/2012/05/18/kahraman-memelerim-bolum-2/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 10:00:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aytül Hasaltun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Çorap Örenler]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Nesimi Aday]]></category>
		<category><![CDATA[Piya Sanat Kollektifi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uzuncorap.com/?p=10205</guid>
		<description><![CDATA[Sadece beslenme çantası ya da koca bir biberondan fazlası memelerim senin için. Benim bile tanıyamadığım bir büyüklüğe erişen, dudaklarınla sıkı sıkıya kavradığın mememi önce üstte kalan elinle itip, sonra o hep öpülesi yanaklarını usulca yerleştiriyorsun ya üzerine, dünyalar benim oluyor. Sonsuza kadar bu anı tutabilirim gibi geliyor. Sen bugün tam 74 gündür dışarıda yaşıyorsun. 74 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sadece beslenme çantası ya da koca bir biberondan fazlası memelerim senin için. Benim bile tanıyamadığım bir büyüklüğe erişen, dudaklarınla sıkı sıkıya kavradığın mememi önce üstte kalan elinle itip, sonra o hep öpülesi yanaklarını usulca yerleştiriyorsun ya üzerine, dünyalar benim oluyor. Sonsuza kadar bu anı tutabilirim gibi geliyor. Sen bugün tam 74 gündür dışarıda yaşıyorsun. 74 gündür durumumuz bu. Zaten oldukça uzun olan emme zamanın benim bir de yastık olmamla, saatlere yayılıyor. Yatıp yuvarlanmayı pek seven ben bile, uzun süre yatmanın nasıl can sıkıcı ve can acıtıcı olabileceğini artık bedenimde biliyorum. Ama şikâyet bile etmiyorum. Çoktandır müptelayım sana. Bir saatten fazla o güzel yüzünü görmesem, cehennemde yanmaya başlıyorum.<span id="more-10205"></span></p>
<p><a href="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/kahraman_memelerim_02.jpg" rel="shadowbox[sbpost-10205];player=img;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10207" title="kahraman_memelerim_02" src="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/kahraman_memelerim_02-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Bu sabah saat 8:49’da hüngür hüngür ağladım. Sonra gün boyu gözümün önünden gitmedi yazılı tanıklığım. En sonunda da bu satırları yazarken buldum kendimi. Piya Sanat Kollektifi&#8217;nden şair arkadaşım Nesimi Aday üye olduğumuz <strong>Barış için Sanat</strong> adlı mail gurubuna bir mail atmış. Nereye düştüğünü tam kestirememiş ve &#8220;dağdaki kandırılmış kızlarımız&#8221; üzerine &#8220;yazık… cık cık cık…&#8221; şeklinde bir mail yazan tipik kemalist bir üyenin, mailine karşılık. Nesimi’den aynen kopyalıyorum, izin almadım ama sorun olacağını sanmıyorum:<br />
Çayan Demirel’in, Dersim katliamını anlatan<strong><em> 38 </em></strong>isimli belgeselinde şöyle bir tanıklık var. Bir amca anlatıyor. Kendi cümlemle yazarsam: &#8220;Laç deresinde öldürülmüş çok sayıda insana rastladık. Bu ölülerin arasında iki yaşlarında bir çocuk kumda oyun oynuyor, arada da gelip ölü annesinin memesini emip tekrar oyuna dönüyordu. Komutan askerlere, dokunmayın, kendi kendine ölür&#8221; dedi. Biraz ilerledikten sonra bir askerin çocuğu süngülediğini gördüm.&#8221;<br />
Söz yok… Denilecek, edilecek, sağaltacak tek bir söz bile gelmiyor aklıma. İnsanlığın lanetli olduğunu kabul ediyorum artık. Ölü memeler onlarca yüzlerce çoğalıyor gözlerimde. Memelerime bakıyorum. Seninle işi biraz daha renklendirmek için birine çilek diğerine muz resmi çizdiğim kanlı canlı memelerime. Birkaç gün içerisinde kendiliğinden ölecek iki yaşındaki bebe kumda oynuyor. İki yaşını iple çekiyorum. Bu kadar büyük acılarla nasıl bakacağız dostlarımızın yüzüne bilemiyorum. Askerin biri, o birkaç gün yaşama şansını bile çok görüyor. Ülkemin her yanı koca koca kırmızı bayrak. Ve hiç ihtimal dahilinde olmayan arkadaşlarımın içinden bile birden pörtleyen kemalist-faşist ses, &#8220;Bak çocuk…. memeler ölü işte…&#8221; dediğimi duymazlıktan geliyor. 30 yıldır her türlü ses duymazlıktan geliniyor. Günlerdir bir karşılama krizidir gidiyor. Medya ısrarla &#8220;teslim olan PKK’lılar…&#8221; diye başlıyor. Kürt illerinde esen barış bayramı havası yüreğime su serpiyor, hafifletiyor. &#8220;Akan kanın durmasına yönelik sevinç&#8221; neredeyse herkese ağır geliyor.</p>
<p>Doğduğun ilk günlerde yaşadığım &#8220;Sana bakamayacağım&#8221; korkusu, uzun süre benimle birlikteydi. Küçük çenen emmekten yorgun düşüp beni her bırakışında kahroldum. Oysa seni hiç anlamamışım. Sen o minik elinle, mememe makas yaptığım ve üstte kalan işaret parmağımı sıkı sıkıya kavradın her seferinde. Senin yaşama olan bu bağlılığını uzun süre hiçe sayıp kendi korkularımda debelendim. Bu ülke, senelerce dağ türklerinin karda yürürken çıkardığı kart-kurt seslerdir onları Kürt yapan, diyerek koca bir ulusu hiçe saydı. Görmezlikten geldi. Her fırsatta yaşam hakkını elinden aldı. Yaşattığının onurunu her fırsatta kırdı. O kadar korktu, o kadar korktu ki, annesi ve hiçbir koruyanı olmadığı için zaten birkaç günlük ömrü olan küçücük bir bebeği bile sağ bırakmadı.</p>
<p>23 Ekim 2009</p>
<p><a href="http://aytulhasaltun.wordpress.com/" target="_blank">Kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uzuncorap.com/2012/05/18/kahraman-memelerim-bolum-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklardaki istemsiz hareketlerin türleri nelerdir? Dr. Sinan Çomu cevapladı.</title>
		<link>http://uzuncorap.com/2012/05/18/cocuklardaki-istemsiz-hareketlerin-turleri-nelerdir-dr-sinan-comu-cevapladi/</link>
		<comments>http://uzuncorap.com/2012/05/18/cocuklardaki-istemsiz-hareketlerin-turleri-nelerdir-dr-sinan-comu-cevapladi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 09:00:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Soru Cevap</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru - Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Atetoz]]></category>
		<category><![CDATA[Chorea]]></category>
		<category><![CDATA[distoni]]></category>
		<category><![CDATA[istemsiz hareketler]]></category>
		<category><![CDATA[Stereotipik Hareketler]]></category>
		<category><![CDATA[Tikler]]></category>
		<category><![CDATA[Tourette Sendromu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uzuncorap.com/?p=10242</guid>
		<description><![CDATA[Tikler Tikler, aynı şekilde tekrarlanan amaçsız, ani, istemsiz hareketlerdir. Genellikle yüzde, omuz ve boyun bölgelerinde görülürler. Sık görülen şekilleri, göz kırpma, yüz kırıştırma, omuz atması, dudak hareketleri, geniz temizleme şeklindedir. Bazen ses çıkarmalar şeklinde tikler de görülebilir. Tipik olarak tikler zaman içinde azalma ve çoğalmalar gösterir. Birçok çocukta şikâyetler bir süre sonra tamamen kaybolur veya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tikler</strong><br />
Tikler, aynı şekilde tekrarlanan amaçsız, ani, istemsiz hareketlerdir. Genellikle yüzde, omuz ve boyun bölgelerinde görülürler. Sık görülen şekilleri, göz kırpma, yüz kırıştırma, omuz atması, dudak hareketleri, geniz temizleme şeklindedir. Bazen ses çıkarmalar şeklinde tikler de görülebilir.<span id="more-10242"></span></p>
<p>Tipik olarak tikler zaman içinde azalma ve çoğalmalar gösterir. Birçok çocukta şikâyetler bir süre sonra tamamen kaybolur veya uzun süreler görülmeyebilir. Stresli dönemlerde sıklaşma gözlenebilir.</p>
<p><strong><a href="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/Tourette_sendromu.jpg" rel="shadowbox[sbpost-10242];player=img;"><img class="alignleft size-full wp-image-10247" title="Tourette_sendromu" src="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/Tourette_sendromu.jpg" alt="" width="199" height="300" /></a>Tourette Sendromu</strong><br />
Tourette sendromu tikler, takıntılı kişilik özellikleri, dikkat yoksunluğu, vokal ve küfürlü tikler gibi bulguların bir arada olmasıyla karakterize bir tablodur. Genellikle ailesel bir durumdur. Bu hastalarda zaman zaman tikler ön planda olabilir. Fakat sıklıkla dikkat sorunları veya kişilik özellikleriyle de psikiyatrik değerlendirme gerekebilir.</p>
<p><strong>Kore (Chorea)</strong><br />
Hızlı, düzensiz şekillerde gözlenen hareketlerdir. Tiklerden farkı, hareketlerin aynı şekillerde tekrarlamaması ve genelde daha uzun hareketleri kapsamasıdır. En sık görüldüğü durum Akut Romatizmal Ateş (ARA) tablosunun bir parçası olan Sydenham koresidir. Bu hastalıkta bir çeşit streptokok bakterisinin (A grubu beta hemolitik) yol açtığı iltihaplanmalara vücudun verdiği yanlış bir savunma söz konusudur. Savunma için yapılan bazı proteinlerin (antikor) beyin dokusunu etkilemesi ile bu özel kore tablosu oluşur. Beyinde etkilenmeye yol açan birçok başka hastalıkta da kore görülebilir.</p>
<p><strong>Distoni</strong><br />
İstemsiz yavaş hareketlere ve vücut pozisyonlarına verilen isimdir. Genelde birkaç uzuvda birden ve asimetrik bir etkilenme söz konusudur. Sebepler arasında sarılığa bağlı beyin hasarından nadir metabolik hastalıklara uzanan değişik beyni etkileyen tablolar bilinir.</p>
<p><strong>Atetoz</strong><br />
Bu hareketler de yavaş istemsiz hareketlerdir. Burulma, kıvrılma gibi hareketler gözlenir. Bu haliyle soluncanvari hareketler olarak da bilinir. Sıklıkta kore gibi hızlı hareketlerle beraber görülür.</p>
<p><strong>Stereotipik Hareketler</strong><br />
Aynı şekilde tekrarlanan uzun hareketlerdir. Daha çok otistik şikayetleri olan, Rett sendromu gibi olgularda görülür. Bazı zihinsel olarak geri kalmış çocukta da görülür. Ellerini döndürerek izleme, zıplayıp kollarını kanat çırpar gibi yapma. Yine daha çok el ve parmaklarda tekrarlayan hareketler de bu gruptadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uzuncorap.com/2012/05/18/cocuklardaki-istemsiz-hareketlerin-turleri-nelerdir-dr-sinan-comu-cevapladi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yasemin Günaçan Peynirci: &#8220;Aklımın ve kalbimin sürekli takılı olduğu bir aşk var&#8221;</title>
		<link>http://uzuncorap.com/2012/05/18/yasemin-gunacan-peynirci-aklimin-ve-kalbimin-surekli-takili-oldugu-bir-ask-var/</link>
		<comments>http://uzuncorap.com/2012/05/18/yasemin-gunacan-peynirci-aklimin-ve-kalbimin-surekli-takili-oldugu-bir-ask-var/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 08:00:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Biz Sorduk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Anneye / Babaya Sorduk]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Anneye Sorduk]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yasemin Günaçan Peynirci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uzuncorap.com/?p=10236</guid>
		<description><![CDATA[Yasemin Günaçan Peynirci Almanya- Köln&#8217;de doğdu. 16 yaşında kazandığı Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümünden dereceyle mezun oldu. Reklam sektöründe tasarım ve crm konusunda iyi bir kariyer edindi. Kendisi şu anda Grafis Reklam Ajansı&#8217;nın başında ve sanat çalışmalarını sadece facebook&#8217;taki Queen Hall sayfasında sergiliyor. Kaç yaşında anne oldunuz? Planlı mıydı? 35 yaşında balayımızda gebe kaldım. Planlı değildi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Yasemin Günaçan Peynirci Almanya- Köln&#8217;de doğdu. 16 yaşında kazandığı Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümünden dereceyle mezun oldu. Reklam sektöründe tasarım ve crm konusunda iyi bir kariyer edindi. Kendisi şu anda Grafis Reklam Ajansı&#8217;nın başında ve sanat çalışmalarını sadece facebook&#8217;taki <a href="http://www.facebook.com/QueenHALL" target="_blank">Queen Hall sayfasında</a> sergiliyor.</em></p>
<p><strong> <span id="more-10236"></span><br />
<a href="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/yasemin_portre.jpg" rel="shadowbox[sbpost-10236];player=img;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10253" style="margin: 10px;" title="yasemin_portre" src="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/yasemin_portre-217x300.jpg" alt="" width="217" height="300" /></a>Kaç yaşında anne oldunuz? Planlı mıydı?</strong><br />
35 yaşında balayımızda gebe kaldım. Planlı değildi. Ama iyi ki doğdu Poyrazım.</p>
<p><strong>Öğrendiğinizde ne hissettiniz, yakınlarınıza ne zaman, nasıl söylediniz?</strong><br />
Hamile olduğumu öğrendiğimde garip, karışık, enteresan, heyecanlı, karmaşık, baş döndürücü hislere kapıldım. Her gebe gibi aynanın karşısına geçip karnıma bakıp güldüm. Yakınlarıma kendim kendime inandıktan sonra hemen söyledim.</p>
<p><strong>Hamilelik nasıldı?</strong><br />
Çok rahat bir hamilelik gecirdim. 10 kg. aldım. Hiç aşermedim. Hiç bulantım olmadı. Enerjim düşmedi. Uykum gelmedi.</p>
<p><strong>Onu ilk gördüğünüzde ne hissettiniz?</strong><br />
Sezaryeni genel anestezi ile olduğumdan Poyrazımı ilk kucağıma aldığım an rüya gibi geldi. Ve ilk düşündüğüm şey şimdi ben ne yapacağım, oldu.</p>
<p><strong>Evde altları kim değiştirirdi?</strong><br />
Kime denk geldiyse. Annem, bakıcı, ben.</p>
<p><strong>İsme nasıl karar verdiniz? Ne oldu?</strong><br />
Gebeliğimin 8. ayında Poyraz ismini annemin karşı komşusunun 3 yaşındaki oğlu söyledi.</p>
<p><strong><a href="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/poyraz.jpg" rel="shadowbox[sbpost-10236];player=img;"><img class="size-medium wp-image-10238 alignright" style="margin: 10px;" title="poyraz" src="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/poyraz-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>İş ve sosyal hayatınız nasıl etkilendi?</strong><br />
Tabi ki eskisi gibi kafama estiğince hareket edemiyorum. Ama kişilik olarak monotonluğa müsait olmadığımdan kendime alan yaratmayı becerebiliyorum.</p>
<p><strong>Nasıl bir anne olacağınızı düşünüyordunuz? Düşündüğünüz gibi oldu mu?</strong><br />
Nasıl bir anneyim? Cins bir anneyim. Kurgusunu yaptığım bir hayat tarzım yok. İş hayatında planlama ve disiplini severim. Özel hayattaysa herkes bir bireydir. Kendi doğasında kavrulur. Bu oğlum için de geçerli.</p>
<p><strong>Eş-dosttan giysi/oyuncak aldınız mı?</strong><br />
2-3 aylıkken Poyraz’ın kuzeni Okyanus’tan aldık.</p>
<p><strong>Bebeğinizin bakımına kimler yardım etti?</strong><br />
Annem ve babam sağ olsun.</p>
<p><strong>Kendinizi annenizle kıyaslasanız…</strong><br />
Hiç alakamız yok.</p>
<p><strong><a href="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/fotoğraf3.jpg" rel="shadowbox[sbpost-10236];player=img;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10250" style="margin: 10px;" title="fotoğraf[3]" src="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/fotoğraf3-224x300.jpg" alt="" width="224" height="300" /></a>Kendi tarifiniz bebek/çocuk yemekleri varsa anlatsanıza…</strong><br />
Yemek yapmayı severim. 9. aydan sonra her çocuğun, hattâ bizim de severek yediğimiz, bir hafif sütlü tatlı tarifi verebilirim. 1 kg süte 2 çorba kaşığı pirinç unu, 4 çorba kaşığı irmik, 1 paket vanilya atıp, 4 çorba kaşık şeker ile karıştırın (şekeri piştikten sonra da atabilirsiniz daha sağlıklı). Katılaşınca 1 çay bardağı ezilmiş ceviz atın içine. Kek kalıbına döküp dondurun. Sonra ters çevirin. İsterseniz tarçın serpip dilim dilim servis edin</p>
<p><strong>Çocuğunuzla beraber hayatınızda ve sizde neler değişti?</strong><br />
Nerede olursam olayım aklımın ve kalbimin sürekli takılı olduğu bir aşk var.</p>
<p><strong>Çocuğunuzla beraber neleri yapmaktan zevk alıyorsunuz?</strong><br />
Poyraz için basket ve futbol oynuyoruz. Yakalamaca, saklambaç, dergi ve kitap bakmak, gezmek. Kendim için, sarılmak, koklamak, izlemek, kucaklamak, öpmek öpmek öpmek&#8230;</p>
<p><strong>Çocuğunuzun sevmediğiniz huyu?</strong><br />
Şu an her şeyi harika görünüyor bana.</p>
<p><strong>Deneyimlerinize dayanarak annelere ve adaylarına önerileriniz var mı?</strong><br />
Çok deneyim insanı değilim ama hamileler için bu 9 ayın her gününün tadını çıkarın diyebilirim. Yeni anneler, ilk 6 ayın her anının tadını çıkarın hemen bitiyor. Benim durumumdakiler için konuşacak olursam, biraz da kendiniz için hayatın tadını çıkarmaya başlayın.</p>
<p><strong>Annelik neymiş?</strong><br />
Annelik şudur annelik budur vaazını verecek kıvamda olduğumu zannetmiyorum. Sadece her kadın şartları mümkünse anne olsun diyorum. Yoksa bu dünyadan asıl hissedecekleri duyguları yaşayamadan ayrılırlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uzuncorap.com/2012/05/18/yasemin-gunacan-peynirci-aklimin-ve-kalbimin-surekli-takili-oldugu-bir-ask-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beslenme durumunun değerlendirilmesi ve laboratuvar</title>
		<link>http://uzuncorap.com/2012/05/18/beslenme-durumunun-degerlendirilmesi-ve-laboratuvar/</link>
		<comments>http://uzuncorap.com/2012/05/18/beslenme-durumunun-degerlendirilmesi-ve-laboratuvar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 07:00:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dr. Akil Tepecik</dc:creator>
				<category><![CDATA[1-5 yaş]]></category>
		<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Evde, dısarıda]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Uzmanlar]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[mikro besin ögeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uzuncorap.com/?p=10219</guid>
		<description><![CDATA[Beslenme, doğanın elemanlarının sindirilerek 1) büyüme ve gelişme 2) dokuların sağlıklı bir şekilde korunması 3) fizyolojik ve metabolik işlemlerin aracıları, olarak kullanılmasıdır. Yetersiz beslenme sonucu, bağışıklılık sisteminde, yaraların iyileşmesinde, kas ve kemik kuvvetinde ve zihinsel işlemlerde bozukluklar oluşmaktadır. Gastrointestinal sisteme doğrudan verilen enteral beslenme tedavisi ve damar içi (intravenöz) beslenme, total parenteral beslenme (TPB) gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme, doğanın elemanlarının sindirilerek 1) büyüme ve gelişme 2) dokuların sağlıklı bir şekilde korunması 3) fizyolojik ve metabolik işlemlerin aracıları, olarak kullanılmasıdır. Yetersiz beslenme sonucu, bağışıklılık sisteminde, yaraların iyileşmesinde, kas ve kemik kuvvetinde ve zihinsel işlemlerde bozukluklar oluşmaktadır.</p>
<p><span id="more-10219"></span></p>
<p><a href="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/protein.jpg" rel="shadowbox[sbpost-10219];player=img;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10259" title="protein" src="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/protein-300x217.jpg" alt="" width="300" height="217" /></a>Gastrointestinal sisteme doğrudan verilen enteral beslenme tedavisi ve damar içi (intravenöz) beslenme, total parenteral beslenme (TPB)  gibi beslenme yöntemlerindeki gelişmeler, klinik beslenme alanında yeni bir çığır açmıştır. Ancak eksikliği kadar, fazla beslenmenin de hastanın gidişatını olumsuz etkilediği bilinmektedir. Beslenme durumunun en tarafsız ve kantitatif ölçüm yöntemi, biyokimyasal ve direkt fiziki ölçümlerdir. Protein-enerji malnütrisyonu (PEM) gibi beslenme eksiklikleri, henüz biyolojik fonksiyona uzun süreli etki yapmadan ve fizik muayene ile saptanamazken, güvenilir test ve ölçümlerle saptanabilmektedir.</p>
<p>İnsan metabolizması için enerjiye ek olarak, 40 besin ögesi esansiyel kabul edilmektedir. Makro besin ögeleri genellikle enerji metabolizması, esansiyel amino asitler ve yağ asitleri kaynağı olarak kullanılmaktadır. Makro besin ögeleri proteinler, şekerler, fosfolipidler veya steroidleri kapsayan, kas kasılması, enzim katalizi, hücre içi ve dışı iletişim ve vasküler taşınım gibi tüm fizyolojik olayların bel kemiğini oluşturmaktadır. Mikro besin ögeleri, genellikle gen aktivatörleri, serbest radikal uzaklaştırıcılar, metabolik reaksiyonlarda koenzim ve kofaktörler olarak iş görürler. Mikro besin ögelerinin fazla alınması toksisiteye sebep olur. Duruma göre, esansiyel olarak kabul edilen besinler; gelişme düzeyindeki eksiklikler, metabolik bozukluk durumları veya şiddetli stres gibi faktörlerden kaynaklanan ve besin ögelerinin emilimi, tutulması ve sentez hızlarında yetersizlik ve kayıpları olan hastalarca gereken bileşikler veya elementlerdir.</p>
<p>Akut veya kronik hastalığı olan bir kişinin mikro besin gereksinimi tam olarak bilinmemektedir. Buna rağmen protein, askorbik asit veya çinko, yara iyileşmesinde ve infeksiyonla mücadelede, daha fazla miktarlarda gerekmektedir. Buna ek olarak, sepsisli hastalarda daha yüksek düzeylerde askorbik asit, tiyamin, potasyum, magnezyum, çinko ve fosfat gerekmektedir.</p>
<p>Karbonhidratlar, lipitler, protein ve alkol, diyetteki enerji kaynaklarıdır. Protein ve karbonhidratlar 4 kcal/gr, lipitler 9 kcal/gr, alkol 7 kcal/gr enerji vermektedir. Besinler farklı oranlarda karbonhidrat, lipit ve proteinlerden oluşmaktadır. Enerji gereksinimi, bazal gereksinimler, aktivite, nekahat ve belirli işlevler için gereken enerjinin toplamıdır. Bazal enerji kullanımı (BEK)  vücut kompozisyonu, cinsiyet, yaş, kas tonusu, tiroid fonksiyonu, büyüme ve gebelikten etkilenmektedir.</p>
<p>Kronik olarak yetersiz gıda alımı veya malabsorbsiyon, enerji yetersizliğine ve kilo kaybına sebep olur. Diyetle alınan aminoasitler, yapısal proteinler, enzimler, antikorlar, bazı hormonlar ve metabolik olarak aktif diğer bileşiklerin sentezi için gereklidirler. Uzun süreli açlıkta, iskelet kasları tüketilir, visseral ve plazma proteinleri yıkılır. Vücut protein kayıplarının %30-40&#8242;lara ulaşması durumunda, uzun süreli açlık ölümcül olmaktadır.</p>
<p>Enerji veren yağlar, serbest yağ asitleri, nötral yağlar (trigliseritler), fosfolipitler ve karbonhidrat içeren glikolipitleri de kapsamaktadır. Diyetteki yağ kaynakları bitkisel yağlar, margarin, tereyağ, fındık-fıstık, tohumlar, bazı süt ürünleri, et, unlu fırın mamulleri ve öğün aralarında atıştırılan çerezlerdir. Gıdayla alınan yağın %95’inden fazlası trigliserit yapısındadır. Yağdan zengin diyetler artmış ateroskleroz, obezite ve bazı kanser türleri insidansı ile ilişkilendirilmektedir. Bazı yetkin sağlık organizasyonlarının güncel önerileri, yağdan alınan kalorinin toplam kalori alımının % 20-30’ una indirmeleri şeklindedir. Yüksek miktarlarda balık ve deniz ürünü yağı kullanımının kardiyovasküler hastalıklar, romatoid artrit, sedef hastalığı ve ülseratif kolit gibi kronik enflamatuar hastalıklarda azalma ile ilişkili olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Beslenme düzeyi ölçümlerinde hepatik kaynaklı birçok plazma proteini belirteç olarak kullanılmaktadır. PEM değerlendirilmesinde en çok ölçülen plazma proteini albümindir. Ayrıca İnsülin benzeri büyüme faktörü 1, Retinol bağlayıcı protein, Transferin ölçümleri de gerçekleştirilmektedir. Hastanın beslenme durumunun değerlendirilmesinde daha iyi tanı ve ön teşhis için birden çok faktörün dikkate alınması gerektiğinden, tek bir ölçüm veya test, protein-enerji durumunu tutarlı bir şekilde yansıtamamaktadır. Çok parametreli prognostik beslenme testlerinin en basitlerinden biri albümin ve lenfosit sayısının birlikte     ölçümünü gerektiren ve anında sonuç veren bir testtir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div><strong><br />
</strong></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uzuncorap.com/2012/05/18/beslenme-durumunun-degerlendirilmesi-ve-laboratuvar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz televizyonu nasıl izliyor?</title>
		<link>http://uzuncorap.com/2012/05/17/cocugunuz-televizyonu-nasil-izliyor/</link>
		<comments>http://uzuncorap.com/2012/05/17/cocugunuz-televizyonu-nasil-izliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 15:02:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Editör</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon izleme alışkanlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon izleme süresi]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon ve çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[televizyondaki zararlı içerikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uzuncorap.com/?p=10189</guid>
		<description><![CDATA[Küçük çocuklarımızın her gün izlediği programlarda akıllarının almadığı ve tartamadığı uygunsuz içerikler yer alabiliyor. Gençler de risk grubu dışında değil. Onlar da kişilik gelişimlerinin en hararetli çarpışmalarını yaşadıkları bir dönemde, işlerini sadece daha da zorlaştırıcı tuhaf örnekler yağmuruna tutuluyorlar. Dolayısıyla, anne babaların çocuklarının televizyon izleme alışkanlıkları hakkında bilinçli olmaları ve zihnen sağlıklı bireyler yetiştirmek adına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Küçük çocuklarımızın her gün izlediği programlarda akıllarının almadığı ve tartamadığı uygunsuz içerikler yer alabiliyor. Gençler de risk grubu dışında değil. Onlar da kişilik gelişimlerinin en hararetli çarpışmalarını yaşadıkları bir dönemde, işlerini sadece daha da zorlaştırıcı tuhaf örnekler yağmuruna tutuluyorlar. Dolayısıyla, anne babaların çocuklarının televizyon izleme alışkanlıkları hakkında bilinçli olmaları ve zihnen sağlıklı bireyler yetiştirmek adına çocuklarına rehberlik etmesi şart.<span id="more-10189"></span></p>
<div id="attachment_10228" class="wp-caption alignleft" style="width: 250px"><a href="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/luiza_kwiatkowska.jpg" rel="shadowbox[sbpost-10189];player=img;"><img class="size-medium wp-image-10228      " style="border-image: initial; margin-left: 0px; margin-right: 0px;" title="spioch" src="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/luiza_kwiatkowska-300x266.jpg" alt="" width="240" height="213" /></a><p class="wp-caption-text">İllüstrasyon: Luiza Kwiatkowska</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şimdi nelere dikkat etmek gerek ona bir bakalım:</p>
<ul>
<li>Televizyonu çocuklarınızla birlikte izleyin ve programda gördükleriniz üzerine onlarla sohbet edin. Çocuklarınızın fikirlerini önyargısız bir tutumla dinleyin ve kendi değerlerinizi onlarla paylaşın. Çocuklarınızı söz konusu programda örnek gösterilen davranışları ve resmedilen değerleri sorgulamaya teşvik edin.</li>
<li>Çocuklarınıza reklamları irdelemeyi, yalan ve abartılı olanın ayırdına varmayı öğretin.</li>
<li>Televizyon izleme sürelerine sınırlama getirin (Amerikan Pediyatristleri Akademisi günde 1-2 saat arası yeterlidir diyor).</li>
<li>Televizyonu çocuğunuzun odasına değil salona koyun.</li>
<li>İzleyebilecekleri ve izleyemeyecekleri programlar hakkında net olun.</li>
<li>Hangi programı ne zaman izleyeceğini planlaması için çocuğunuza yardımcı olun. Televizyon bütün gün açık kalmasın. Çocuklarınızı zap yapmaya özendirmeyin.</li>
<li>Sağlıklı televizyon izleme alışkanlıklarını bizzat deneyimleyerek belirleyin.</li>
<li>Televizyonu bebek bakıcısı niyetine kullanmayın.</li>
</ul>
<p><strong><a href="www.cfchildren.org/" target="_blank">www.cfchildren.org/</a>&#8216;dan çevrilmiştir</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uzuncorap.com/2012/05/17/cocugunuz-televizyonu-nasil-izliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akut romatizmal ateş nedir? Kimlerde, nasıl görülür? Prof. Dr. Ayşe Güler Eroğlu cevapladı.</title>
		<link>http://uzuncorap.com/2012/05/17/akut-romatizmal-ates-nedir-kimlerde-nasil-gorulur-prof-dr-ayse-guler-eroglu-cevapladi/</link>
		<comments>http://uzuncorap.com/2012/05/17/akut-romatizmal-ates-nedir-kimlerde-nasil-gorulur-prof-dr-ayse-guler-eroglu-cevapladi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 14:00:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Soru Cevap</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Soru - Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[akut romatizmal ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Deri altı nodül]]></category>
		<category><![CDATA[eklem iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[gezici eklem iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[Laseque]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uzuncorap.com/?p=10158</guid>
		<description><![CDATA[Akut romatizmal ateş nedir? Akut romatizmal ateş, genetik yatkınlığı olan kişilerde A grubu ß-hemolitik streptokok denilen mikroplar ile oluşan üst solunum yolu enfeksiyonunundan sonra ortaya çıkan; kalp, eklemler, beyin, kan damarları, deri ve deri altı dokusunu tutan iltihabi bir hastalıktır. 1884 yılında Laseque tarafından hastalığın vücuda verdiği zarar şöyle açıklanmış: &#8220;Eklemleri yalar, kalbi ısırır&#8221;. Hastalık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Akut romatizmal ateş nedir?</strong></p>
<p>Akut romatizmal ateş, genetik yatkınlığı olan kişilerde A grubu  ß-hemolitik streptokok denilen mikroplar ile oluşan üst solunum yolu  enfeksiyonunundan sonra ortaya çıkan; kalp, eklemler, beyin, kan  damarları, deri ve deri altı dokusunu tutan iltihabi bir hastalıktır.  1884 yılında Laseque tarafından hastalığın vücuda verdiği zarar şöyle  açıklanmış: &#8220;Eklemleri yalar, kalbi ısırır&#8221;. Hastalık en sık eklemleri  tutmakla birlikte eklemlerde hasar bırakmaz, ancak kalp tutulumunda kalp  kapaklarında hasar bırakır.<img title="Daha fazla..." src="http://uzuncorap.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif" alt="" /><span id="more-10158"></span></p>
<p><strong><a href="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/akut_romantizmal_ates.jpg" rel="shadowbox[sbpost-10158];player=img;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10164" title="akut_romantizmal_ates" src="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/akut_romantizmal_ates-300x212.jpg" alt="" width="173" height="122" /></a></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Akut romatizmal ateş kimlerde görülür?</strong></p>
<p>Genetik yatkınlığı olan bireylerde A grubu ß-hemolitik  streptokokların romatizma yapan tipleri ile oluşan üst solunum yolu  enfeksiyonundan 1-5 hafta (ortalama 3 hafta) sonra oluşur.</p>
<p>En sık 5-15 yaş arasında görülmekle birlikte; 2 yaşında ve 65 yaşında bildirilen olgular da vardır.</p>
<p><strong>Akut romatizmal ateş tanısı nasıl koyulur?</strong><br />
Akut romatizmal ateşin tanısı zordur. Bu nedenle Jones ölçütleri ile  tanı koyulur. Bir hastada 2 büyük veya 1 büyük ve iki küçük ölçüt ile  beraber A grubu ß-hemolitik streptokok enfeksiyonunun geçirildiğine dair  verilerden bir tanesi var ise tanı koyulur.</p>
<p><strong>Büyük ölçütler</strong></p>
<p><strong>1) Gezici eklem iltihabı:</strong> Hastalığın en sık  karşılaşılan bulgusudur. Ayak, diz, kalça, omuz gibi büyük eklemleri tek  taraflı olarak tutar.  Bir eklemde bulgular başlar, sonra diğer eklemde  başlar. Eklemlerde ağrı, kızarıklık, şişlik, ısı artışı olabilir. Ağrıdan dolayı hasta  eklemini kullanamaz.</p>
<p><strong>2) Kalp iltihabı: </strong>Hastalığın en önemli bulgusudur.  Çünkü kapaklarda hasar bırakarak romatizmal kalp hastalığına neden  olabilir. Kalbin 3 tabakasını da tutar. Çabuk yorulma, nefes darlığı,  gece birden fazla yastıkta yatma gibi kalp yetersizliği bulgularına;  göğüs ağrısına  yol açabilir.</p>
<p><strong>3) Kore:</strong> Sinir sistemi tutulumu ile ortaya çıkar.  Kollarda bacaklarda istenmeyen hareketler, sakarlık, kişilik  değişiklikleri gibi bulgulara yol açar. Kızlarda daha sık görülür.</p>
<p><strong>4) Deri altı nodüller:</strong> Dirsek, el bileğinde ve dizde görülebilen 2 cm’den küçük, sert, hareket ettirilebilen, ağrısız deri altı şişlikleridir.</p>
<p><strong>5) Döküntüler: </strong>Ortası beyaz, etrafı pembe-kırmızı renkte, kenarları düzensiz harita gibi deri döküntüleridir.</p>
<p><strong>Küçük ölçütler</strong></p>
<p><strong>1)</strong> Ateş</p>
<p><strong>2)</strong> Eklem ağrısı</p>
<p><strong>3)</strong> EKG’de PR mesafesinde uzama</p>
<p><strong>4)</strong> Vücutta iltihabı gösteren laboratuvar tetkiklerinde bozulma (sedimentasyon ve CRP) ve yükselme</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uzuncorap.com/2012/05/17/akut-romatizmal-ates-nedir-kimlerde-nasil-gorulur-prof-dr-ayse-guler-eroglu-cevapladi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panda, panda, paanndaaa, içimiz dışımız panda!</title>
		<link>http://uzuncorap.com/2012/05/17/panda-panda-paanndaaa-icimiz-disimiz-panda/</link>
		<comments>http://uzuncorap.com/2012/05/17/panda-panda-paanndaaa-icimiz-disimiz-panda/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 13:02:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Secce</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Çorap Örenler]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk kitapları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk masalları]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk uyutmak]]></category>
		<category><![CDATA[ikizlerle gündelik hayat]]></category>
		<category><![CDATA[masal saati]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uzuncorap.com/?p=10197</guid>
		<description><![CDATA[Daha önce de sözünü etmiştim, bebelerime masal anlatmaya pek bir meraklıyım. Belki böyle biraz oyalanırlar, kolay uykuya dalarlar diye hevesleniyordum. Son birkaç aydır bu hevesimi de giderdim. Artık bebelerim masal dinliyor. Ama henüz bilmedikleri bir şeyi kafalarında canlandıramıyorlar. O yüzden onlara okuduğumuz kitapları anlatıyorum. Konuyu bildikleri için gayet rahat takip ediyorlar. Hattâ sanırım ben anlatırken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha önce de sözünü etmiştim, bebelerime masal anlatmaya pek bir meraklıyım. Belki böyle biraz oyalanırlar, kolay uykuya dalarlar diye hevesleniyordum. Son birkaç aydır bu hevesimi de giderdim. Artık bebelerim masal dinliyor. Ama henüz bilmedikleri bir şeyi kafalarında canlandıramıyorlar. O yüzden onlara okuduğumuz kitapları anlatıyorum. Konuyu bildikleri için gayet rahat takip ediyorlar. Hattâ sanırım ben anlatırken kitabın resimleri gözlerinin önüne geliyor. Bazen pat diye atlayıp resimde ne olduğunu falan söylüyorlar. Bu masal işi gayet güzel başlamıştı. Ama elbette söz konusu benim bebelerim ve kör talihim olunca onun da suyu çıktı.<span id="more-10197"></span></p>
<p><a href="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/monster_panda.jpg" rel="shadowbox[sbpost-10197];player=img;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10212" title="monster_panda" src="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/monster_panda-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a>Büyük bacım bir dizi masal kitabı getirmişti. Timaş’ın mini masalları. Her birinde bir hayvanla ilgili masal var. Bebeler bu seriyi çok seviyor. Her kitabı, üzerindeki hayvana göre isimlendiriyorlar. Sonra keyiflerine göre “Anne, tavşan oku,” “Anne ahtapot oku,” diye birini kapıp getiriyorlar. Masal anlatma işinde de aynı. Ne zaman bunları sallayıp uyutmaya çalışsam “Anne, panda anlat,” diyorlar. İlginçtir, uyumak istediklerinde başka hiçbir masalı istemiyorlar. İlla panda!</p>
<p>Dün ikisini salıncaklarına yatırdım. Yine yoğun istek üzerine panda kitabını anlatmaya başladım. Gerçi bıktım sürekli aynı şeyi anlatmaktan ama konuyu bir de sizin için kısaca özetleyeyim: Efendim, söz konusu pandanın anası çantasını topluyor, sezaryene gidecek. Sezaryen olduğunu nereden mi anladım? Sakin sakin çanta toplamasından elbette. Belli ki randevulu doğum. Yoksa öyle mi gidilir doğuma? Neyse, konuyu dağıtmayayım. Panda, anasıyla babasını yolcu ediyor. Akşam yatıyor. Sabah kalkıyor, anası hâlâ yok. Anneannesi bunun başında bekliyor. Anası akşam gelecekmiş. Bu da kalkıyor, oyuncaklarını topluyor, odasını süpürüyor, iğrenç sarı bir elbisesi var, onu giyiyor, anasını bekliyor. Anası akşama geliyor. Ene o da ne? Kucağında bir bebek var. Panda bunu görüyor, çok mutlu oluyor. Bittiiiii. Gördüğünüz gibi bir numara yok masalda. Ama benim bebeler her niyeyse bayılıyorlar buna.</p>
<p>Bunları sallarken anlatmaya başladım. Nasıl da uykum var. Bazı yerlerini atlıyorum. Hemen uyarı geliyor. Düzelttiriyorlar. Sonunda masalı bitiriyorum. Yoğun bir “Annea, tekrar anlat,” baskısı. Yine anlatıyorum, gözlerimi zor açıyorum, laflar ağzımda dolanıp duruyor, sesleri bile doğru düzgün çıkaramıyorum, dilim sürçüyor. Tam bitti şükür deyip bir nenni patlatıyorum ki ikisi iki yandan bağırıyor: “Annea, panda anlat!” Ay o kadar sinirlendim o kadar sinirlendim ki masalın bilumum yerlerine küfürler yerleştirerek anlatmaya başladım. İşte bir bastı bacak, eşşeoğlu eşek panda varmış, Allah’ın belası şırfıntı anası çantasını topluyormuş, kereste babası kapıda dikiliyormuş… biip biiip biiip… Küfürlü versiyonumu tam bitirdim, tepki yine aynı: “Annea, panda anlat!” Bu sefer olayların seyrini değiştirdim, anasını hamile hamile kerhaneye düşürdüm, babasını kumar masasında öldürdüm, hırsımı alamadım bizim pandayı organ mafyasının elinde doğrattım, aa baktım boşluğa bakarak dinliyorlar. Hemen masalı bitirdim, tepki yine aynı: “Annea, panda anlat!” Anaaa, anladım ki bunlar iyice uyku sersemi olmuşlar, içinde panda lafı geçen her şeyi dinliyorlar. Hemen patlattım bir “panda enfes dondurma” türküsü. Daha iki söyledim, zırt diye uyudular. Şükür Allah’a. O da işe yaramasa artık elime bir tesbih alıp &#8220;panda, panda, panda&#8221; diye çekerdim. Bak bu taktik de şimdi aklıma geldi. İşe yarayacak gibi gözüküyor. Öbür sefere deneyeyim, işe yararsa durumu bildiririm.</p>
<p><a href="http://birkizbiroglan.com/" target="_blank">Kaynak</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uzuncorap.com/2012/05/17/panda-panda-paanndaaa-icimiz-disimiz-panda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evde kedi ile yaşamak&#8230;</title>
		<link>http://uzuncorap.com/2012/05/17/evde-kedi-ile-yasamak/</link>
		<comments>http://uzuncorap.com/2012/05/17/evde-kedi-ile-yasamak/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 08:34:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İpek Yatmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[evde kedi bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[kedi bakmak]]></category>
		<category><![CDATA[kedi terbiyesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uzuncorap.com/?p=10075</guid>
		<description><![CDATA[Güzel kızım Şeker, bana geldiğinde uçaktan yeni inmişti. Kutusunun içerisinde tüyleri diken diken, ağzını açabildiği kadar açarak miyavlayan, elimden az küçük, bembeyaz, bir gözü mavi bir gözü yeşil bir Ankara kedisiydi. İlk an aşkıydı benimkisi. Bu aşk 18,5 yıldır keyifle sürüyor. Bu aralar biraz hasta ama iyileşecek diye umuyorum. 18,5 yıl bir kediyle yaşayınca ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güzel kızım Şeker, bana geldiğinde uçaktan yeni inmişti. Kutusunun içerisinde tüyleri diken diken, ağzını açabildiği kadar açarak miyavlayan, elimden az küçük, bembeyaz, bir gözü mavi bir gözü yeşil bir Ankara kedisiydi. İlk an aşkıydı benimkisi. Bu aşk 18,5 yıldır keyifle sürüyor. Bu aralar biraz hasta ama iyileşecek diye umuyorum.<span id="more-10075"></span></p>
<p><a href="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/ipeksi_tatlar_kedi.jpg" rel="shadowbox[sbpost-10075];player=img;"><img class="alignleft size-medium wp-image-10076" style="margin-left: 15px; margin-right: 15px;" src="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/ipeksi_tatlar_kedi-300x225.jpg" alt="" width="263" height="198" /></a>18,5 yıl bir kediyle yaşayınca ve kedimin çiftleşip doğurmasına izin verince, kısaca evden 12 tane yavru kedi yıllar içinde doğup, büyüyüp, gidince, kedilerin her birinin ayrı bir kişiliği olduğunu anladım.</p>
<p>Kızım, tümüyle başına buyruk, bağımsız, özgüvenli, ukala, dediğim dedik ama sevgi dolu, sokulmayı seven, pati atarken tırnaklarını çıkarmayan, seven, sevdiren ve çocuklardan bucak bucak kaçan bir kedi.</p>
<p>Bir kedi alacaksanız:</p>
<ul>
<li>Unutmayın o bir eşya değil. Canınız sıkıldığında atamazsınız. Atarsınız da kedi sefil olur, hiç bir canlıyı böyle üzmeyi istemeyiz.</li>
<li>Evinizin her yerinde tüylerin olacağını, tüy toplayıcıların evin baş eşyası haline geleceğini bilin.</li>
<li>Kedinizin aşılarını düzenli olarak yaptırdığınızda, çiğ et, tavuk vermediğinizde tüyleri kist yapmaz, dertlenmeyin.</li>
<li>Kedinizin her dediğinizi yapmayacağını unutmayın. Kediler, köpeklerden farklı olarak sürü içerisinde değil, bir topluluk içerisinde yaşarlar ve sürü başı bilmezler. Topluluğun bireyleridir, yani ailenizin bir parçasıdır. Köpekler gibi bir kişiyi sürü başı bilip, onun dediğinden çıkmamazlık etmezler. Kediler, sizin onlarla yaşamanıza izin verirler.</li>
<li>Küçük bebeğiniz varsa, kedinizin bebeğinize nasıl davrandığını izleyin. Kedi ile bebeğinizi yalnız bırakmamaya özen gösterin. Ne olur ne olmaz.</li>
<li>Uzun tatillere giden bir aileyseniz, kedinizi emanet edebileceğiniz insanlarınızın var olup olmadığından emin olun.</li>
<li>Küçük de olsa kediniz için bir bütçe ayırmayı unutmayın.</li>
<li>Kedinize kendini iyi hissedeceği bir yer ayırmaya çalışın (siz ayırmasanız da o bir yeri kendine ayırır ve burası muhtemelen sizin en sevdiğiniz koltuğunuz olur..:)))</li>
<li>Kendi başına dışarıya çıkabilen bir kediyse mutlaka tasmasına ismini, isminizi ve telefonunuzu yazın. Ne olur ne olmaz. Aşk meşk derdine uzaklara gidebilir..:)</li>
<li>Evde çok zaman geçiremiyorsanız kedi almayın. Ya da iki kedi alın birbirlerini oyalasınlar. Tek başına bırakılan kediler, sıkılır ve huysuzlaşabilir.</li>
<li>Her zaman bir miktar kuru mamayı ve suyu ortada bırakın. Devamlı maması olduğunu gören kediniz hırsızlık yapmayacaktır.</li>
<li>Siz yemek yemeden önce ona yemeğini verin. Kendi sofranızdan asla yemek vermeyin. Sofranız onun yeri değildir.</li>
<li>Kediniz bir şeyi yapmamasını söylediğiniz halde yapıyorsa onun dikkatini çekecek gürültüler çıkartıp, komutunuzu tekrarlayın. İki tencere kapağı bu işte pek güzel işe yarıyor.</li>
<li>Kedinize gece yarısı miyavlıyor diye mama vermeyin. O da sabahı bekleyecek. Yoksa alışkanlık yapar ve her zaman ister.</li>
</ul>
<p>Kısacası, zor iştir bir kediyle yaşamak. İyi düşünün. Çok seviyorsanız çok keyifli ve çok güzeldir. Sevginizi kat kat geri alırsınız. Kedili günler diliyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uzuncorap.com/2012/05/17/evde-kedi-ile-yasamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayvanlar, deliler ve çocuklar</title>
		<link>http://uzuncorap.com/2012/05/17/hayvanlar-deliler-ve-cocuklar/</link>
		<comments>http://uzuncorap.com/2012/05/17/hayvanlar-deliler-ve-cocuklar/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 08:24:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ayşe Akdeniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anasayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Slider]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk büyütmek]]></category>
		<category><![CDATA[köyden kente göç]]></category>
		<category><![CDATA[özgür birey yetiştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[özgür çocukluk]]></category>
		<category><![CDATA[özgürlükçü anne baba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://uzuncorap.com/?p=10171</guid>
		<description><![CDATA[Birkaç ay önce yolda yürürken çok acıklı bir âna şahitlik ettim. Bir sokak köpeği onun doğal yaşamı olan sokakta çişini yaparken -belki de yapmaya çalışırken demek daha doğru!- trafiğin genel akışında en doğal halini gerçekleştiremedi. Acelesi vardı insanların… Pozisyonunu yitirmemeye çalışarak, uğradığı tacize rağmen kenara çekilip işeyebildi… Peki ben bunu neden anlatıyorum? Kendini gezegenin zekâ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birkaç ay önce yolda yürürken çok acıklı bir âna şahitlik ettim. Bir sokak köpeği onun doğal yaşamı olan sokakta çişini yaparken -belki de yapmaya çalışırken demek daha doğru!- trafiğin genel akışında en doğal halini gerçekleştiremedi. Acelesi vardı insanların… Pozisyonunu yitirmemeye çalışarak, uğradığı tacize rağmen kenara çekilip işeyebildi…<span id="more-10171"></span></p>
<div id="attachment_10182" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/deli.jpg" rel="shadowbox[sbpost-10171];player=img;"><img class="size-medium wp-image-10182" src="http://uzuncorap.com/wp-content/uploads/2012/05/deli-300x257.jpg" alt="" width="300" height="257" /></a><p class="wp-caption-text">Karikatür: Yiğit Özgür</p></div>
<p>Peki ben bunu neden anlatıyorum? Kendini gezegenin zekâ sahibi tek canlısı olarak gören türümüzün en büyük inançlarından birisi -burada inanç genel doğruluğuna inanılan düşünceyi temsil etmekte- yeryüzündeki en özgür canlıların çocuklar, deliler ve hayvanlar olması. Daha önce Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin bahçesinde deliler için hissettiğim duygular o an’la beraber geri geldi. Hastane bahçesinde delilerle karşılaşana kadar onların ne kadar özgür olduklarına inanıp imrenirken, deliliğin bile sınırlarının “bizler” tarafından çizildiğini düşünmüş, tıpkı sokak ortasında işerken araç kornalarıyla taciz edilen köpeği gördüğümde hissettiğim duyguları hissetmiştim. Peki insanın erken dönem hali olan çocuklar için durum ne kadar farklı? Gerçekten ne kadar özgür insan yavrusu? Ya da dünyada sınırları “bizler”ce çizilmeye çalışılmayan bir özgürlük hali mümkün mü gerçekten?</p>
<p>Şüphesiz ki her canlı dünyaya gelişine aracılık ettiği canlıya karşı sevgi, ilgi ve hassasiyet besler. Hayvanlar âlemindeki yavrular kendi başlarının çaresine bakabilecek hale geldikten sonra yolları onu dünyaya getirenle ayrılırken bu süreç türümüzde başka türlü işlemekte. Gezegenin bakıma en uzun süre muhtaç canlılarıyız. Burada bir sorun yok da geliştirilen yol ve yöntemlerde bir sakatlık var. Bazılarımız insanlık tarihinin biriktirip büyüttüğü bu yol ve yöntemlerin taşıyıcısı olmayı tercih eder ya da bir tercih olarak bile okumayıp uygulayıcısı olurken bazılarımızın da hep bir yerlerden derdi vardır mevcutla. İşte buradan sonrası mevcutla derdi olanlara yeni yetme bir yetişkinin çocukluk karın ağrılarından yola çıkarak çocukça, çocuklar için ebeveynlere tavsiyeleri olacak.</p>
<p>Karın ağrımın kökeninden başlamalı kıssadan hisselere varmak için. Karın ağrılarım çocukluğumun köy&amp;kent ikiliğiyle başladı. (Bu yazı vesilesiyle gölgem olmuş küçük kızla da vedalaşırız belki… Yazdığımız her şey bir şekilde kendimizden bir parçanın ifşası en nihayetinde)</p>
<p>Çocukluğumun bir kısmı köyde hayvanlarla, toprakla iç içe geçti. Anne ve babama sorsanız çocukluklarımızın nasıl geçtiğini bilmezler. Geniş bir topluluk içinde, her evi, ağaç dallarındaki her bir meyveyi kendimizin bilerek geçirdik. Çünkü oralarda kapıların kilidi yoktu (şimdilerde oralarda da kol gezmeye başladı güvensizlik canavarı); tarladaki hasadın, meyve ağaçlarının akıbeti göz hakkıyla ölçülürdü… Böylesi bir çocukluk halini deneyimlerken eğitim için kente göçle beraber başka bir çocukluk haliyle tanış oldum. Orta üst sınıf bir mahallede, rekabete dayalı başarı çıtaları belli, sürekli tırmanış halinde yaşanması gereken bir hayata geçiş hali, o vakitler, köylülük halinin yok sayılması, unutulması gerektiği duygusunu yerleştirdi içime. Başarılı olmak sınıf atlamakla eşdeğerdi ve hayatın yegâne amacı artık apartman dairelerinde alanlara bölünen bir hayatın standartlarını satın almak için çalışılmaktı. Toprağın tozunu yutmuş bir bücür olarak korkunç bir maymun iştahlılıkla canımın çektiği sporu yapıyor, koca koca kitaplar deviriyor, “ayrıcalıklılar”ın gittiği okullarda aldığım eğitimde adımı hep ilk üçe yazdırıyordum. Zamanla köylü utancımla ergen öfkem birbiriyle kapışır oldu ve ben hayatta çoğu şeyi ikisinin kapışmasından, onları ehlileştirerek öğrendim. Bir Sindirella hikâyesi değil elbette bu ama tünelin sonundaki ışığın tren farları olduğunu görmem lisans eğitimimi bankacılık ve finans alanında almamla oldu. Trenin altında ezilen olmamanın yegâne yolu ise kim ne derse desin, ne düşünürse düşünsün o çocukluk denilen zamanda alınan şekille hasıl oluyor. Bir canlının hayata gelişine aracılık edenler ise bu şekillenme halinin birincil sorumluları. Ve sandığımızın aksine, aslında birkaç değer ve tavrı hayatın temeline yerleştirerek bu sorumluluğun üstesinden gelmek  -bence- çok basit.</p>
<p>Öncelikle çocuğunuzun özgürlük sınırları sizin hassasiyetlerinizle sınırlı değildir. Aksine onun beklenti ve ihtiyaçları zaman zaman sizin sınırlarınızı bozmalıdır ve bozacaktır da! Çocuk merkezli bir hayatın aksine iki tarafa da özgürlük vaat eden, birlikte büyüyebileceğiniz bir hayat mümkün. Onunla oluşturmaya başlayacağınız ilişkinize kutsallarınızla vedalaşmakla başlayıp dünyaya gelişine aracılık ettiğiniz canlının bir mükemmellik projesi olmadığını unutmayarak devam edin. Ve bunun için hepimizin bildiği ama zaman zaman unuttuğu birkaç mütevazı tavsiye:</p>
<p>- Sevginizi her fırsatta gösterin. Dokunmaktan, sarılmaktan, koklamaktan çekinmeyin. Çoğumuz belki de çocukluğumuzda sevginin öyle her yerde gösterilmemesi gereken, şımartıcı bir şey olduğu söylenen saçma sınırlayıcılıklarından dolayı icracı olamıyoruz ilişkilenmelerimizde.</p>
<p>- Duvarların boyanması da dahil, çoğu yer onun oyun alanıdır. Sizin pahayla ölçtüğünüz çoğu şey onun zevk alma güdüsüyle ölçülür. “Yapma” komutlarıyla hayatı hem kendinize hem de ona zehir etmeyin. Böyle yaşamak mümkün. Yeter ki isteyin.</p>
<p>- Keyif aldığı, yeteneklerini keşfedebileceği şeyleri bulması, icra etmesi için imkânlar yaratın, mevcutları paylaşın. Belki de pastacı olacaktır!</p>
<p>- Her ne yaparsa yapsın sizinle sadece gerçeği paylaşmasını sağlayacak güveni oluşturun. Sizi üzeceği şeyleri bile paylaşmasını sağlayın. Yalan sadece kendimizi korumak için söylenmez. Bazen de cehenneme giden iyi niyet taşlarını örer!</p>
<p>- Basitlikle barışık olmasını sağlayın. Bu onu güce ulaşmak için değil mutlu olabileceği hayatı yaratması için yüreklendirir. Bırakın zor matematik sorularını kendisi arzuluyorsa çözsün. Aksi basit olanlarından bile nefret etmesine neden olabilir. Savaşı değil barışı sevmek de basitlikten geçiyor…</p>
<p>- Hayatta mutsuzluk, acı çekmek gibi duyguları tanımasına izin verin. Korumacı olmayın! Hata yapmanın eziklik, başarısız olmanın zayıflık olmadığını ona her halükârda destek olarak gösterin.</p>
<p>- Tutkuyla yapmaktan zevk aldığı şeylerle arasına girmeyin. Pastacı olabilecek olması fikri bu kadar ürkütmesin sizi. Hem belki de davulcu ya da zurnacıya varacaktır <img src='http://uzuncorap.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>- Ve son olarak çocukla yaşamanın sizin de her şeyi sanki ilk defa yaşıyormuş gibi deneyimleyeceğiniz anlamına geldiğini kabul edin. Bu süreçte doğru ya da yanlış bildiğiniz birçok şey muhtemelen yeni anlamlara bürünecek. Hayatınızın ikinci büyüme evresi fikri sizin daha hakkaniyetli davranmanızın sihirli anahtarı…</p>
<p>- Toprak ve gezegeni paylaştığımız canlılarla  ilişki kurmasını sağlayın. Buna tatil yeri tercihlerinizi gözden geçirerek başlayın. Hepsi bir arada tatil köylerinden uzak durmak iyi bir başlangıç olabilir. İlaveten, ilişki kurmakla kastımın hayvanat bahçeleri, yunus parkları vs ziyaretleri olmadığını ekleyeyim ki özgürlüklerin bize özgü olmadığı, doğadaki her canlının en az bizim kadar kendini var etme hakkı olduğu bilgisi de kayda geçmiş olsun. Keçi memesinden süt sağması çok mu fantastik?</p>
<p>Aslında bu liste böyle uzar gider. Sadece birkaç maddeyle örneklemeye çalıştığım şey şu ki, ebeveynlerin çocuk denilen canlıyla oluşturduğu alanın özünde sevgi, çerçevesinde özgürlük, yönteminde ise muhabbet olması hayatı güzelleşecektir&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://uzuncorap.com/2012/05/17/hayvanlar-deliler-ve-cocuklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

