Advertisement

Yazar: Konuk Yazar

Yüce Yöney: Bir Aile Filmi… Benim Çocuğum

Can Candan’ın çektiği Benim Çocuğum belgeseli LGBT çocukları olan ebeveynlerin yaşadıklarını, çocuklarıyla karşılaşmalarını, onları keşfetmelerini anlatıyor. Seyirci filmi ilk olarak !f İstanbul’da izleme imkanı bulacak. Benim Çocuğum adlı uzun metraj belgesel seyircisine kavuşmadan önce Fransız Kültür’ün salonunda boy gösterdi. Belgeselde beş aileden çocukları LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) olan yedi ebeveynin deneyimlerini, çocuklarını tekrar nasıl keşfettiklerini, onların kendilerine açılma süreçlerini, kendilerinin gösterdikleri tepkileri, çocuklarıyla yeniden ilişki kurmalarını anlatıyor. Kimi çocuğunun açılması karşısında nasıl kapandığını, kimi LGBT bireylerle çocuğu üzerinden nasıl yüzleştiğini dile getiriyor. Muhafazakar, homofobik bir toplumun bireyleri olarak önceleri çocuklarının kimlikleriyle barışamayanlar da var, toplumun kafamıza kazıdığı “eşcinsellik...

Devamı…

Eda Demir: Björk, çocuklar için geliştirdiği eğitim programına fon arıyor

Hiçbir zaman normal bir iş yapmayan Björk, iki gün önce Kickstarter’da bir proje için fon toplamaya başladı. Biophilia, Björk’un 2011 sonunda çıkardığı albüm. Biophilia Education ise çocukların müzik ve bilimi birarada anlayabilmesi için geliştirilmiş bir eğitim programı. Her şeyiyle Björk’un ilgilendiği program tamamen gönüllü yapılan bir iş, gelir modeli yok. Biophilia eğitim projesi dünyayı geziyor ve hiç umulmadık kıyılardan köşelerden mesajlar alıyor, en ücra köşelere ulaşmasının yolu da projenin tüm akıllı telefonlarda ve tüm dokunmatik ekranlarda çalışan bir uygulamasının olması. Biophilia bir çoklumedya projesi, içinde canlı şovlar, her seviyedeki çocuklar için eğitim programları var; çocuklar bu sayede doğa, teknoloji...

Devamı…

Nihat Aral: Bir babanın itirafları

Hayat, yerine göre kullandığımız, siyah-beyaz, iyi-kötü, güzel-çirkin gibi kavramlardan ya da makine diliyle 1 ve 0’dan ibaret değil. Tam tersine, bir ucunda siyahın diğer ucunda beyazın bulunduğu bir Venedik Gondolu’nda yaşanıyor ki, o siyah ve beyazın arasında binlerce ve hatta milyonlarca ton var. Aynen 0 ile 1 arasında sonsuz sayı olduğu gibi. Dünya üzerindeki yaşayan her canlının o tonlardan birine tutunup hayatına devam ettiğini ve bazen tonlar arasında geçtiğini, hatta kendisi için tanımlanan süreyi tek bir tonda yaşayarak bitirdiğini de gözlemliyoruz. Burada duruyorum. “E baba, artık sadete gel” dediğini duyar gibiyim oğlum. Annenle beraber senin için bir yaşam klavuzu...

Devamı…

Hasan Aksay: Doğum günün kutlu olsun, kızım benim!..

Kızım benim!.. Sarışınım, beyaz kirpiklim, zeytin gözlüm, dünya güzelim!  Yaramazım, oburum, telâşe müdirem, korkak tavşanım, akıl küpüm, sabır taşım, iyilik timsalim! Bunca zamandır çok şey anlattım sana, ama eksik bıraktıklarım da kaldı. Onları da şimdi söyleyeyim de daha iyi tanı ve anla beni. Artık anlayacağından eminim. Ee, ne de olsa koskoca bir kız oldun. Hatta orta yaşlı bir kadın bile sayılabilirsin. Bugün senin doğum günün. 6 yaşındasın artık. Bizim türümüze tercüme edersek 40-42 yaşına geldin diyebiliriz. Az değil yani. * * * Güzel kızım benim! Sen şimdi gülüp de benim cesaretimi kırma, ama biz insanlar aslında gülünç yaratıklarız. Sizden...

Devamı…

Ayşenur Berkman: Bir baba kız hikayesi… Konuşamama hali

Bu anlatacağım bir baba ile kızın hikayesi; huyu suyu birbirine benzeyen; birlikte keyifle vakit geçiren bir babayla kızının. On yılı aşkındır ayrı şehirlerde yaşıyorlar. Kız, babanın ilk göz ağrısı, üç kardeşin en büyüğü. Sülalenin sevip bağrına bastığı bir damat getirdi aileye. Babasına ilk torun sevgisini yine o tattırdı. Babayla kızın zevkleri, renkleri hep benzer oldu. Aynı takımın renklerine sevdalandılar; birlikte kanaryalı şarkılar şakıdılar. Evde televizyon kumandası ikisinden soruldu; Fransız filmlerini aynı zevkle izler; Yalan Rüzgarı’ndan benzer alayla bahsederlerdi. Baba kıza Beatles öğretti; kız rock sevgisini sonra ilerletti. Baba kıza Zeki Müren’in eski parçalarını, Adamo’yu, Dalida’yı, Elvis’i dinletti; kız sevdi....

Devamı…