Yazar: F. Ferhan Zorcan

Korkuyorum ama hazırım!

Bu çok kişisel bir yazı. Kimseleri bulaştırmak istemem. Kızan, yadırgayan hatta “Bunlar acayip duygular” diyen çıkacaktır; umurumda değil. Gerçek duygular bunlar ve ürkmemek elimde değil. Efendim  “Veli” olmaya ramak kaldı. Son özgür “Doğum günü” kutlayacağız bu yaz Pavuryalarla. Henüz sadece biz varız; akraba, arkadaşlar, gerçek arkadaşlıklar, bile isteye ilişki kurulan rağmen gerçek ilişkiler söz konusu. Kendi dünyamızda ve görüşümüzde yaşadık bu dört yılı. Temmuz da 4 yaşları bitecek Bade ve Barış’ın (Nam-ı diğer Pavuryalar). Saçma şımarıklıkları yok benim gördüğüm. Arada sapıttıkları oluyor tabii, olacak, olsun… Gereken ne varsa (bizce tabii) öğretiyoruz, gösteriyoruz, açıklıyoruz. Biz bizi biliyoruz da dışarıdaki müdahaleler, öğretiler, disiplinler, duruşlar, görüşler, betimlemeler, sunuşlar konusunda korku ve endişe doluyum. Henüz okul serüvenimiz başlamadı. Öğretmenler devreye girmedi. Zorunlu arkadaşlıklar da yok. Yönetmelikler, talimatlar, kurallar (onların), direktifler, katılınması elzem görülen etkinlikler, ev ödevleri, projeler vs. vs. yok, hiçbiri yok. Zorunlu doğum günü kutlamaları, başka “veliler” ile zorunlu etkileşim, hatta bazılarıyla arkadaş olma, o aileleri tanıma, tanımaya çalışma, bilme, hayatımıza gelmeleri kaçınılmaz olan henüz tanımadığım o kişilerden ürküyorum. Yok yanlış anlaşılmasın ötekileştirmek değil yaptığım ama parklarda ve sokaklarda yaşadıklarım sanki o sürecin gerçek ürkütücü provaları. Her anne, anneanne, babaanne ya da her kim ise çocuğun yanındaki kişi illa ki konuşma ihtiyacı hissediyor başka çocuğun yanındakiyle. İlla ki kıyaslıyor, illa ki eşleştirmeye çalışıyor… Hele bir de çocuklar aynı yaştaysa hiç şansım kalmıyor mesela benim. “Sebze yiyorlar mı, bizimki hep köfte hep köfte!...

Devamı…

Engel olmazsan engel olmazlar

“Kırkları çıksın başka bir şey istemem” dedim. Sonra dediler ki “En önemli dönem ilk üç ay”, “aman“ dedim “Şu üç ay bitsin, başka bir şey istemem…“ Alto ay sonra yoğurt falan yemeğe başlayacaklar dediler “hıh, altı aylık olsunlar başka bir şey istemem” dedim. “Yürüyünce hayat daha kolaylaşıyor en azından sürünerek oradan buradan düşme tehlikeleri ortadan kalkıyor” dediler. “Bir yürüsünler başka bir şey istemem” dedim. “Ahh bir “anne!” deseler” “Ahh bir konuşsalar” “Ahh bir okula gitseler!” Sonu var mı sizce? Sanırım son nefesime kadar Bade ve Barış için (Pavuryalar) hep sürecek bu duygularım… Herkes gibi, her anne gibi…
Çok uzun zaman...

Devamı…

Çocukların AVM’de büyüme zorunlulukları yoktur

Yok yanlış anlamayın, size “ben çocukken” ya da “bizim zamanımızda” diye başlayan cümleler kurmayacağım. Gereksiz. Bizim zamanımız bizim zamanımızda kaldı, benim çocukluğum da o zamanlarda kaldı aynı sebeple. Niyetim asla yaşadığım zamanı ve yaşananları çocuklarıma yaşatmak değil. Size akıl vermek hiç değil. Mevzu şu; AVM’lerden nefret etmiyorum ama gereksiz bulduğum doğru, zor zamanda an kurtardığı da oldu, zaman kazandırdığı da lakin asla bana iyi gelen tarafı olmadı olamadı. Genellikle evden çıkmak istememin çeşitli nedenleri oluyor. Hafta sonu ve sıkılmışsam zaten hava almam gerek diye çıkıyorum. Hafta içi ve işten çıkıyorsam yine aynı sebep söz konusu. Nihayetinde kafamı dağıtmamın, kendimi...

Devamı…

Sen sen olmaya devam et yeter!

37 yaşında anne oldum. Başım göğe erdi. Bugüne kadar beni çokbilmiş, ukala, çocuğu olmadan çok konuşan vs. kişi ilan etmiş herkesten intikamımı alacaktım. Hem de iki kere. Zira 45cm ve 46cm doğan Bade ve Barış nihayet kucağımdaydı. Üstelik hiç prova yapmamıştım. Yakınımda ne bir bebek ne bir çocuk vardı. Aslında bir yeğenim vardı ama benim aklım 5 karış havada olduğundan herhalde onun büyüyüşüne tanıklık edemedim. Kendisi şu anda 17 yaşında, ama o bizim pavuryaların büyüyüşüne fena halde tanık oluyor. Hayatımın çocuk doktoru ve bebek hemşiresi ile tanıştım. İstanbul Cerrahi Hastanesi’nin şahane bebek hemşiresi Selime hayatımın cümlesini kurdu bana: ‘’Ferhan...

Devamı…

Sütlü irmikli puding ya da Helen'in memeleri

Malzemeler 9 çorba kaşığı irmik 7 ya da 8 çorba kaşığı şeker 1 lt süt 2 çorba kaşığı hindistan cevizi Yarım paket vanilya Tarçın ve ceviz içi 1 çorba kaşığı tereyağı ya da 2 çorba kaşığı zeytinyağı Not: Asıl tarif, 9 çorba kaşığı şeker, diyor ama çok tatlı olduğu tecrübeyle sabittir ki 7 – 8 kaşık şeker daha iyi oluyor. Yapılışı İrmik, şeker ve vanilya ateş üzerinde kaynatılır, koyulaşınca ateşten alınır. İçine 1 çorba kaşığı hindistan cevizi, yarım paket vanilya ve tereyağı ya da zeytinyağı eklenip iyice karıştırılır. Soğuk su ile 10 – 15 dk bekletilen kalıba malzemenin yarısı...

Devamı…

Uzunçorap'a e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.