Yazar: Berrak Kaya

Baba, babidi, babişko, babacım

Biraz soğuk bir gün. Aslında soğuk olmaması beklenen ama havaların tuhaflığıyla sonradan soğumuş bir hava. Bir baba ve kızı yürüyorlar. Kızın küçücük elleri babanın güven veren, kocaman, sıcak avuçlarının içinde. Kız üşümüş, baba sıcak. Sıcak da kalmak zorunda. Elleri kızının ellerini ısıtacak. Ne zaman böyle bir manzara görsem, tuhaf olurum, aklıma gelir küçüklüğüm, babam. Bir park mesela. Küçük bir kız çocuğuyum. Hava soğuk yine. Evde sarıp sarmalamışlar beni. Babam da parka götürmüş. Kaydıraktan kayarken babam beni uzaktan izliyor, sonra salıncakta sallıyor beni. Ben yükseldikçe bağırıyoruz beraber. Bir çocuk bana ters bir hareket mi yaptı; babam hemen devreye giriyor. Ben...

Devamı…

Çift dillilik; dil edinimi ve dil öğrenimi

Günümüzde, basın yayın organlarında, çok dilli bebeklerle ilgili çok sayıda haberler dönüp dolaşmakta. Hal böyle olunca ebeveylerin kafalarında soru işaretleri oluşuyor. Bir kısım dil bilimci, bebeklere küçük yaşta dil öğretiminin zararlarından bahsederken diğer bir kısım ise bunun yaralı olabileceğini söylüyor. Ben de bir anne ve bir İngilizce öğretmeni olarak okuduğum bazı makalelerden edindiğim bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istedim. Bilingualizm Bilingual olmak yani çift dil edinimi çocuğun aynı anda ve aynı oranda iki dile maruz kalmasıyla çocuğun iki dilde de kendini ifade edebilmesi anlamını taşıyan bir kavram. Ebeveynleri farklı milletlerden olan veya yurtdışında doğup orada okuyan ve aynı anda iki...

Devamı…

Hareketli iki yaş yavrularına oyunlar

Doğduğundan beri Asya Hanım hareketli bir çocuk. Yani lafın gelişi değil gerçekten hareketli bir çocuk. Ailenin, arkadaşların ve bizim aldığımız pek çok oyuncağın hazin bir sonu oldu. Ya parçanlandı, ya fırlatıldı ya da yendi. Benim kızımın öyle oturup da puzzle yapmaya, yok efendim bebeğe banyo yaptırmaya, ayısını okşamaya sabrı hiç olmadı; hepsi ısırıldı, fırlatıldı, hattâ ve hattâ bazı durumlarda kafama çakıldı. İş başa düşünce biz de oyun üretme çabasına girdik. Siz de bu yazıyı okuduğunuza göre muhtemelen hareketli bir çocuk sahibisiniz. Çocuğunuzun odasında gırla oyuncak olup neden paçanıza yapışmış veyahut evin camına tırmanıyor olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz. Dışarı çıkıp, açık...

Devamı…

Bebek kanalları izleyen ebeveyn sendromu

Bebeklerin televizyon izlemesinin ne denli zararlı olduğuna dair yapılmış pek çok araştırma halihazırda bulunmakta ve yavrucaklarımızın televizyon saatini maksimum 40 dakika ile sınırlandırmamız gerektiği söylenmekte. Ne var ki, pek çok kişi zavallı ebeveynlerin bebek kanallarına maruz kalmasıyla yaşadığı olumsuz etkilerden bi haber. İşte bebek kanalı izleyen ebeveyn sendromunun bazı belirtileri. Dikkatli okuyun ve çevrenizde bu sendromu yaşayan bahtsız ana babalara yardım eli uzatın. Birinci Evre: Ebeveynler bu kanalları ilk izledikleri esnada göğüste yanma hissi yaşarlar. Nefes alamıyormuş gibi hissedip gömleklerinin iliklerini açma, sanki üstünde bir ağırlık varmış da onu atmak istiyormuşçasına hızla yerinden kalkma gibi tepkilerde bulunabilirler. Size sıklıkla...

Devamı…

Ayşe doktor olamaz, Ali çocuk bakamaz!

Birkaç zaman evvel kızıma bir tamir merakı geldi. Bir yerlerde tornavida, boru falan gördüğü anda saldırıp “Tamir yapıcamm” diye bağırıyordu. Pek birşeylerle oynamaktan hoşlanmayan bir çocuk olduğu için ve istediği şeyler de oldukça tehlikeli olduğundan, bir oyuncak mağazasına gidip plastik veya ahşap tamir setlerinden alayım dedim. Orada bulunan görevli hanıma tamir setlerinin yerini sorduğumda kızcağız bana şaşırır bir edayla “Kızınız için mi?” diye sordu. Ardından bereber reyona gittiğimizde yaptığım hatayı anladım. Meğerse tamir seti erkek çocuklar içinmiş!!! Nereden mi anladım? Tabii ki üstünde biz ebeveynlere yol göstermek için iliştirilmiş fotoğraflardan. Aldığım tamir setinin üstünde onunla oynarken çekilmiş erkek çocukların...

Devamı…

"Off konuşmadı bizimkisi hâlâ"

Ben bir doktor veya pedagog değilim. Yani bu işin çok da uzmanı olmayan naçizane bir öğretmenim. Fakat, son zamanlarda kızımın iki yaşına gelmeden muhabbet etmeye çalıştığını gören pek çok anneden “Bizimkisi hâlâ konuşmadı. Seninki nasıl böyle oldu?” lafını duyduğum için bildiklerimi veya uygulamaya çalıştıklarımı paylaşmak istedim. Her çocuk ayrıdır: İlk olarak her çocuk farklıdır. Bunu kabul etmek gerekiyor sanırım. Biz genellikle çocuklarımızı mukayese etmekten hoşlanıyoruz. Ne var ki her çocuğun üstün olduğu bir şey nasıl ki varsa, başarısız olduğu bir şey de mutlaka olacaktır. Konuşma hususuna gelince; bunun bildiğim kadarıyla genetik bir tarafı olabileceği gibi, ikinci çocuk olması durumu...

Devamı…

Uzunçorap'a e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.