Kumbara

Mart ayının ilk günüydü, bahar yağmurları başlamış, doğa kış uykusundan uyanıyordu. Zeyno ile Kaan bir akşam okuldan eve dönerken Zeyno’nun gözü önlerinden geçtikleri müzik aletleri dükkânın vitrinine takıldı. Vitrinde Zeyno’nun neredeyse boyu uzunluğunda, ahşap parlak yüzeyi ve asil görünüşü ile bir çello adeta Zeyno’ya gülümsüyor ve onun kulağına bir şeyler fısıldıyordu.

Zeyno büyülenmiş gibiydi ve birden kardeşinin sesi ile kendine geldi:

“Abla hadi geç kalıyoruz ve yeterince ıslandık zaten yağmurda, çabuk ol!”

O gece, Zeyno’nun aklından o çello bir türlü çıkmadı, ertesi gün okula gitmek için sabırsızlanıyordu çünkü okula giderken yine çellosunu görecek, belki çello yine kulağına bir şeyler fısıldayacaktı.

İşte oradaydı, çello akşamkinden daha güzel, daha asil görünüyordu gözüne. Evet, yine bir şeyler fısıldamaya başladı kulağına: “beni al Zeyno, ben senin için yapıldım…”

Dükkandan içeri girdi Zeyno, biraz çekinerek satıcı amcaya, cebinden çıkardığı harçlığını gösterdi.

– Amca vitrindeki çello kaç para?

-Ooo küçük hanım çok pahalı o, cebindeki para yetmez, sen anne, babanla gel buraya ben yardımcı olurum.

O akşam Zeyno olanları anne ve babasına anlattı ve onlara adeta yalvaran bir sesle:

– Ne olur, çok istiyorum ben o çelloyu, hem dükkandaki amca yardımcı olacağını da söyledi, lütfen bana o çelloyu alır mısınız?

Kızlarının ilk kez onlardan bu kadar içten bir şey istediğini gören babası:

– Tamam, kızım, yarın gidip bakalım, eğer uygun fiyatlı bir şey ise düşünürüz.

Sevinçten uçacak gibiydi Zeyno, ailesi tamam demişti. Eğer uygun fiyatlı bir şey ise… Uygundur tabii neden olmasın ki, hem amca da yardımcı olacağını söyledi…

Ertesi sabah güneş daha doğmadan uyandı Zeyno, erkenden hazırlandı. Kardeşi ile paylaştığı odasında, yatağının tam yanında çellosu için güzel bir yer hazırladı. Yüzünde engel olamadığı bir gülücükle evde şarkılar söylüyor, uçarcasına dans ediyordu. Kardeşi:

– Abla, seni ilk kez bu kadar mutlu görüyorum, gerçekten çok mu istiyorsun bu çelloyu?

– Evet Kaan hem de çok… Biliyor musun, o da beni istiyor, bana kendisi söyledi benim için yapılmış.

– Nasıl çalacaksın peki, sen çalmayı bilmiyorsun?

– Okan öğretmenimden isterim bana öğretmesini, göreceksin çok güzel olacak…

O gün okul çıkışı babası aldı Zeyno ile Kaan’ı ve doğru çellonun satıldığı dükkâna gittiler. İşte oradaydı çellosu ve yine gülümsüyordu Zeyno’ya. Babası satıcı ile konuşurken, Zeyno ve Kaan çelloyu inceliyorlardı. Zeyno sabırsızlıkla satıcı amcanın çelloyu vitrinden çıkarmasını bekliyordu. Ancak babası başı önde, üzgün bir sesle, “Haydi çocuklar gidiyoruz!” deyince anladı bir şeylerin ters gittiğini.

– Baba, çellom?

– Haydi dedim, eve gidiyoruz!

Evde babası çellonun çok pahalı olduğunu ve alamayacaklarını söyledi. Zeyno yalvardı anne ve babasına’’ ne olur, söz bir daha hiçbir şey istemeyeceğim, ne olur çok istiyorum.’’ diye ama çok pahalıydı çello, alamazlardı.

Zeyno o gün sabah kadar ağladı, çellosuna ayırdığı yere bakarak. Aslında durumu anlıyordu ama kabullenemiyordu, o kadar hayal etmişti ki ona sahip olmayı.

Aradan bir hafta geçti, ancak Zeyno çelloyu unutamıyor, her gün okula giderken ve okul çıkışında dakikalarca çelloya bakıyordu. Sanki küsmüştü çello ona, artık bir şey fısıldamıyor, sadece yüzünde acı bir gülüşle Zeyno’ya bakıyordu.

Ablasının bu kadar üzüldüğünü gören Kaan bir gece sessizce ablasının yanına geldi ve yanağına bir öpücük kondurarak:

– Ablacım, seni çok seviyorum, biliyorsun. Hani babamla çelloya bakmaya gideceğimiz zaman şarkılar söylüyordun ve dans ediyordun ya, ben seni hep öyle mutlu görmek istiyorum. Sen benim derslerime hep yardımcı oldun, arkadaşlarımla ne zaman sorun yaşasam beni hep korudun. Ben de senin için bir şey yapmak istiyorum,diyerek elindeki kumbarayı ablasına uzattı. Ablası şaşkın şaşkın kumbaraya bakarken, Kaan:

– Ben harçlıklarımı biriktiriyordum bilgisayar almak için. Dedemlerin verdiği bayram harçlıkları, annemlerin verdiği harçlıklar… Bu paralar belki benim istediğim bilgisayarı almama yetmez ama çello almaya yetebilir, ne dersin?

“Ablacım!” diyerek sarıldı kardeşine Zeyno, hem ağlıyor hem gülüyordu.

Beraber saydılar paraları sanki yetecek gibiydi, Zeyno’nun kalbi gene güm güm atmaya başladı mutluluktan. Bir yandan kardeşine sarılıyor, bir yandan şarkılar söylüyordu.

Ertesi sabah fikirlerini anne ve babalarına anlattılar. Çok istekli olmasalar da çocuklarındaki bu hevesi ve mutluluğu gören anne ve babası kabul etti çocuklarının isteklerini. O gün okul çıkışı babaları ile birlikte tekrar dükkâna gittiler. Zeyno ve çellosu birbirlerine gülümserken, Kaan sessizce ablasının kulağına,

– Abla ben de duydum bu sefer, çello seninle konuşuyor, dedi.

Evet, bu sefer satıcı amca çelloyu vitrinden alıyor ve kılıfına koyuyordu. Babasına baktı Zeyno, babası da gülümsüyordu. Oldu bu iş diye düşünen Zeyno sevincini gizleyemiyor bir babasına bir kardeşine sarılıyordu. Babaları kumbaradan çello parasını alıp satıcı amcaya ödedikten sonra kumbarayı çocuklarına geri verdi. Kumbaranın içine bakan Zeyno içeride 1 tl arttığını gördü. Evet, para yetmiş, hatta artmıştı bile.

d3923074b7c39e4a91c33d49ac2ccb4dZeyno’nun okulunda çok sevdiği müzik öğretmeni olan Okan Bey, Zeyno’daki müzik ve çello aşkını ve ondaki ışığı görüp, okul çıkışları Zeyno’ya çello çalmasını öğretiyordu. Çok mutluydu Zeyno, kardeş sevgisi ve fedakârlığı, ailesinin ve öğretmeninin desteği ile çello çalmayı çok kısa sürede öğrendi hatta en yakın arkadaşı ve sırdaşı çello ile artık bütünleşmiş, beraber yeni yeni besteler yapmaya başlamıştı.

İlk bestesine “Kardeşim” adını veren Zeyno, Okan öğretmeninin fedakârlıkları ve desteği ile verdiği ilk konserinden kazandığı parayla biricik kardeşi Kaan’a hayatının sürprizini yaptı.

Kapı çalıyordu, evin küçüğü olarak kapı açma görevi her zamanki gibi Kaan’ındı. Kapıda kocaman bir paket ve üzerinde ‘’Kaan Bey için’’ yazan kartı görünce çok şaşırdı. Büyük bir hevesle açtığı kutuda en çok istediği model bilgisayarı gören Kaan sevinçten evde taklalar atıyor ve avazı çıktığı kadar bağırıyordu:

‘’Ablaaa, seni çook seviyorummm!!!’’

Yıllar yılları kovaladı. Artık Zeyno tüm dünyada tanınan bir çellist olmuştu. Kardeşi Kaan ise çok başarılı bir bilgisayar mühendisi…

Zeyno tüm hayatını müziğe ve çelloya adayan biri olarak mutlu öldü. Ailesiyle yaşadığı ev ise yıllar sonra müze haline getirildi. Müzede Zeyno’nun çellosundan sonra en değerli parça da kardeşinin Zeyno’ya hediye ettiği kumbara ve içindeki 1 Türk Lirası idi.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir