Otizmin hayatınıza en büyük etkisi, size bir anda çocuğunuzla birlikte koca evrenin içinde yapayalnız kalmış hissi vermesidir. Bu his sizi un ufak eder bazen, nefes almakta zorlanırsınız. Eğer başınızı çevirdiğinizde tıpkı sizin gibi hisseden başka bir anneyle karşılaşırsanız, yeniden derin nefesler almaya başlayabilirsiniz.

Benim yeniden nefes almaya başladığım dönem, Nazım Özgün’ün ağır seyreden otizm tablosuna uygun eğitim ve tedavi sürecini başlattıktan sonra, bizimle aynı sorunları yaşayan diğer otizmli çocuk aileleri ile tanışmamla başlıyor.

Sanırım “aslında hiç yalnız değilim ki, benimle aynı şeyleri hisseden, düşünen, yaşayan birçok anne-baba var” dediğim günden beri, aktif olarak otizmle ilgili sivil toplum çalışmalarında görev alıyorum. Önce derneklerde, sonra da 2007’den itibaren tüm otizm sivil toplum örgütlerini bir araya getirdiğimiz çatı oluşumu Otizm Platformu’nda çalışırken, içimdeki umut hiç değişmedi: Bir gün bu ülkede otizmli çocuklar için bir şeyler değişecekse, bu bizim çabalarımızla olacak!

Otizm Platformu’na bağlı derneklerin de müdahil olarak takip edecekleri bu dava dilekçesi kabul edilirse, Türkiye’de farklı gelişim gösteren bireyler için ilk kez bir “eğitimde ayrımcılık davası” açılmış olacak. Bu dava, sadece Cem Görkem için değil, eğitim hakkından mahrum edilen tüm otizmli öğrenciler için emsal teşkil edecek bir dava olacak. Özellikle kaynaştırma eğitimi konusunda çok açık mevzuata rağmen, uygulamadaki sorunlar, keyfi davranışlar veya aldırmazlık, maalesef birçok çocuğumuzun okulsuz kalmasına yol açıyor.

Dün, Türkiye’de yaşayan otizmli çocuklar ve aileleri için önemli bir gündü. Otizmli öğrenci Cem Görkem Gündoğdu adına ilgili savcılığa verdiğimiz dilekçeyle, ‘sınavların Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde yer alan şartlar sağlanmadan yapılması’ gerekçesiyle “eğitim hakkının ayrımcılık yapılarak engellenmesi” konusunda suç duyurusunda bulunduk ve konuyla ilgili bir basın açıklaması yaptık.

Otizm Platformu’na bağlı derneklerin de müdahil olarak takip edecekleri bu dava dilekçesi kabul edilirse, Türkiye’de farklı gelişim gösteren bireyler için ilk kez bir “eğitimde ayrımcılık davası” açılmış olacak. Bu dava, sadece Cem Görkem için değil, eğitim hakkından mahrum edilen tüm otizmli öğrenciler için emsal teşkil edecek bir dava olacak. Özellikle kaynaştırma eğitimi konusunda çok açık mevzuata rağmen, uygulamadaki sorunlar, keyfi davranışlar veya aldırmazlık, maalesef birçok çocuğumuzun okulsuz kalmasına yol açıyor.

Cem Görkem’in yaşadıkları konuyu özetlemek açısından iyi bir örnek teşkil ediyor. Müzik konusunda özel yetenekli olan Cem Görkem girdiği sınavların Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde yer alan şartlara aykırı olması nedeniyle, başarı sağlayamadı ve yeteneğine uygun eğitim göreceği Güzel Sanatlar Meslek Lisesi’ne alınmadı. Babası Cezmi Gündoğdu’nun açıklamasına göre, Görkem’in özel eğitim hizmetleri yönetmenliğiyle sağlanan haklarına göre ayrı bir sınava girmesi gerekirken, diğer çocuklarla aynı sınava alındı. Ailenin “rehber öğretmenle sınava girsin” dilekçesi ise gündeme alınmadı.

Ek kontenjan hakkı üzerinden yeniden sınava giren Cem Görkem, yeteneğine rağmen bu sınavda başarı sağlayamadı. Ailesinin Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Mersin Valiliği’ne yaptığı başvurular da sonuç vermedi. Bir önceki Otizm Platformu Dönem Koordinatörü Ergin Güngör’ün STK adına okul yönetimini MEB’in ilgili yönetmeliğine uyulması konusundaki ikna çabaları ise ‘bize işimizi öğretmeyin’ şeklinde trajikomik bir şekilde yanıtlandı.

Sonuçta kendi yeteneğinden tamamen alakasız olarak Endüstri Meslek Lisesi’ne gitmek zorunda kalan Cem Görkem, şimdi müzik eğitimine bir yandan devam ediyor, ancak ileride eğitimine nasıl devam edeceğini dava süreci belirleyecek.

***

Dün sabah İstanbul Çağlayan Adalet Sarayı önünde basın açıklaması için otizmli çocuk sahibi anne-baba dostlarımla beraberken düşündüm, mücadele sürecinde en önemli olan, birlik duygusu. Biz birlikte daha güçlüyüz ve bu yüzden, çocuklarımızın haklarını savunmak için de hep birlikte hareket etmemiz gerekiyor.

Otizm Platformu’na bağlı derneklerin temsilcileri ve tüm otizmli çocuk sahibi aileler olarak şimdi daha çok çalışma zamanı. Unutmayalım ki çocuklarımızın haklarını savunmak, bir tercih değil, anne-baba olmanın sorumluluğu. Bu nedenle artık çocuklarımızın otizmden kaynaklanan sorunlarının ve yolumuza çıkarılan engellerin giderilmesi sesimizi yükseltiyoruz.

Çocuklarımızın haklarını hep birlikte arayacağız. Artık susmayacağız!

Otizm Platformu, otizmle ilgili çalışmalar yapan 24 farklı otizm sivil toplum kuruluşundan oluşuyor. Platform, yetişkin otizmlilerden, yeni teşhis alan otizmlilere kadar temel vatandaşlık gereksinimleri olan eğitim, sağlık, meslek edinme, çalışma, barınma, bakım ve sosyal hakları gibi Anayasa’dan başlayarak diğer yasalardan kaynaklı tüm hakların kullandırılması ve eksikliklerin düzenlenmesi yönünde 2007 yılından beri faaliyetlerini sürdürüyor. Otizm Platformu olarak sadece Cem Görkem’in davasında değil, hakkını arayan her çocuğumuzun yanında olmaya devam edeceğiz.

Biraz gerçekçi olmak gerekirse, toplumsal yapımız açısından bir sivil toplum örgütü bünyesinde çalışmak, ciddi bir tedirginlik yaratıyor. Sanki “örgüt” denince direkt bir suç işliyormuşuz veya başımıza ters bir şey gelecekmiş gibi hissedebiliyoruz. Oysa örgütlü olmanın hiçbir sakıncası olmadığı gibi, bilmeliyiz ki ancak örgütlü çalışırsak sorunların aşılması için aşama kaydedeceğiz. Çocuklarımız en iyi biz tanıyoruz ve sorunlarımızı en etkin biçimde ilk ağızdan biz anlatabiliriz.

“Ben ne yapabilirim ki?” demeyin, herkesin kendi şartlarına göre yapabilecekleri var. Sosyal mecrada çalışmaların duyurulması için destek verebilirsiniz. Kendi ilinizde ve/veya yakın illerden birindeki derneklerimizde aktif görev alabilir, hatta kendi ilinizde bir otizm derneği yoksa kurulması için çalışabilirsiniz. Bireysel dilekçelerle yasaların uygulanması için baskı kurulmasına yardımcı olabilirsiniz.

Geçtiğimiz 2 Nisan günü Otizm Platformu katkılarıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından açıklanan ve Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından da imzalanan ‘Otizm Eylem Planı’ halen ülkemizde otizmle ilgili her alanda yaşanan sorunları çözüm önerileri ile birlikte derliyor. Otizm Eylem Planı’na alınan tüm çözümler için 1 yıl, 3 yıl gibi belirli zamansal hedefler saptandı, çünkü ailelerin durumları gün geçtikçe çözümsüz bir noktaya doğru ilerliyor. Zaman geçiyor, çocuklarımız büyüyor. (OTİZM EYLEM PLANI DESTEK FİLMİ )

Üstelik şimdi sorunların giderilmesi için saptanan çalışmalar yapılamazsa, örneğin otizmli bireyler eğitimden mahrum bırakılırsa, çok uzak olmayan bir gelecekte kendi kendisine yetemeyen, ailesi yaşlanan veya vefat eden çok sayıda otizmli birey için çok sayıda bakım merkezlerine ihtiyacımız olacak. Var mı? Yok!

Cem Görkem’in hikayesine paralel olarak Otizm Eylem Planı’nda “MEB, otizmli çocukların meslek, güzel sanatlar ve spor liselerinde kaynaştırma eğitimi almalarını, yetenek sınavları raporları dikkate alınarak yapılmasını sağlamalı” ifadeleri yer alıyor. Demek ki Plan hakkıyla uygulanıyor olsa, belki de hiçbir çocuğumuz Cem Görkem’in veya Nazım Özgün’ün veya halen AİHM’de eğitimde ayrımcılık davasının incelemesi devam eden Ozan Barış’ın yaşadıklarını yaşamak zorunda kalmayacak.

İşte bu noktada biz otizmli çocuk sahibi aileler, MEB başta olmak üzere, Otizm Eylem Planı’nda yer alan çalışmaların bir an önce başlatılması için ilgili Bakanlıklara ve Plan’ın uygulanması için bizlere kişisel söz veren, çalışmaların yapılmasını bizzat takip edeceğini söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a var gücümüzle sesleniyoruz.

Otizm Eylem Planı’nın uygulanmasını sağlamak için Otizm Platformu farklı çalışmalar yapıyor. Hukuksal süreci başlatmanın yanı sıra, ailelerin bireysel destekleri ile Plan’ın uygulanması için bir kamuoyu baskısı yaratmayı hedefliyoruz.

Otizmli çocuk sahibiyseniz veya bizlere destek olmak istiyorsanız, Otizm Platformu Facebook grubu sayfasında yer alan dilekçe örneğini, bulunduğunuz illerde İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine, İl Sağlık Müdürlüklerine, ASPB İl Müdürlüğü, Valilik ve Kaymakamlık makamlarına ulaştırabilirsiniz.

Bu dilekçenin aileler tarafından imzalanıp ilgili birimlere teslim edilmesi ve çok sayıda ailenin dilekçe vermesi Otizm Eylem Planı’nın bir an önce uygulanması için ciddi bir süreç başlatacak. Lütfen dilekçeleri imzalayıp vermekten çekinmeyelim. Unutmayalım ki, fazladan bir şey talep etmiyoruz, ajitasyon yapmıyoruz, sadece çocuklarımızın vatandaşlık haklarının verilmesini istiyoruz!

Otizm Platformu ve bağlı dernekler olarak ayrıca kurumsal olarak dilekçelerimizi başta Başbakanlık olmak üzere tüm ilgili Bakanlık ve kuruluşlara vereceğiz.

Lütfen, siz de dilekçeyi bilgisayarınıza indirin, gerekli bölümleri doldurun, bir gününüzü ayırın ve kurumlara teslim edin. Her dilekçe, çocuklarımızın sesine ekleyen yeni bir ses demek! Sesimiz güçlü çıksın istiyorsak, çocuklarımızın geleceği kararmasın derdindeysek, hadi lütfen bir imza verin!

***

Otizmli bir çocuk annesi olmak kişisel anlamda beni çok değiştirdi, hatta farklı bir yönde büyüttü. Bunca yıl sonra otizm çalışmalarında hissettiğim keyfi, huzuru ve tatmini başka hiç bir işten almayacağımı çok iyi biliyorum. Sadece kendi çocuğumun değil, birçok otizmli çocuğun hayatında iyi yönde bir değişiklik yaratmanın huzurunu da başka hiçbir şeye değişmem!

Dün sağlam ve güzel bir adım attık, uzun yıllardır verdiğimiz emek büyük, ama bundan sonra da hep birlikte çok çalışıp devamını getireceğimize inanıyorum.

Siz de eğitimde ayrımcılığa dur demek için, lütfen sesimize ses katın!

#OtizmdeAyrımcılığaHayır !

OTİZM PLATFORMU’na ulaşmak için:

E-posta: [email protected]

Facebook grup sayfası: https://www.facebook.com/groups/otizmplatformu/

Twitter hesabı: @otizmplatformu

Web site: www.otizmplatformu.org