Bir suda doğum deneyimi

24 Şubat 2012 - Yazar: berrak çiftçi - Kategoriler: Çorap Örenler, Genel

Yeni doğan bir bebeğin dünyasının nasıl olduğunu merak ediyorsanız, kendinizi hiç tanımadığınız, bilmediğiniz uzaaak çok uzak bir gezegende hayal edin sadece, her şey yeni her şey keşfedilesi, nefes almayı bile, ilk hava ile temas ettiğiniz o ilk doğduğunuz anda öğreniyorsunuz.

Benim için bir insanın dünyaya geldiği o ilk an çok önemli. Bu yüzdendir ki doğum şeklime karar verirken SU’da olmasını istemişimdir kendimi bildim bileli. Sonradan yaptığım bazı araştırmalar sonucunda, anne karnındaki sudan, bebeğin aynı ısıda olan suya çıkışının, onun için de oldukça yumuşak bir geçiş olduğunu anladım. Bebek, böylelikle sert ya da zorlu bir geçişten ziyade, sakin ve sessiz bir geçiş yaşar Dünya’ya. Bu geçiş esnasında ses ve ışık konusu da çok önemli diye düşünüyorum. Suya doğan bebek, doğru koşullar sağlandığı takdirde zaten karanlık ve su gibi sessiz bir ortama doğarak, ilk teması sudan çıkar çıkmaz kordon kesilmeden annesinin göğsünde yaşıyor.

Yani, suda doğum, hem bebek için, hem de doğuran kişi için bir aksilik olmadığı takdirde, en kolay ve doğal yol diye düşündüm. Tüm bu bilgiler ve isteğim doğrultusunda, doktorumun ve eşimin de katkılarıyla, 9 ay olarak bildiğim ama tıbben aslında 40 hafta olarak hesaplanan hamilelik süreci, 39. haftada gelmeyi seçen kızımı suda doğurmamla son buldu. Kolay bir hamileliğin ardından hayal ettiğim gibi nispeten kolay bir doğum yaşadım.

Hamileyken pek çok kişi konuşur, sezaryen mi olacaksın, normal mi olacak, korkular, endişeler sıralanır, her kafadan bir ses çıkar. Ailem de bu düşüncemi açtığımda ilk başta şaşırmış ve belki de endişelenmişti. Zira etrafta bilinen, bu tür bir deneyim yaşayan tanıdık yoktu. Ben çok inandım ve çok istedim bunu. Sonuçta belki de sadece bir kez yaşanacak bir olay bu bir kadının hayatında.

Ama sonradan anladım ki Türkiye’de doğum başlı başına bir konu ve suda doğum yapan annelerle öyle sokakta pek sık karşılaşılmıyor, yani ben karşıma gelen bir anne ile muhabbet esnasında doğum şekli hakkında çok konuşamıyorum, diyalog hep söyle oluyor:

X : “Bebiş kaç aylık, sezeryan mı oldu normal mi ?”

B : “Suda doğurdum ben :)

X : “Efendim ????”

B : “Suda, hani sıcak su havuz falan kuruluyor içine giriyorsunuz, güzel yani”

X : “? ! ?…”

Ardından da peş peşe spontane sorular sıralanıyor :

1. Nasıl oldu, bebek boğulmaz mı suda ?
Hayır bebek anne karnında zaten suyun içinde, bebek  anne karnındaki suyun derecesiyle aynı sıcaklıkta olan suya çıkınca , dünyaya çok yumuşak bir geçiş yapmış oluyor, bu da doğum travmasını baya büyük ölçüde engelliyor.

2. Nerede doğurdun Türkiye’de var mı ?
Türkiye’de var, İstanbul, İzmir, Ankara ve Bodrum’da diye biliyorum. Doğumda kullanılan havuz doktorun kendi havuzu idi. Tek ihtiyaç olan o havuzun sığabileceği kadar genişçe bir odaya sahip olan hastane. Tabi  hastane ortamında doğurmamak da mümkün, sanıyorum havuzu eve de kurabiliyorlar. Son anda oluşabilecek durumlar içinse kapıda bir ambulans bulundurmakta fayda var. 2. kez doğurursam gene suda ama evde doğururum diye düşünüyorum.

3 . Çok pahalı değil mi peki ?
Hayır, yani paha göreceli bir mevzu ama diğer doğum şekillerine kıyasla eş değer bir skalada diyebilirim.

4 . Bodrumda nasıl oldu denizde mi doğurdun ? (Bu karşılaştığım en bomba soru idi)
Hayır tabii ki denizde doğurmadım, bildiğiniz sıcak musluk suyunu, özel havuza doldurup steril solüsyon koyuyorlar ve bu su insan bedeni sıcaklığında oluyor. Havuzun strafor ısı geçirmeyen kapağı da var, doğum anına dek kapalı kalarak ısıyı muhafaza edebiliyor.

5. Türkiye’de her hastanede yok, nasıl buldun bunu ?
Ben hastane değil doktor buldum, onu da internetten buldum :) hemen kalktım gittim, ilk görüşmede belirttim ki, bir aksilik olmaz ise ben suda doğurmak istiyorum, o yüzden buradayım… Sanırım 9 haftalık hamile idim o zaman.

6. Doğum nasıl gerçekleşti ?
Doğum için doktorumla şöyle anlaşmıştık, zamanı gelince -suyun gelmesi sancı başlaması vs- doktoru arayacaktım ve o da havuzu alıp hastaneye gidecekti. Hastane seçiminde anahtar nokta havuzun hastane odasına sığabilecek olması, yani odaların geniş olması.

1 hafta kadar 3 cm açıklıkla gezmiş biri olarak bir gece ansızın suyum geldi ve 22:00 civarlarında doktor ile hastanede buluştuk. Gece doğum yapmak ne şahaneymiş hava karanlık olduğundan. Odam kocamandı, ışıkları kapatmış ve mumlar yakmışlardı, fonda da hafif bir müzik vardı, tüm bunları hazırlamış, havuza da sıcak suyu doldurmuşlardı. Çok romantik, hayal gibi geliyor kulağıma bugün bile. Odada uzun süre eşim ve ben vardık, sakin, özgür ve ev gibi bir ortamda doğumu bekleme şansını yakalamıştım. Bu tür aktif doğumlarda yiyecek kısıtlaması var ama içecekler serbest. Ağrı kesici ya da epidural yapılmıyor çünkü.

Doğum için zaten hastaneye gittiğimde 5 cm olan açıklık orada geçen bu sürede -ortalama 3 saat- 7 cm’e ulaşmıştı ama benim hissedilir bir sancım yoktu. Sonradan suni sancı aldım, hissizliğimin bedeli bu oldu ama şikayetim yok, hızlı, aktif ve keyifli bir doğumdu benim adıma. Zaten 8 cm kadar açıklık oluşunca suya alıyorlar anneyi. Sonra iş başa düşüyor, yanımda ebe ve eşim olsa da doğum bire bir yalnız yaşanıyor.

Doğum gerçekleşince bebek kordon kesilmeden göğsümde kaldı bir süre ama sonra aldılar, ilk bakımı yapıldı ve sonra odada buluştuk, giydirilmiş yanıma gelmişti. Bu esnada sabah saat 06:30 civarlarındaydı, sabah olmuş, güneş doğmuştu artık. Aileme doğumun ertesinde haber verdim. Tavsiyem gece doğuruyorsanız kimseleri rahatsız etmemek ve sakince doğurmak. Hem kalabalık olmaz hem de diğer insanların telaşını da yaşamazsınız böylece.

Benim doğum hikayem böyle, anne adaylarına ve tekrar anne olmak isteyenlere suda doğumu kesinlikle tavsiye ederim.

Tümünü gör