Bebek sahibi olmaya karar veren veya hamilelikle ilgili güzel haberi alan çiftlerin, evlerinde besledikleri sevimli dostlarının kaderini belirleme sürecine girmeleri, ülkemizde çok sık rastladığımız problemlerden biridir. Bu sürecin başlamasındaki en büyük etken, yeterli bilgi donanımına sahip olmadan kulaktan duyma bilgilerle toplumumuzda oluşan ciddi kaygılardır.

Odakları ve öncelikleri değişen anne ve baba adayı olan pet sahipleri , aile ve çevre baskısıyla gönülsüz olarak bu sürece itilir ve karar verme aşamasında kadın doğum hekimlerine, çocuk hekimlerine ve veteriner hekimlerine danışmak isterler.

Bu süreçte hekimlerin öncelikli görevi ; hamilelik sürecinin biyogüvenliğini sağlamak amacıyla risklerin belirlenmesi, anne ve baba adaylarının bilgilendirilerek gerekli önlemlerin alınmasının sağlanmasıdır.

Veteriner Hekim olarak bu yazımızda sizlere sunacağımız bilgiler, evinizin ferdi olan minik dostlarımız adına alacağınız kararın bilimsel doğrultuda olmasını sağlayacaktır.

• Evde kedi, köpek besliyorsak bilmemiz gerekenler:

Evlerimizin yüzeyindeki bakteri florası, adi patojen bakterilerden oluşmaktadır. Bağışıklık sistemi yeterince gelişmiş olan yetişkinlerde hastalık oluşturma gücü oldukça zayıf olan bu bakteriler, evde beslediğimiz minik dostlarımızın yüzey florasında da mevcuttur. Bu durum hijyen kurallarına dikkat eden anne adayı için hiçbir tehlike oluşturmamaktadır. Bu durumu çok basit bir örnekle açıklarsak ; yüzeye temas ettiğimiz elimizi yıkamadan elimizle bir şey yemiyorsak, minik dostlarımızı sevdikten sonra da aynı hijyen kurallarını uygulamalıyız.

Ancak minik dostlarımızın tuvaletleriyle ilgili hijyen tedbirleri daha önemlidir. Anne adayları mümkünse kedilerin tuvalet kabı temizliğine hamilelik süresince ara vermeli, bu mümkün değilse eldiven kullanarak gerekli hijyen kurallarını uygulamalıdır. Aynı kural köpeklerin tuvaletlerinin toplanması sırasında da geçerlidir. Evcil petlerinizin tuvaletlerindeki gram negatif bakteri florası zengin olup hamilelik haricinde de hijyen açısından önem arz etmektedir.

Evde beslediğimiz minik dostumuz kediyse, hamilelik döneminde tuvalet temizliğinin oluşturabileceği en büyük risk toksoplazmosis adı verilen paraziter hastalıktır. Toksoplazma etkeni genelde insanlarda çok hafif bir enfeksiyon oluşturur ; vücut ısısı yükselir, gribal bir enfeksiyon görüntüsü vererek birkaç günlük süreçte sonlanır ve enfeksiyonu geçiren kişide doğal bağışıklık oluşur. Ancak bağışıklık sistemi düşük olan insanlarda enfeksiyon daha ağır seyir gösterebilmekte ve hamilelik döneminde düşüklere neden olabilmektedir. Bu paraziti kediler vektör (taşıyıcı) olarak bulundurabilir. Dışarıyla bağlantısı olmayan, avlanmayan, çiğ et yemeyen veya çiğ süt içmeyen kedilerde bulunma ihtimali oldukça düşük olan bu paraziter hastalıkla ilgili riskin belirlenmesi hamilelik süresince anne ve çocuk sağlığı açısından oldukça önemlidir.

Riskin belirlenmesi iki aşamadan oluşmaktadır:

1. Anne adayına uygulanan rutin testlerle toksoplazma antikorlarına bakılarak, geçmişte enfeksiyonu geçirip geçirmediğinin ve doğal bağışıklığın oluşup oluşmadığının belirlenmesi.

2. Evinizde beslediğiniz kedinizin, veteriner hekimi tarafından toksoplazma için taşıyıcı olup olmadığına dair testlerin uygulanması.

Bu iki aşamalı test tamamlandığında riskler belirlenir. Bu sayede minik dostunuz hakkında daha sağlıklı ve doğru olan kararı vermeniz mümkün olur.

Yapılan rutin testlerle anne adayının toksoplazma açısından seropozitif olması geçmişinde bu enfeksiyonu geçirmiş olduğunu ve doğal bağışıklığın gelişmiş olduğunu gösterir. Bu durumda anne adayının kedilerle kontak kurmasında sakınca yoktur. Anne adayının seronegatif olması durumunda enfeksiyona karşı bağışık olmadığı kabul edilir ve seropozitif olan bir kediyle veya testi yapılmamış yabancı bir kediyle temasından kaçınılmalıdır. Evdeki kedinizin test sonucu seronegatif ise taşıyıcı olması söz konusu değildir.

Risk Faktörlerinin Değerlendirilmesi:

Anne adayıSeronegatifKediSeronegatifRisk Yok
Anne adayıSeronegatifKediSeronegatifRisk Var
Anne adayıSeronegatifKediTest YapılmamışRiskli Olabilir
Anne adayıSeropozitifKediSeronegatifRisk Yok
Anne adayıSeropozitifKediSeropozitifRisk Yok
Anne adayıSeropozitifKediTest YapılmamışRisk Yok
Anne adayıTest YapılmamışKediTest YapılmamışRisk Faktörü Belirsiz

Yapılan araştırmalarda, dünyada insanların %50 sinin, kedilerin ise %30 unun bu enfeksiyona karşı bağışık olduğu saptanmıştır.

Veteriner Hekim olarak bilmenizi isteriz ki toksoplazma enfeksiyonunun en önemli kaynağı kediler değildir. Çiğ et, çiğ süt ve iyi yıkanmamış sebze ve meyveler en büyük risk kaynaklarıdır.

Evde beslediğimiz minik dostumuz köpekse, insan sağlığı açısından tuvalet temizliğinin oluşturabileceği en büyük risk kist hidatik adı verilen paraziter hastalıktır. Bu enfeksiyon hamilelik ve bebeğiniz açısından ciddi bir risk artışına neden olmaz.

Halk arasında kedi ve köpeğinizin tüyü kist yapar, hamilelik sırasında bu tüyler risk oluşturur gibi kaygılar söz konusudur. Kedi veya köpeklerin tüyleri ile sizin saçınız arasında anatomik olarak bir fark olmadığını bilmenizi isteriz. Böyle bir durum gerçek olsaydı mantık olarak saçlarımızı yuttuğumuz zaman da kist oluşması mümkün olurdu. İnsan vücudunda kist oluşumuna neden olan ekinokok tenyasının yumurtalarıdır. Bu tenya çiğ et yiyen veya avlanan köpeklerin bağırsaklarında oluşur ve bu tenya bir süre sonra yumurtlamaya başlar. Ancak bu parazitle enfekte olan köpeklerin dışkısıyla temas sonucu risk faktörleri söz konusu olabilmektedir. Çiğ etle beslenmeyen, avlanmayan, serbest dolaşmayan ev kedileri ve köpekleri düşük risk grubunu oluştururlar. Her ne kadar bahsettiğimiz risk çok düşük de olsa, veteriner hekiminiz minik dostlarımızın 3 aylık periyodik parazit tedavilerini yaparak riski sıfırlamaktadır. Veteriner hekim risk faktörünü yüksek gördüğünde veya hamilelik döneminde risk yönetimi yapmak istediğinde parazit tedavilerini 1,5 aylık periyotlara alabilmektedir.

Kedi ve köpek dostlarımızın düzenli veteriner hekim kontrolünden geçmesi, aşılarının ve parazit tedavilerinin düzenli yapılması, hijyen kuralları açısından alacağınız bir takım basit önlemler sizi ve bebeğinizi koruyacaktır.

• Evde Kuş Besliyorsak Bilmemiz Gerekenler:

Kuşlar , evlerde en yaygın olarak beslenen dostlarımızdır. Kuşlardan insanlara geçen bir takım hastalıklar olmakla birlikte pratikte çok rastladığımız bir durum değildir. Özellikle papağanların taşıyıcı olabileceği Klamidya psitacci adındaki mikroorganizma, bağışıklık sistemi düşük insanların akciğerlerinde zatürre benzeri enfeksiyonlar oluşturabilmektedir. Psittakozis adı verilen bu enfeksiyonun hamilelik döneminde görülme sıklığı son derece azdır. Evimizdeki kanatlı dostumuzu hamilelik süresince evden uzaklaştırmamıza gerek yoktur. Sadece gerekli hijyen kurallarına uyulması yeterli olacaktır. Kafesin temizlenmesi sırasında eldiven kullanılması ve temastan sonra ellerin iyi yıkanması yeterli olacaktır.

• Evde Kemirgen Besliyorsak Bilmemiz Gerekenler:

Son zamanlarda evlerde yaygın olarak beslenmeye başlayan Guinea pig, Hamster, Roborowski gibi kemirgenler genelde zararsız olmalarına rağmen hamilelik döneminde risk oluşturabilmektedir. Çünkü bu hayvanlar normal insanları etkilemeyen bir virüs taşıyabilmektedirler. Lenfositik Koriyomenenjit virüsü ( LCMV ) olarak tanımlanan bu virüs gelişmekte olan bebeği olumsuz yönde etkileyebilir. LCMV ile enfekte bebekte en sık görülen belirti görme bozukluklarıdır. Bu yüzden hamilelik döneminde kemirgenlerin ortamdan uzaklaştırılmaları uygun olacaktır.

• Evde Sürüngen Besliyorsak Bilmemiz Gerekenler:

Egzotik dostlarımızın popülasyonunun artmaya başladığı son zamanlarda yeşil iguanaları, piton yılanlarını ve Singapur tipi su kaplumbağalarını evlerimizde çok sık görmeye başladık. Bu tip soğuk kanlı sürüngenlerin dışkısında salmonella adı verilen bakteriler yoğun şekilde bulunur. Salmonella enfeksiyonları genelde sindirim sisteminini etkileyerek kusma, bulantı ve ishal gibi belirtiler oluşturur. Gıda zehirlenmelerinde de aynı etkenle çok sık karşılaşmaktayız ve tedavisi oldukça basittir. Hamilelik döneminde anne için riskli enfeksiyonlar grubuna girdiğinden hamile kadınların bu tarz sürüngenlerin dışkılarıyla temas etmemesi uygun olacaktır.